TüM CHaTLaQSLaR BuRDa SeN NeRDeSiN??
 
AnasayfaGaleriSSSKayıt OlGiriş yap
MiSaFiR
widgeo.net
Web Counter
En son konular
» www.radyocare.djop.de
tarafından _troyaa_ C.tesi Tem. 04, 2015 10:27 pm

» www.radyocare.djop.de
tarafından _troyaa_ Çarş. Tem. 01, 2015 11:45 pm

» www.radyocare.djop.de
tarafından uğurradyo C.tesi Ara. 07, 2013 2:07 pm

» yayindayim
tarafından uğurradyo C.tesi Ara. 07, 2013 2:05 pm

» Üsküdarda sabah oldu ,hadi kahvaltiya....
tarafından uğurradyo C.tesi Ara. 07, 2013 2:01 pm

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 217 kişi Cuma Tem. 28, 2017 11:59 pm tarihinde online oldu.
En iyi yollayıcılar
_troyaa_ (5389)
 
DeLiYaR (3274)
 
BaRoNeS (2252)
 
ANGeLiNa (1988)
 
ALTIN_DAMLA (743)
 
GuLGuZeLi (637)
 
ruzgar (543)
 
hope (509)
 
GüL-PeRiSi (444)
 
CaT_GiRL (250)
 
Flatcast.fr
ONLiNe RaDYo

Sosyal yer imi
Sosyal yer imi delicious  Sosyal yer imi reddit  Sosyal yer imi stumbleupon  Sosyal yer imi slashdot  Sosyal yer imi yahoo  Sosyal yer imi google  Sosyal yer imi blogmarks  Sosyal yer imi live      

Flatcast.fr CHaTLaQS

Sosyal bookmarking sitesinde CHaTLaQS adresi saklayın ve paylaşın
RaDYoCaRe

Paylaş | 
 

 Sessiz Gemi -- Hikayesini Biliyor musunuz?

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
_troyaa_
RooT
RooT
avatar

Mesaj Sayısı : 5389
Yaş : 23
Lakap : CaRe
cizgi resim :
ReP PuaNi : 8
ReP GüCü : 7330
Kayıt tarihi : 10/12/08

MesajKonu: Sessiz Gemi -- Hikayesini Biliyor musunuz?   Cuma Kas. 19, 2010 2:51 pm

Sessiz Gemi -- Hikayesini Biliyor musunuz? Nazım Hikmet- Yahya Kemal ve Celile
Nazım Hikmet'in annesiyle Yahya Kemal arasındaki aşkı farkettiği an...


Celile Hikmet resimleri ile olduğu kadar güzelliği ile de tüm İstanbul’un diline destan bir kadındı... İstanbul sosyetesinin en çok konuş**an kadınları arasındaydı...

1900 yılında bu dillere destan güzellik, Osmanlı’nın meşhur valilerinden Nazım Paşa’nın oğlu Hikmet Bey ile evlendi...
Türk şiirinin dünya çapındaki en önemli ismi olan Nazım Hikmet de bu beraberlikten doğacaktı...

1916’ya gelindiğinde Celile Hanım’la eşi Hikmet Bey arasında şiddetli bir geçimsizlik başladı...



***

O günlerde Yahya Kemal, Bahriye’de okuyan genç Nazım Hikmet’in şiir hocası olarak eve gelip gitmeye başlamıştı...
Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanımla, Yahya Kemal arasında filizlenen aşk kısa bir süre sonra Celile Hanımın anlaşamadığı eşinden boşanmasıyla sonuçlandı...

Tutkuyla, ateşle, kıskançlıklarla dolu tarihin sayfalarının arasına gizlenen aşk başlıyordu...
O aşkın aktörleri sadece Celile Hanım ve ünlü şair Yahya Kemal değildi...
Nazım Hikmet, Necip Fazıl hatta Celilenin yeğeni Oktay Rıfatın, yani Türk şiir dünyasının bütün ustalarının bir tarafından dahil oldukları bir aşktı o...


***
Heybeliadada okuyan genç Bahriyeli Nazım, hafta sonları okuldan çıkar annesinin yanına gelirdi...
Yahya Kemal o günlerde genç birer Bahriyeli olan Nazım Hikmet ve Necip Fazılın bulunduğu öğrenci grubuna şiir dersleri verirdi...
Yahya Kemal hafta sonları Genç Nazım Hikmete Türkçe ile şiir dersleri verirken, İstanbulun en güzel kadınlarından olan, ressam Celile Hanımla yakınlaştı...

Nazıma verdiği derslerden arta kalan zamanlarda Celile Hanım ile Yahya Kemal sanat ve edebiyatla başlayan uzun sohbetlere başlamışlardı...
Bir süre sonra bu ilişkinin kokusu Nazımın ve Necip Fazılın öğrencisi olduğu Bahriye mektebinde duyuldu...



***

Dedikoduların ayyuka çıkması üzerine Yahya Kemal bir süre okula gelmedi...
Geldiğinde karşısına öğrencisi Necip Fazıl çıkacaktı...
Hocası olan Yahya Kemale şöyle dedi:
Hocam, kibrit suyu içerek intihara kalkıştığınızı duyduk... Sınıfın bu durumdan duyduğu derin üzüntüyü size söylemek isterim...
Hocasına yönelik bu alaycı, ironik, dalga geçen tutum bir Deniz Harp Okulu öğrencisi Bahriyeli için kabul edilmez bir davranıştı...

Necip Fazıl Bu aşk ilişkisini alaycı bir şekilde ima eden sözleri nedeniyle Kodes adı verilen tahta dolabın içinde cezaya gönderildi okulda...

***

Ne ki bu Fransızcayı ana dili gibi konuşan, piyano çalan, natürmort resimler yapan dünyalar güzeli, sanatçı genç kadın Celile ile Yahya Kemalin aşkı alevinden bir şey kaybetmiyordu...

HOCAM OLARAK GİRDİĞİNİZ BU EVE BABAM OLARAK...
Olayı genç Nazım Hikmet de fark etmişti...
Necip Fazıldan sonra bir gün Yahya Kemalin siyah pardösüsünün cebine bir not bıraktı...
Kâğıtta Yahya Kemale hitaben şöyle yazıyordu:
Hocam olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremezsiniz...
Bu not üzerine ünlü şair, tedirgin oldu...
Bir süre Celile Hanımın evine gelmedi...
Genç Nazımla karşılaşmaktan çekindi...
Celile Hanım ise Yahya Kemal yüzünden kocasından boşanmış, bütün İstanbulun kulaktan kulağa dedikodusunu yaptığı bir aşka evet demişti...
Artık evlenmek istiyordu...

Yahya Kemal bir taraftan kadını deliler gibi kıskanıyor, diğer yandan bu evliliğe yanaşmıyordu...


***

Aşkını dile getirdiği olay inanılmazdı:
1916 yılından 1919 yılına kadar bir kadına deli gibi aşık oldum...
Bu kadın yazın adada otururdu...
Ben de orada idim...
Deli divane olmuştum...
Sonbaharda Nişantaşındaki evini düzenlemek için İstanbula inerdi...
1916 Sonbaharında yine İstanbula iniyordu...
Ben müthiş muzdariptim...
Artık vapur giderken iskeleden mendil sallamalar, ağlamalar...
O gidinceye kadar Ada dopdolu idi...
Gider gitmez benim için boşalıverirdi...

Tam o günlerde Berlin Büyükelçisi Hakkı Paşa İstanbula dönecek lafı çıktı...
Hakkı Paşa, benimkinin uzaktan akrabası oluyordu ve İstanbula geldiğinde geceler düzenler, İstanbulun bütün güzel kadınlarını çağırırdı...
Benimki de oralara gidecek diye içim burkuluyordu...
Hatta kendisine bu endişemi söylemiştim...
Gitmeyeceğine yemin etmişti...

Bir gece Ada Otelinde otururken, yandaki iki kişinin Berlin Büyükelçisi bu gece davet veriyor... İstanbuldaki bütün güzel kadınlar davetli lafını ettiklerini duydum...

***
Müthiş bir acıyla yerimden kalktım...
İskeleye doğru gittim... Son vapur çoktan kalkmıştı...
Sert bir lodos esiyordu... Deniz karmakarışıktı, ancak ne olursa olsun, sandalla Maltepeye geçmeye karar verdim...
Sandalcılara gittim, yanaşmıyorlardı...
Çok para verince biri ikna oldu...
Açıldık, bir süre sonra lodos büsbütün arttı...
Denizde çalkalanıp duruyorduk... Sandalcı bana küfretmeye başlamıştı...
Ölmek üzereydik, ama ben sadece sevgilimin katıldığı geceyi düşünerek müthiş bir kıskançlık duyuyor ve bir an önce orada olmak istiyordum...
Sırılsıklam Maltepeye gelebildik...

Hemen bir kahvehaneye gidip, araba bulmaya çalıştım...
Yoktu...
Bunun üzerine Maltepeden Bostancıya yürümeye karar verdim...
Tren yoluna çıkarak koşmaya başladım...
Maltepe-Bostancı arasının bu kadar uzun olduğunu o zamana kadar fark etmemiştim...



***
Kan ter içinde Bostancıya geldim...
Vakit hayli geçti...
Karakola gittim. Bana bir araba bulunuz hastam var dedim...
Aradılar taradılar birini buldular..
Yine bir sürü para verdim...
Arabayla yola koyuldum...
Kadıköy, oradan Üsküdar... Karşıya geçtim. Doğru Nişantaşı!.. Sevgilimin oturduğu apartmanın kapıcısı ahbabımdı. Penceresini vurarak onu uyandırdım. Benimki evde mi diye sordum?

Adam halime bakıp şaşırdı: Evde, bu akşam çıkmadı! dedi, Ne diyorsun diye bağırdım? Bütün katettiğim mesafe sanki başıma yıkılmıştı. Eve kaçta geldiğini araştırttım...
Sözüne inanamıyordum. Çık bir bak! Evde mi? diye adamı zorladım...
Adam çarnaçar çıktı. Bir münasebetle hizmetçisine sormuş uyuyor! demiş... Geldi haber verdi... Sanki dünyalar benim oldu...
Apartmanın karşısında bir arabacı meyhanesi vardı. Orada sabaha kadar içtim...
Sabahleyin, doğru eve çıktım... Benim halim berbat. Toz toprak içinde olduğumu görünce şaşırdı ve hemen anladı... Sarmaşdolaş olduk...

***

Yahya Kemal deli gibi aşıktı, ama evlenmekten hayatı boyunca korkmuştu...
Belki, böylesi bir kadına hiçbir zaman sahip olamayacağını bilmekten, belki o beraberlikte ters bir olaydan ürkmekten, belki de genç Nazım Hikmetten ve etraf ne der diye ürkmekten?..

O günlerde Celile Hanım, Yahya Kemale bir mektup yazdı, şöyle diyordu:
Bugün Pazar belki gelirsin diye üç vapurunu pencerede bekledim...
Gelmedin mahzun oldum...
Verdiğin konferansa gelmedim, kalabalıktır memnun olmazsın diye, fakat hep aklım sende idi...
Çok çok göreceğim geldi...
Beni niye aramadın...
Sana gücendim canımın içi, pek göreceğim geldi... Ben o günden beri yani Salı gününden beri evdeyim, dikiş dikiyorum... Evimiz için çalışıyorum...

Hiçbir zaman o evlilik olmadı...
Yahya Kemal hep kaçtı o evlilikten ve beraberlikten...
NAZIM HİKMETE YARDIM ETMEDİ...
Uzun yıllar geçti bu olayın üzerinden...
Nazım Hikmet büyük bir şair olmuştu...
Sosyalistti...
Dönemin iktidarı tarafından hapislerde süründürülüyordu...
Celile artık yaşlanmıştı...
O güzelliğinden eser kalmamış üstüne üstlük kör olmuştu...
Oğlunun hapislerden kurtulması için Galata Köprüsünde açlık grevine başlamıştı o görmeyen gözleriyle anne yüreği...
Tuhaf bir rastlantı sonucu, Celile açlık grevi yaparken, Yahya Kemal Galata Köprüsünden geçiyordu...
Büyük aşkını gördü...
Ama yanına gitmedi...
Bir zamanlar Hocam olarak girdiğin eve babam olarak girmeni istemiyorum diyen genç Nazım Hikmetin kurtulması için kör gözlerle açlık grevi yapan Celileye destek imzasını vermedi...
Hızla uzaklaştı oradan...

***

Öldüğünde evraklarının arasından içinde kurumuş iki yaprak bulunan bir zarf çıktı Yahya Kemalin...
Şöyle yazıyordu:
Bu zarfın içindeki hatıra, 19 Ağustos 1930 da Sirkeci garında gece saat 10 da veda ettiğim aziz bir kadının göğsündeki çiçektendir... Koparıp verdiği bu iki yaprağı daima muhafaza edeceğim...
Celile muhtemelen bu aşkın devam etmeyeceğini anladığı gece Parise giderken, Sirkeci Garında vermişti Yahya Kemale göğsünde duran o iki yapraklı çiçeği...

SESSİZ GEMİ...

Yahya Kemalin Sessiz Gemisi hep ölüme yazılmış bir şiir olarak bilinir...
Oysa demir alıp bu limandan kalkan gemi...
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol dizeleri...
Yahya Kemalin hayatındaki en büyük aşkı olan Celilesinin Adadan gemiyle İstanbula uzaklaşışı esnasında yaşadığı çaresizliği anlatır...
Ölümdür elbette Sessiz Geminin konusu...
Ama aşkta aranan ölümdür ve Celilenin ardından ada limanında bakakalan Yahya Kemalden esintiler içerir...



***
Artık demir almak günü gelmişse zamandan...
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan...
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol...
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol...
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli...
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli...
Biçare gönüller!.. Ne giden son gemidir bu...
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu...
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler...
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler...
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden...
Birçok seneler geçti dönen yok seferinden...

_________________



Söylediklerimden cok Sustuklarimda Sakliyim..
Ve
Gizlediklerimde Gizliyim..
Beni anlamak için; Konustuklarimdan
çok..
Sustuklarima kulak verin..
Aklım Sukütu Sever benim..
Çünkü çok
ağir ödeştik biz Hayatla..
Ben sonu Ölüm Noktali yollardan gectim..
Üç
Noktalar Koymaz Bana.. .


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://chatlaqs.yetkinforum.com
 
Sessiz Gemi -- Hikayesini Biliyor musunuz?
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
CHaTLaQS :: EDeBiYaT DuNYaSi :: HaYaTa DaiR... :: PaYLaSMaK ISTeDiKLeRiNiZ-
Buraya geçin: