TüM CHaTLaQSLaR BuRDa SeN NeRDeSiN??
 
AnasayfaGaleriSSSKayıt OlGiriş yap
MiSaFiR
widgeo.net
Web Counter
En son konular
» www.radyocare.djop.de
tarafından _troyaa_ C.tesi Tem. 04, 2015 10:27 pm

» www.radyocare.djop.de
tarafından _troyaa_ Çarş. Tem. 01, 2015 11:45 pm

» www.radyocare.djop.de
tarafından uğurradyo C.tesi Ara. 07, 2013 2:07 pm

» yayindayim
tarafından uğurradyo C.tesi Ara. 07, 2013 2:05 pm

» Üsküdarda sabah oldu ,hadi kahvaltiya....
tarafından uğurradyo C.tesi Ara. 07, 2013 2:01 pm

Kimler hatta?
Toplam 2 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 2 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 217 kişi Cuma Tem. 28, 2017 11:59 pm tarihinde online oldu.
En iyi yollayıcılar
_troyaa_ (5389)
 
DeLiYaR (3274)
 
BaRoNeS (2252)
 
ANGeLiNa (1988)
 
ALTIN_DAMLA (743)
 
GuLGuZeLi (637)
 
ruzgar (543)
 
hope (509)
 
GüL-PeRiSi (444)
 
CaT_GiRL (250)
 
Flatcast.fr
ONLiNe RaDYo

Sosyal yer imi
Sosyal yer imi delicious  Sosyal yer imi reddit  Sosyal yer imi stumbleupon  Sosyal yer imi slashdot  Sosyal yer imi yahoo  Sosyal yer imi google  Sosyal yer imi blogmarks  Sosyal yer imi live      

Flatcast.fr CHaTLaQS

Sosyal bookmarking sitesinde CHaTLaQS adresi saklayın ve paylaşın
RaDYoCaRe

Paylaş | 
 

 ******’ün tabutu (çoğunuz ilk defa okuyacak)

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
BaRoNeS
special_uye
special_uye
avatar

Mesaj Sayısı : 2252
Yaş : 49
Nerden : türkiye-istanbul
Lakap : BaS CHaTLaQS / JaMeS BoNDiYe
cizgi resim :
ReP PuaNi : 1
ReP GüCü : 2129
Kayıt tarihi : 12/12/08

MesajKonu: ******’ün tabutu (çoğunuz ilk defa okuyacak)   Paz Ara. 14, 2008 10:56 pm


Kefen sıyrıldı ve…

Özel solüsyonla ıslatılmış pamuk kitlesi kaldırılınca Ata’nın yüzü ortaya çıktı. Derisi kahverengi bir hal almış, ama hatları bozulmamıştı.Sanki uyuyordu…

8 Kasım 1953 Pazar gecesi saat 23.00′da Prof. Dr. Kamile Şevki Mutlu’nun ev telefonu çaldı. Prof. Mutlu, Ankara Tıp Fakültesi Histoloji ve Ambriyoloji Kürsüsü Başkanı’ydı. Patalogdu. Arayan ise Ankara Valisi Kemal Aygün’dü…

Aygün, “Hocam” dedi, “10 Kasım günü Atamızın naaşını Anıtkabir’e taşıyacağız. Bunun için bir komite kurduk. Naaşı geleneklere uygun olarak toprağa defnedeceğiz. Ancak bozulmadan korunduğunu belgelemek için muayene etmenizi rica ediyoruz.

“Prof. Mutlu önce reddetti. Mutlu, o sırada 40 derece ateşle yatıyordu. Hastalığını gerekçe göstererek bu görevi bir başka meslektaşının yapmasını rica etti.

Ancak Vali Aygün ısrarcıydı: “Ben sizi sarar sarmalar götürürüm, bu tarihi bir görev” dedi. Mutlu kabul etti ve 9 Kasım sabahı Etnografya Müzesi’ne gitti. Başbakan Adnan Menderes oradaydı. Meclis Başkanı Refik Koraltan ve eski başkan Abdülhalik Renda a Mutlu, görevden affını istemekle ne büyük hata ettiğini o zaman anladı.

Gerçekten tarihi bir tanıklıktı bu…

Ata’nın gül ağacından tabutu, 4 Kasım günü, geçici kabrinden çıkarılıp müzenin holündeki mermer katafalka konulmuştu. Bir hafta boyunca sırayla öğrenciler, subaylar ve generaller katafalk başında nöbet tutmuştu. Nihayet tabutun açılma günü gelip de komite üyeleri tamam olunca Prof. Kamile Mutlu “Başlayın” talimatını verdi.

Bunun üzerine tabutun vidaları söküldü. Tahta tabutun içinde madeni bir sanduka bulunuyordu. Bu sandukada gaz birikmiş olma ihtimali düşünülerek önce bir burgu ile delik açıldı. Gaz ya da koku çıkmadı.Sanduka talaş doluydu.

Sandukanın içi, muhafaza solüsyonu ile ıslatılmış tahta talaşı doluydu. Bu talaş, naaşın ayak yönüne doğru toplandı. Talaşın arasında, ağzı
kapalı ve içi sıvı dolu bir şişe bulundu. Bu,cesedi muhafaza için kullanılan solüsyondan bir numuneydi. Üzerinde terkibi yazılıydı.Ata’nın naaşı beyaz kefene sarılmış, sonra kahverengi bir muşambayla kaplanmıştı.Sargıları açmaya başladılar. Herkes nefesini tutmuştu. Çünkü, “Naaş çürüyüp bozulmuş, çıkan gazlar tabutu patlatmış, nöbetçi er, kokudan bayılmış” diye bir sürü söylenti geziniyordu. Ve 15 yıl sonra ilk kez Ata’nın yüzünü göreceklerdi.

Kefenin sargıları aralanınca Prof. Kamile Şevki Mutlu, orada bulunanların yardımıyla katafalka çıktı ve ******’ün yüzüne baktı. Ata’nın derisi
kahverengi bir hal almış, ama yüz hatları bozulmamıştı. Menderes sapsarı olmuştu.

Prof. Mutlu, gördüğü tabloyu daha sonra şöyle anlatacaktı: “Yüzünü örten ıslak pamuk kitlesi kaldırılınca Ata’nın heykel gibi duran yüzü
ile karşılaştım. Uzun sarı saçlarından ince bir tutam, sol göz kapağının üzerine düşmüştü. ******, Dolmabahçe Sarayı’ndaki yatağında uyuyor
gibiydi.”

Prof. Mutlu, kenarda bekleyen komite üyelerini tabutun başına çağırdı. Onlar da tek tek tabutun içine baktılar.En başta Başbakan Adnan Menderes vardı. Koyu renk takım elbisesi içindeki Menderes de yanındakilerin yardımıyla katafalka çıktı,ürkek bir şekilde aşağı, tabuta doğru baktı.

O an ne olduğunu Prof. Kamile Mutlu’dan aktaralım:

“Menderes çok heyecanlandı.Rengi sapsarı oldu. Bir de baktım ki, müzenin kapısına doğru gidiyor. ******’ün yüzüne bakmadı. Tahmin ediyorum, kendinde o kuvveti bulamadı. En sona Abdülhalik Renda kalmıştı. O da Ata’yla karşı karşıya gelir gelmez tabutun yanına yığılıverdi.

Salondaki herkes ******’ü tek tek gördükten sonra naaş, tekrar solüsyonla ıslatıldı. Ata’nın başı pamuklarla örtüldü ve vücudu beyaz kefenle sarıldı. Bu sırada bir komiser,orada görevli adli tıp doçenti Dr. Cahit Özen’in yanına yaklaşıp avucunda taşıdığı bir kâğıdı gösterdi ve şöyle dedi:

“Bu kâğıdı,******’ün hemşiresi Makbule Hanım gönderdi.Kefenin içine ******’ün göğsü üstüne konmasını istiyor.”Doç. Özen, kâğıda bir göz attı. Eski Türkçe bir şeyler yazılıydı.

“Böyle bir kâğıdı ****** kabul etmez. Bize kızar, darılır” dedi.Komiser kâğıdı katlayıp cebine koydu ve uzaklaştı. Bütün işlemler bittikten sonra
salonda bulunanlar naaşın iki yanından geçip hep bir ağızdan besmele çektiler ve cesedi yeni tabuta yerleştirdiler. Bu tabut da 15 yıl içinde yattığı büyük gül ağacı tabutun içine konuldu. Üzeri bayrakla örtüldükten sonra kapağı kapatıldı.

Ve 10 Kasım sabahı, Ata’nın naaşı 15 yıl önce onu Dolmabahçe’den Ankara’ya taşıyan top arabasına yerleştirilip son durağı olacak Anıtkabir’e taşındı. Artık ebediyen orada kalacaktı…

******’ün tabutu, Menderes’in huzurunda açılmıştı. Ata’nın 15 yıl Etnografya Müzesi’nde bekletilen naaşı,12 askerin omuzları üzerinde oradan alınmış ve 136 asteğmenin çektiği bir top arabası ve matem marşı eşliğinde Anıtkabir’e taşınmıştı.

Radyodan naklen yayımlanan o görkemli tören, en az 15 yıl önceki kadar hüzünlüdür.Ancak o törenden hemen önce yaşananlar, tarihçilerin pek ilgisini çekmemiştir. Bilindiği gibi, Anıtkabir yapılana dek, ******’ün naaşının korunabilmesi için “tahnit” denilen bir işlem yapılmıştı.

Gülhane Patolojik Anatomi profesörü Dr. Lütfi Aksu tarafından gerçekleştirilen bu işlem sırasında naaşa, şırıngayla özel bir formül enjekte edilmiş ve üzerine formüllerin yapıştırıldığı iki küçük ilaç şişesi, Ata’nın koltuk altlarına yerleştirilmişti. Bu işlem sayesinde Ata’nın naaşı da -diyelim bugün Lenin’in mozolesinde olduğu gibi- öldüğü günkü haliyle korunabilirdi. Ancak İslam dini, ölünün defnini şart koştuğundan,geçici tahnitin bozulması şarttı.

Nakilden önce, bu işlem için bir komite kuruldu. O komite,törenden bir gün önce, Başbakan Adnan Menderes’in huzurunda ******’ün tabutunun açılmasını kararlaştırdı.Tabut açılınca tahnit bozulacak ve ceset çürümeye başlayacaktı.Bir başka deyişle ******’ün (mumyalanmış gibi) korunmuş naaşını son görenler, o törene katılanlar olacaktı.

******’le ilgili belgesel çalışmaları sırasında o törene katılanların bir kısmıyla konuşmuştuk.Bu yazıda yer alan bilgilerin bir kısmı o tanıklıklara, önemli bir bölümü ise değerli ****** araştırmacısı Prof. Dr. Utkan Kocatürk’ün, Prof.Dr. Kamile Şevki Mutlu ile yaptığı sohbetten aktardıklarına dayanıyor.

Ata’nın yarım asır önceki son yolculuğu, sanırım bu ayrıntılarla daha da ilginç bir boyut kazanıyor.

******’ü son görenler anlatıyor:

Osman Ersoy ve Halide İntepe, 10 Kasım 1953′te Etnografya Müzesi’nde asistan olarak çalışıyorlardı. O yüzden 50 yıl önceki o töreni ve tabutun içindeki ******’ü son kez görme fırsatı buldular. İzlenimlerini şöyle anlattılar:

‘Yüzünde iki günlük sakal vardı’

OSMAN ERSOY: “Sağlığında görmemiştim ******’ü… Korkunç heyecanlıydım. Biz çalışanlar, asistanlar, memurlar sıra ile katafalka çıktık. Oldukça sararmış ve küçülmüş bir çehre… 1 - 2 günlük sakalı vardı. Kaşları fevkalade iyi şekilde fark ediliyordu.”

‘Gözleri aralıktı’

HALİDE İNTEPE: “Tabut kapanmadan en son gittim baktım. Başı yana doğru eğikti. Yüzü hiç bozulmamıştı. Azıcık sakalları çıkmıştı. Hani insan hasret giderek ölürse, gözleri aralık kalırmış ya, öyle aralıktı gözleri… Ama bir ölü yüzü yoktu. Uyuyor gibiydi.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
******’ün tabutu (çoğunuz ilk defa okuyacak)
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
CHaTLaQS :: MuSTaFa KeMaL ve TüRKiYe :: MuSTaFa KeMaL ve TüRKiYe :: ****** HaYaTi ve ReSiMLeRi-
Buraya geçin: