TüM CHaTLaQSLaR BuRDa SeN NeRDeSiN??
 
AnasayfaGaleriSSSKayıt OlGiriş yap
MiSaFiR
widgeo.net
Web Counter
En son konular
» www.radyocare.djop.de
tarafından _troyaa_ C.tesi Tem. 04, 2015 10:27 pm

» www.radyocare.djop.de
tarafından _troyaa_ Çarş. Tem. 01, 2015 11:45 pm

» www.radyocare.djop.de
tarafından uğurradyo C.tesi Ara. 07, 2013 2:07 pm

» yayindayim
tarafından uğurradyo C.tesi Ara. 07, 2013 2:05 pm

» Üsküdarda sabah oldu ,hadi kahvaltiya....
tarafından uğurradyo C.tesi Ara. 07, 2013 2:01 pm

Kimler hatta?
Toplam 0 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 0 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 217 kişi Cuma Tem. 28, 2017 11:59 pm tarihinde online oldu.
En iyi yollayıcılar
_troyaa_ (5389)
 
DeLiYaR (3274)
 
BaRoNeS (2252)
 
ANGeLiNa (1988)
 
ALTIN_DAMLA (743)
 
GuLGuZeLi (637)
 
ruzgar (543)
 
hope (509)
 
GüL-PeRiSi (444)
 
CaT_GiRL (250)
 
Flatcast.fr
ONLiNe RaDYo

Sosyal yer imi
Sosyal yer imi delicious  Sosyal yer imi reddit  Sosyal yer imi stumbleupon  Sosyal yer imi slashdot  Sosyal yer imi yahoo  Sosyal yer imi google  Sosyal yer imi blogmarks  Sosyal yer imi live      

Flatcast.fr CHaTLaQS

Sosyal bookmarking sitesinde CHaTLaQS adresi saklayın ve paylaşın
RaDYoCaRe

Paylaş | 
 

 Bebek Beslenmesi, Anne Sütü, Ay ay bebek beslenmesi

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Bebek Beslenmesi, Anne Sütü, Ay ay bebek beslenmesi   Perş. Ocak 08, 2009 11:10 pm

Anne Sütü

emziren anneEmzirme bebeğin annesi ile arasındaki sevgi dolu sıcak bir ilişkinin başlangıcıdır. Duygusal bağın kurulmasında çok önemli bir yer tutmasının yanında anne sütü bebek için en mükemmel besindir. Çağımızda bugün tıbbın bebek beslenmesinin ilk 6 ayında öngördüğü gıda tartışmasız anne sütüdür.Bir annenin bebeğine verebileceği en güzel ve değerli armağan anne sütüdür.

ANNE SÜTÜ HAKKINDA

Hamilelik süresince büyük bir özlem duyarak bebeğini dünyaya getiren annenin bebeğine verebileceği en güzel armağan anne sütüdür. Anne sütü ile beslenmek bebeğin fiziksel ve zihinsel gelişimini en iyi şekilde sağlayacak, bebekle anneyi birbirine yakınlaştıracak ve dolayısıyla bebeğin annesinin göğsünde kendini güvende hissetmesini sağlayacak tek yoldur. Bunun yanı sıra bebeği anne sütü ile beslemenin en ekonomik yol olduğunu unutmamak gerekir. Bu sebeplerle bebeğin doğar doğmaz emzirilmeye başlanması gerekir. Doğumdan hemen sonra bebeğin henüz doğum masasından kalkmadan emzirilmeye başlanması; anne ile bebek arasında ilk temasın sağlanması, uzun süreli ve başarılı bir emzirme için çok önemlidir. Bebeğin en geç bir saat içinde anne memesine verilerek emzirilmenin teşvik edilmesi gereklidir. Bebeğin emmek için en istekli olduğu bu dönem geçirilirse bebekte uzun süre isteksizlik ve emzirmenin başlamasında gecikme görülür. Sezaryanlı annelerin henüz kendilerine tam gelmeden bir başkasının yardımıyla bebeklerini emzirmeleri gerekir. Anne memesinden süt salgılanmasını Prolaktin adındaki hormon sağlar. Prolaktin hormonun uyarılması ile süt salgılanmaya başlar. Bu hormonu uyaran etki bebeğin anne memesini emmesidir.Yani bebek ne kadar çok emerse o kadar çok süt salgılanır. Anne sütünün besinsel ve hücresel içeriği sabit kalmayıp sütün üretim basamağına göre, çocuğun erken veya zamanında doğmasına göre, anneden anneye ve günden güne değişir. Anne sütü emzirmenin ilk günlerinde koyu sarımsı bir sıvı olarak salgılanır ve buna Kolostrum adı verilir. Kolostrum yüksek değerli protein, antikor ve mineral içerir. Bu süt doğumdan itibaren sadece bir kaç gün üretilir ve bebeğin ihtiyacı olan tek besindir. Süt emilmeye başladıktan sonra bileşiminde bir takım değişimler gerçekleşir. (Protein ve mineral miktarında düşme gözlenir; yağ, laktoz ve enerjisi ise artmaya başlar.) Bu dönemde salgılanan süte ise geçiş sütü denir ve bu yaklaşık iki hafta sürer. Daha sonra daha açık renkte ve daha sıvı olan olgun süt üretilmeye başlanır. Bebeğiniz için en uygun gıda anne sütüdür. Anne sütü sterildir yani hiçbir canlı bakteri içermez. Bebeğinizin bağışıklık sistemini güçlendirecek ve onu hastalıklardan koruyacak maddeler olan "antikor"ları içerir, her zaman hijyeniktir, pratiktir ve ekonomiktir. Bebeklerin bağışıklık sisitemini güçlendiren ve sindirim sistemini düzenleyen prebiyotik lifler içerir. Anne sütü ile beslenen bebeklerde allerjik reaksiyonlar görülmez. Bebeğin sindirebileceği en ideal besin olduğundan bebeklerde sık sık görülen kabızlık, ishal, gaz gibi problemlerin oluşumunu en aza indirir. Anne sütünün protein ve mineral içeriği; bebeğin henüz gelişmemiş böbreklerini zorlamaz, kolay sindirim sağlar. Bebek için gerekli olan tüm vitaminleri ve mineralleri gerekli oranlarda içerir. Anne sütü bebeğin sinir sistemi hücrelerinin, beyin hücrelerinin, gözde görmeyi sağlayan retina tabakası hücrelerinin gelişimi için hayati öneme sahip Omega-3 / Omega-6 yağ asitlerinden zengindir; bu yağ asitlerini olması gereken oranlarda ve doğru miktarlarda sağlar. Anne sütü ile beslenen bebeklerde kalp hastalıkları, kanser, şeker hastalığı, ağız ve diş gelişimi bozuklukları, bağırsak hastalıkları, allerji gibi durumların daha az görüldüğü saptanmıştır.

Yazının kaynağı Fatma Eren ( Bebek Dosyası )
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Geri: Bebek Beslenmesi, Anne Sütü, Ay ay bebek beslenmesi   Perş. Ocak 08, 2009 11:11 pm

Bebeği Emzirme

Annelerin en çok merak ettikleri konu bebeklerini ne kadar sıklıkla emzirmeleri gerektiğidir. Bebek belli saatlerde değil, istedikçe ve acıktıkça emzirilmelidir. Anne bebeğinin memeyi aramasından onun ne zaman emmek istediğini çok rahat anlayabilir. Bebeğinizi emzirmeden önce ellerinizi mutlaka iki-üç dakika kadar sabun ve ılık su ile yıkamalısınız. Bebeğinizi emzirirken mutlaka rahat oturmalı ve kendinizi rahat hissetmelisiniz. Genellikle ilk zamanlarda 10 dakika emzirmek yeterlidir. Bebeğe bir memenizi vererek on dakika emzirdikten sonra diğer memenizi vererek on dakika daha emzirin. Bir sonraki emzirmeye bebeğin en son aldığı göğüsten başlayın. Unutmayınki sütün oluşması ve bollaşması bebeğinizin emmesine bağlıdır. Bebek memeyi emerken sadece meme ucu değil göğsün koyu renkli bölgesini tamamen almalıdır. Bebeğinizi memeye iyice yaklaştırmalısınız ve memenin bebeğinizin nefes almasını engellememesine dikkat etmelisiniz. Bazı bebekler ilk günlerde çabuk yorulurlar ve anne göğsünde daha uzun kalmayı tercih ederler. Bebeğiniz doyduğuna kendi karar verir ve memeyi bırakır. Emzirme sonrasında mutlaka bebeğinizin gazını çıkarmalısınız. Bazı durumlarda gaz çıkarma işlemi emzirme sırasında da yapılmalıdır. Bebeğin gazını çıkarmanın en kolay yolu onun midesinin omzunuza gelecek şekilde kendinize yaslamak ve sırtını hafifçe sıvazlamaktır. Bebek gaz çıkarma sırasında emdiği sütün bir kısmını çıkartabilir. Gaz sancıları bebeklerin ilk aylarda gelişmemiş sindirim sistemi nedeniyle karşılaştıkları bir sorundur.Gaz sancılarını gidermek ve bebeğinizin gazını daha rahat çıkarmasını sağlamak için bebekler için özel olarak üretilmiş doğal bitki (rezene veya papatya) çaylarını kullanabilirsiniz. Ekstre oranları bebeklerin sindirim sistemine göre ayarlanan rezene ve papatya çayları beslenme aralarında veya beslenme sonrasında bebeğe istenilen sıklık ve miktarda verilebilir. Bu tip bebek çayları, bebeklerin gazını kolay çıkarmasını ve daha rahat uyumalarını sağlarlar. Göğüslerin yara olmasını engellemek ve iltihaplardan korunmak için göğüs ve göğüs uçlarının bakımına özen göstermelisiniz. Emzirmeden sonra göğüslerinizi ılık suyla temizleyin ve meme ucu kuruduktan sonra birkaç damla süt boşaltıp göğüs ucunuza hafifçe yayın. Bebeğin memeye iyi yerleşmediği durumlarda meme başında hafif çatlaklar oluşabilir. Bu durumda meme başlarına bitkisel yağ sürebilirsiniz.

ANNE SÜTÜ YOKSA VEYA YETERSİZSE

Anne sütü bebek için en mükemmel besindir. Çağımızda bugün tıbbın bebek beslenmesinin ilk 6 ayında öngördüğü gıda tartışmasız anne sütüdür... Anne sütü bebeğin besinsel ihtiyaçlarını tamamen karşılayabilecek miktarlarda olmayabilir. Anne sütünün gelmediği ya da yetersiz miktarlarda geldiği durumlarda bebeğin beslenmesinde doktorunuzun önereceği ve anne sütüne yakınlaştırılmış hazır bir biberon maması kullanmalısınız. Hazır biberon mamaları anne sütüne yakınlaştırılmış mamalardır ve anne sütü yoksa ya da verilemiyorsa tek başına, anne sütü yetersizse anne sütü ile birlikte kullanılabilirler. Verem, böbrek yetmezliği, B tipi viral sarılık hastalığı olan anneler bebeklerini emzirmemelidir. Bu gibi durumlarda da bebek beslenmesinde anne sütüne yakınlaştırılmış hazır biberon mamaları kullanılmalıdır.

Yazının Kaynağı Fatma Eren ( Bebek Dosyası )
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Geri: Bebek Beslenmesi, Anne Sütü, Ay ay bebek beslenmesi   Perş. Ocak 08, 2009 11:12 pm

Biberon Mamaları

BiberonBİBERON MAMALARININ (FORMÜL MAMALARIN) ÖZELLİKLERİ VE KULLANIMI

Kullanılan Biberon Mamasında Olması Gereken Özellikler

. Anne sütünde olduğu gibi bebeğin henüz yeterince olgunlaşmamış böbreklerine fazla yük bindirmemek için uygun protein düzeyinde olmalı ve gerekli olan tüm amino asitleri içermelidir.

. Anne sütündeki gibi sindirimi kolay bir yağ karışımı içermelidir

. Anne sütünün karbonhidrat kaynağı sadece laktozdur. Kullanacağınız biberon mamasında da karbonhidrat kaynağı bebeğin sindirim sistemine uygun olmalıdır.

. Biberon mamasınındaki mineral miktarları anne sütündeki gibi olmalıdır.

. Bebek için gerekli Kalsiyum, Demir, C Vitamini ve D Vitamini başta olmak üzere, gerekli tüm vitamin ve mineralleri içermelidir.

. Bebeğin sinir sistemi, retina tabakası, beyin hücreleri için önem taşıyan esansiyel yağ asitlerini yeterli miktarlarda ve doğru oranlarda içermelidir.

. Anne sütünde bulunan prebiyotik özellikli liflerden içermelidir. Prebiyotik özellikli lifler bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirir ve içten gelen doğal bir koruma sağlar. Ayrıca sindirim sistemini düzenler. Prebiyotik lifler içeren mamalarla beslenen bebeklerin dışkıları tıpkı anne sütü ile beslenen bebeklerinki gibi yumuşak olur.

Biberon Mamalarının Hazırlanması ;

Biberon mamalarının hazırlanmasında temizliğe ve hijyene çok önem vermelisiniz.

. Mama hazırlama sırasında kullandığınız tüm araçları ve kapları önceden sterilize edin. Biberonun kapağını ve emziğini kullanmadan önce mutlaka 10 dakika süre ile kaynatmalısınız.

. Mama hazırlarken kullandığınız su en az 10 dakika kaynatılmış olmalıdır.

. Doktorunuzun farklı bir önerisi yoksa kutu üzerinde kullanım talimatlarına ve dozlara uyulmalıdır.

. Biberon emziğinin delik çapı bebeğin beslenmesini engellemeyecek şekilde olmalıdır. Deliğin dar olması bebeğin çabuk yorulmasına geniş olması ise mamanın bebeğin genzine (solunum yoluna) kaçmasına neden olur.

. Mamayı bebeğe vermeden önce mamanın sıcaklığını bileğinize damlatarak veya yanağınıza dokundurarak kontrol etmelisiniz.

. Mamayı her zaman taze hazırlayın. Kesinlikle artık mamayı kullanmayın.

. Bebeğinizin ağzında biberon varken uyumamasına dikkat edin. Bu aynı zamanda diş çürümelerine ve kulak enfeksiyonlarına sebep olabilir.

. Bazı anneler bebekler daha fazla kilo alsın diye mamaları daha konsantre hazırlarlar. Bu bebeğin fazla su kaybetmesine neden olur. Bazı durumlarda ise anneler mamayı fazla sulandırarak verirler. Bu da bebeğin büyümesini ve gelişimini olumsuz yönde etkiler. Mamalar mutlaka kutu üzerindeki dozajlara göre hazırlanmalıdır.

. Mamalar kesinlikle mikrodalga fırında ısıtılmamalıdır.

Yazının Kaynağı Fatma Eren ( Bebek Dosyası )
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Geri: Bebek Beslenmesi, Anne Sütü, Ay ay bebek beslenmesi   Perş. Ocak 08, 2009 11:13 pm

Bebek Beslenmes ( 0-4 Ay )

0-4 AY ARASI BEBEK BESLENMESİ

0-4 ay arası bebek beslenmesinde sadece anne sütü kullanılmalıdır. Anne sütü yeterli ise bebeğin su da dahil olmak üzere hiç bir besine ihtiyacı yoktur. Sadece doktor önerisi ile D Vitamini kullanılabilir. Bebek her ağladığında ve istediğinde emzirilmelidir. Anne sütü yoksa, verilemiyorsa ya da yetersizse bebeğinizin beslenmesi mutlaka doktorunuzun önerdiği anne sütüne yakınlaştırılmış bir biberon maması ile desteklenmelidir. Bu biberon mamasını aşağıdaki tablo çerçevesinde kullanmalısınız. Biberon maması seçiminde bebeğin bağışıklık sistemini güçlendiren ve sindirim sistemini düzenleyen “prebiyotik lif” içerenler tercih edilmelidir. Anne sütü ve/veya biberon maması ile beslenen bir bebeğin ilk 4 ay başka hiçbir ek besine ihtiyacı yoktur. Ancak sindirim sisteminin tam olgunlaşmamış olması nedeniyle bebeklerde bu aylarda sıkça gaz sancısı görülür. Bu hem bebeği hem de ailesini huzursuz edebilir. Bu gibi durumlarda hem gaz sancısını hafifletmek hem de rahat uyutabilmek için bebekler için özel olarak hazırlanmış bitki (rezene, papatya gibi) çaylarını bebeğinizin beslenmesine engel olmayacak şekilde, beslenme aralarında istenilen sıklık ve miktarlarda verebilirsiniz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Geri: Bebek Beslenmesi, Anne Sütü, Ay ay bebek beslenmesi   Perş. Ocak 08, 2009 11:14 pm

Bebek Beslenmesi ( 4-6 Ay )

4-6 AYLARDAN İTİBAREN BEBEK BESLENMESİ ( EK BESİNLERE GEÇİŞ DÖNEMİ )
4-6. aylar bebek beslenmesinde çok önemli bir yer tutar. Çünkü artık bebeğiniz hızla büyüyordur ve buna bağlı olarak besin ve enerji gereksinimleri de artmaktadır. Beslenme otoritelerinin ortak görüşü anne sütü veya benzeri bir mamanın 4.-6. aylardan sonra bebek beslenmesinde tek başına yeterli olmayacağıdır. İlk 3-4 ay bebeğin emerek beslenme dönemidir. İlk 4-6 ay anne sütü veya biberon maması ile beslenen bebekler bu dönemden sonra sağlıklı gelişimlerine devam edebilmek için farklı besinlere de gereksinim duyarlar.

Ek gıdalara başlama zamanı 4. aydan önce olmamalı ancak ek gıdaya geçiş zorlaşacağından 6.aydan sonraya da bırakılmamalıdır. Bunun yanısıra, anne sütü varsa mutlaka devam etmelisiniz. Biberon maması kullanıyorsanız kullandığınız 1 numaralı başlangıç mamalarından 2 numaralı devam mamalarına geçmelisiniz. 2 numaralı devam mamaları bebeğin bu dönemdeki besinsel ihtiyaçları göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır. Ek gıdalara geçiş dönemi yavaş ilerleyen bir süreçtir. 4.ayını tamamlayan bebekler daha çabuk acıkmaya başlar; anne sütü veya biberon maması aldıktan sonra halen aç olduklarını size hissetirirler. Bu bebeğinizin ek besinlere hazır olduğunun göstergesidir. Bu aylardan sonra bebeğinizin sindirim sistemi ve böbrekleri çeşitli besinleri sindirecek ve atıkları vücuttan uzaklaştırabilecek olgunluğa ulaşmıştır.

GİZLİ AÇLIĞA DİKKAT !

İnsan beyni gelişiminin büyük bir bölümü yaşamın ilk bir yılı içinde tamamlanır. Yeterli ve dengeli beslenemeyen bebekler hem fiziksel hem de zihinsel gelişim açısından geri kalabilirler. Bazı durumlarda bebeğin açlık sorunu yoktur, kilosu da normal sınırlar içindedir, ancak zihinsel gelişiminde bir aksaklık görülebilir. Bu ‘Gizli Açlık’ diye tanımlanan özel bir sorunu akla getirir. Bu sorunla karşılaşmamak için katı gıdalara geçildiğinde bebeğin yediklerinin sadece miktarına ve bebeği doyurup doyurmadığına değil, içeriğine de önem vermek gerekir. Dengeli bir protein, karbonhidrat ve yağ karışımı ile vücut için gerekli olan yağ asitlerini içeren, başta demir olmak üzere mineral ve vitaminler açısından zengin bir beslenme programı bebeğin sağlıklı gelişim göstermesinde yaşamsal öneme sahiptir.

EK GIDALARA GEÇİYORUZ.

. Bebeğinize ilk vereceğiniz gıdanın onun tarafından kabul edilmesini kolaylaştırmak istiyorsanız bu ilk adımı o açken atmalısınız. Vereceğiniz yiyeceği küçük bir çay kaşığına ya da parmağınızın ucuna yerleştirerek bebeğinizin dudaklarına değdirin. Bu yeni tattan hoşlanıp hoşlanmadığını kolayca anlayabilirsiniz. Eğer yiyeceği diliyle iter ve bu tavrını ikinci denemeden sonra halen devam ettirirse onu daha fazla zorlamamanızı ve bu yeni yiyeceği bir daha denemeden önce 3-4 gün beklemenizi tavsiye ederiz.

. Yutma işlevinin gelişmemiş olması kaşıkla beslenmeyi güçleştirir. Bazı bebekler bu geçişi kolay yapamazlar ve kaşıkla beslenmeyi redderler. Geçiş döneminde çok sabırlı olmak gereklidir.

. Yeni ve farklı gıdalara teker teker ve en az 3-5 gün ara ile başlanmalıdır.Yeni verilmeye başlanan gıdaların bebekte allerji ya da sindirim güçlüğü yaratmadığının anlaşılabilmesi için aynı anda birden fazla gıda başlanmamalıdır.

. Yeni besinler önce az miktarda verilmeli zamanla miktar bir öğün oluşturacak şekilde artırılmalıdır.

. Her yeni gıdada bebeğinizin kakasında bazı değişiklikler olabileceğini bilerek fazla telaşlanmamalısınız.

. 12. ay sonuna kadar bebek için hazırlanan gıdalara tuz ve şeker ilave edilmemelidir.

. Bebeğe verilecek bütün yiyecekler taze ve katkısız olmalıdır. Kimyasal koruyucu madde içeren konserve ve katkı maddeli hazır yiyecekleri bebeğinizin beslenmesinde kullanmamalısınız. Aldığınız hazır sebze ve meyvelerin olgunlaşmış olmasına dikkat etmelisiniz. Seçtiğiniz taze ürünlerin hormon ve kimyasal ilaç kullanılmadan üretilmesi de önemlidir. Mümkünse organik tarımla üretilmiş olanları tercih edin.

. Bebek için her öğün taze besin hazırlamalı ve bu besinleri oda sıcaklığında uzun süre bekletmemelisiniz.

. Diş çıkarma dönemi bebeğin iştahsız ve huzursuz olduğu zamanlardır. Bu dönemlerde bebek anne sütü veya biberon mamasını daha fazla almak isteyebilir. Kaşığı reddetme, bu dönemde karşılaşılabilen bir problemdir, ısrarcı olmamak gerekir.Doktorunuzla görüşerek bebeğinizin günlük besin ihtiyacını karşılayacak kadar beslenip beslenmediğini öğrenebilirsiniz. Ek Gıdalara geçiş aşamasında başlangıç olarak pirinçli bir mama başlanmalıdır. Bu amaçla hazır pirinçli mama alabilir veya kendiniz evde kullandığınız biberon maması ile muhallebi yapabilirsiniz: 100 ml.(1 çay bardağı ) su ile bir tatlı kaşığı pirinç unu pişirilir. Ocaktan indirdikten sonra içine 3 ölçek devam maması ilave edilir. Muhallebiniz hazırdır. Muhallebinizi mısır unu ile de pişirebilirsiniz. Diğer tahılların (buğday, çavdar, yulaf vb.) kullanımına 6. ay sonunda başlanmalıdır. Pirinçli mamasından sonra bebeğinize sebze çorba sı vermeye başlayabilirsiniz: Öncelikle patates havuç ve az miktarda pirinç haşlanarak tel süzgeçten geçirilir, salça ve tuz ilave etmeden (çok az miktarda sıvı yağ ilave edilebilir) bebeğe verilir. Yaklaşık 1 hafta sonra sebze çorbasına kabak, taze fasulye, bezelye ve enginar ilavesine başlayabilirsiniz. Yerelması, kereviz ve patlıcan gibi gıdaları fazla nitrat içerikleri sebebiyle bu aylarda kullanmamanızı öneririz. Meyve suyu ve meyve püresi de bu aylarda vermeye başlayacağınız ek gıdalardandır ve genelde ara öğünlerde tercih edilir. İlk olarak elma veya havuç denenmelidir. Meyveler cam rendeden rendelenir ve ince bir tülbentten geçirilerek suyu bebeğe verilir. Portakal ve kivi de başlanabilir. Fakat bu meyveler allerji yapabileceği için kontrollü bir şekilde verilmelidir. Bu gıdalardan sonra yoğurt verilmeye başlanabilir. Bebek için evde kendi yaptığınız yoğurdu kullanmalısınız. Devam mamaları ile yoğurt yapımı ise şöyledir: 100 ml hazırlanmış devam maması içine ılık iken 1 tatlı kaşığı yoğurt koyularak mayalanmaya bırakılır. Daha sonra buzdolabında dinlendirilmelidir. Bebeğin alabileceği sıcaklığa getirilip bebeğe verilir. İsteğe göre içersine meyve püresi de ilave edilebilir. Sebze ve meyve kullanımınızda aldığınız sebze ve meyvelerin organik tarımla yetiştirilmiş olması önemli bir detaydır. Organik tarımla yetiştirilen ürünler kimyasal ilaç ve hormon kullanılmadan, doğal gübre ile toprağı, suyu kontrollü özel çiftliklerde yetiştirilirler. Bu dönem için hazırlanmış hazır sütlü kaşık mamaları, tahıllı kaşık mamaları ve kavanoz mamaları, bebeğin beslenmesinde evde hazırlanan besinlere en iyi alternatiftir. Tamamen bebeğinizin özel ihtiyaçlarına gore hazırlanmış bu ürünler hijyenik doğal ve katkısızdır. Hazırlanımları da son derece pratik olan bu ürünler bebek beslenmesinde kompğle bir öğün oluştururlar. Ayrıca bebeğin katı gıdalara geçişini kolaylaştırırlar.

Yazının Kaynağı Fatma Eren ( Bebek Dosyası )
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Geri: Bebek Beslenmesi, Anne Sütü, Ay ay bebek beslenmesi   Perş. Ocak 08, 2009 11:15 pm

Bebek Beslenmesi ( 6-12 Ay)

6. AY SONUNDA ;

Bebeğinize sebzeleri püre halinde verebilirsiniz ve ince çekilmiş kıyma ilavesine başlayabilirsiniz. Yine 6.ay sonunda sabah kahvaltılarına başlanmalıdır. İyi haşlanmış yumurtanın sarısını 1 çay kaşığından başlayarak yavaş yavaş artırarak gün aşırı verebilirsiniz. Yumurtanın beyazı 12.ay sonuna kadar kullanılmamalıdır. Yumurta ile birlikte akşamdan suda bekleterek tuzu alınmış peynir verilebilir. Tahıl mamaları da bebeğin kahvaltısına ilave edilmelidir.

7 – 8 AYLARDA ;

Tarhana şehriye gibi unlu çorbaları et, tavuk ve kıyma ilavesiyle vermeye başlayabilirsiniz. Sıvı besinleri (meyve suyu, biberon maması) sulukta veya bardakta verebilirsiniz.

9 – 12 AYLARDA ;

Artık bebeğinize verebileceğiniz gıdalar oldukça çeşitlenmiştir. Beslenme programına ek olarak haftada 1 kez ciğer ve 1-2 kez haşlanmış veya ızgara taze balık verilmeye başlanabilir. Ayrıca baharatsız ve soğansız ızgara köfte verilebilir. Baklagiller besin değeri yüksek gıdalar olduğu için tercih edilmelidir, haşlayıp tel süzgeçten geçirilerek bebeğin çorbalarına ilave edilebilir. 11-12.aylarda bebeğe çok yağlı ve tuzlu olmamak şartıyla ev yemeklerinden iyice ezerek vermeye başlayabilirsiniz.

Anneye Önemli Not :

Ek besin döneminde varsa anne sütü yoksa veya yetersizse devam mamaları kullanılmaya devam edilmelidir. Günde 300-500 ml. devam maması mutlaka bebeğe verilmelidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Geri: Bebek Beslenmesi, Anne Sütü, Ay ay bebek beslenmesi   Perş. Ocak 08, 2009 11:16 pm

AYLARA GÖRE BESLENME PROGRAMI

Bebek BeslenmesiAYLARA GÖRE ÖRNEK BESLENME PROGRAMI

0 - 4 AY

Bebeğiniz ağladıkça ve acıktıkça anne sütü vermelisiniz. Anne sütü yoksa veya yetersizse anne sütüne adapte bir biberon maması kullanmalısınız.

4 - 6 AY
Anne sütüne aldığı sürece ve miktarda devam edilmelidir. Anne sütü yoksa veya yetersizse 3-4 öğün 2 numara devam maması verilmelidir (500 ml/gün). Saat 10.00: Meyve suyu (Mevsimine göre suyu sıkılarak hazırlanır. 1-2 hafta sonra püre şeklinde verilebilir.)Saat 13.00: Sebze çorbası(1-2 hafta sonra püre şeklinde verilebilir.) Saat 16.00 Yoğurt (100 ml hazırlanmış ılık Devam Mamasına 1 çay kaşığı yoğurt konulup mayalanır ve 3-4 saat mayalkanmaya bırakılır.)

Saat 20.00 Kaşık Maması veya Muhallebi (100 ml su ile 1 tatlı kaşığı pirinç unu pişirilir. Ocaktan indirildikten sonra 3 ölçek Devam Maması ilave edilir.)

6 - 8 Ay
Anne sütüne aldığı sürece ve miktarda devam edilmelidir. Anne sütü yoksa veya yetersizse en az 300 ml. devam maması verilmelidir. Saat 06.00-07.00: Kahvaltı (Devam maması içine akşamdan tuzu alınmış peynir +haşlanmış yumurta sarısı +reçel ilave edilerek hazırlanır.)

Saat 10.00: Kavanoz maması veya meyve püresi
Saat 13.00: Sebze çorbası veya sebze püresi (İçersine ince çekilmiş kıyma ilavesine başlanabilir.) Saat 16.00: Yoğurt

Saat 19.00-20.00: Kaşık maması veya muhallebi (Muhallebi devam maması ve pirinç unu ile hazırlanmalıdır.)

8 - 10 Ay
Anne sütü veya devam maması (en az 300 ml.)

Saat 07.00: Kahvaltı
Saat 10.00: Kavanoz maması veya meyve püresi Saat 13.00: Sebze çorbası veya diğer unlu çorbalar (Tarhana, yayla, şehriye çorbasına et, tavuk, kıyma ilave edilebilir.)Saat 16.00: Yoğurt veya meyve püresi + tahıllı mama Saat 19.00: İnce çekilmiş kıymadan yapılan köfte veya herhangi bir çorba

Saat 20.00-21.00: Anne sütü veya 2 ya da 3 numaralı devam maması

10 - 12 Ay
Anne sütü veya 2 ya da 3 numaralı devam maması günlük en az 300 ml. olmalıdır. Evde hazırlanan yemeklere yavaş yavaş geçilebilir. Yemeklerin sadece suyu değil kendisi ezilerek verilmelidir. Haftada 1-2 öğün haşlanmış veya ızgara taze balık ve haşlanıp ezilmiş karaciğer verilmeye başlanabilir. 07.00-09.00: Kahvaltı (150 ml. devam maması + yumurta +peynir +bir dilim ekmek + 1 tatlı kaşığı reçel)12.00-13.00: Evde pişmiş etli sebze yemeği veya sebze püresi +meyve suyu

15.00-16.00: Yoğurt veya devam maması

19.00-20.00: Çorba + köfte veya balık

Yazının Kaynağı Fatma Eren ( Bebek Dosyası )
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Geri: Bebek Beslenmesi, Anne Sütü, Ay ay bebek beslenmesi   Perş. Ocak 08, 2009 11:17 pm

Emzirme
Düşük sosyo-ekonomik gruplarda, az bilgi veya yanlış bilgilendirmeden dolayı biberonla besleme daha çok yaygındır.
Anne sütü normal süte göre çok daha süper bir formüldür. Birçok avantajı vardır, bunlan kısaca burada anlatacağız.
Çok emzirilmemesi gereken durum vardır ki; bunlar da çok az anne için geçerlidir.
Bazen de annenin denemelerine ve isteğine rağmen emzirimeme durumlar vardır. Bebeğe faydaları gibi, anneye de emzirmenin sağladığı faydalar vardır. Bunlar, annenin bu süreçte hamile kalmaması, hamilelikte alınan kiloların kolayca verilmesi gibidir.

SÜT ÜRETİMİ
Neden süt hamilelikte üremez?
Hamilelikte çok yüksek östrojen hormonu olduğundan, bu süt üretimini sağlayan prolaktin hormonunu engeller.
Doğumdan ne kadar sonra süt üretilir?
Doğumdan hemen sonra östrojen seviyesi düşer ve yerine prolactin yükselir ve süt üretimini harekete geçirir. 48 saat sonra süt üretilmeye başlar ve dört günün sonunda tamamen süt gelir.
Bebek yemek için 48 saat beklemeli midir?
Hayır. Doğumdan hemen sonra göğüs protein yüklü 'kolostrum' adlı bir sıvı salgılar. Bebek bununla beslenebilir. Emme konusunda bebek desteklenmelidir, çünkü emme sütün gelişini arttırır.
Sütün içinde prolaktin haricinde başka önemli hormonlar var mıdır?
Evet. Prolaktin dışında başka hormonlar da süt salgılanmasında, daha az ama yine de önemli rol alırlar. Bunlar; insülin, oxytocin ve tiroid hormonlandrr. Negatif yönde olsa da, östrojenin de önemli rolü vardır.
Östrojen seviyesi düşük olmalıdır ki; süt üretimi kolay olabilsin.
O zaman emzirme süresince prolaktin seviysi yüksek olmalıdır. Hayır. 14-16 haftadan sonra prolaktin seviyesi düşer ama emme işlemi olduğu sürece süt üremeye devam eder.
İstenilen miktarda süt üretimi için annenin yapabileceği birşey var mıdır?
Evet. Anne sadece bol miktarda sıvı almalıdır. Bunun dışında hormonların vücuttaki rolleri durumu belirler.

BESLEME ŞEKİLLERİ
Yeni doğan için beslenmeler arası ideal süre nedir?
Besleme istek üzerine olmalıdır. Açlık, doğal bir içgüdüdür ve ihtiyaç duyduğunda bebek talebini gösterecektir. Bebeği fazla ya da az beslemek problem olmaz. Bebek doyduğunda, yine de tekrar vermek için ısrar edilirse, memeyi reddedecektir.
Talep etme haricinde kaale alınacak başka besleme modeli var mıdır?
Yemek saatlerine düzene oturtmak isteyen anneler için, genel olarak bebeklerin 3-4 saatte bir beslendiklerini bilmeleri uygundur.
Tüm gün çalışan ve emzirmeye devam etmek isteyen bir anne için güçlükler var mıdır?
Bir sürü.
Herşeyden önce emzirme ve biberonla besleme formülleri beraber idare edilecektir ki; ideal olan bu değildir.
İkincisi, emme işlemi azaldığından, süt üretimi de azalacaktır. Üçüncüsü, göğsün şişmesi ile sıkıntı yaşanabilir.
Yukarıdaki sorunları gidermenin bir yolu yok mudur?
Anne süt çekerek biriktirebilir. İş ortamı müsaitse, anne sütü çekebilir. Bu, şişmeyi önler ve de süt üretimine de yardımcı olur.
Her öğün için ne kadar süt gerekir?
Bebeğin kilosu başına 20 mi kadar sütün yeterli olduğu hesaplanmıştır. 5 kg'lik bir bebeğin ihtiyacı 100 mi kadardır. Tabi bebekten bebeğe bu oran biraz farkeder.
Bebeğin kilo değişiklikleri nasıl olur?
Her anne bilir ki; bebek doğduktan sonra biraz kilo kaybeder. Doğum kilosu bir hafta içinde geri kazanılır, bazen bu daha uzun sürebilir. Bundan sonra, 3 ay boyunca bebek yaklaşık günde 30 gr. kadar ,,alır. Bu, bir ay içinde yaklaşık 1 kg aldığını gösterir. Bebek 3 ay sonra kilosunun iki katma, 6-8 ay içinde de, doğum kilosunun üç katına ulaşır.

EMZİRMENİN AVANTAJLARI
Neden emzirme bu kadar önemsenmektedir?
Bu doğal mucizenin anne için de bebek için de birçok faydası vardır.
Bu süt özellikle bebek içindir ve bebeğin ihtiyacı olan tüm besinler uygun miktarda, sütün içinde mevcuttur.
Emme hareketi rahim kasılmalarını destekler, böylece rahim çok çabuk küçülür.
Bu süt, temiz, virüsten arnmış güvenli ve gereken ısıdadır.
Anne sütünün bebeği koruyucu etkisi olduğu doğru mudur?
Evet. Kolostrum da, anne sütü de antikor açısından zengin olup bebeğe pasif bağışıklık sağlar ve böylece onu enfeksiyonlara karşı korur. Bu tip bebeklerin pek alerjik olmadıkları da savunulur.
Anneye sağladığı faydalar var mıdır?
Evet.
İlk olarak, annenin çok çabuk eski kilosuna dönmesini sağlar. İkincisi, hamile kalmayı önleyici bir özelliği vardır. Üçüncüsü kadının ileride meme kanseri olma riski azalır.
Beslenme açısından bakıldığında, mamanın anne sütüne göre üstün olamayacağını görmekteyiz.
Formül preparasyonlarının da anne sütüne en yakın şekilde hazırlandığı doğrudur. İnek sütü, anne sütüne kıyasla A,B, C, D & E vitaminleri açısından daha zayıftır. Mamalarda bu vitaminler açısından
kuvvetlendirilmiştir. Ama yine de anne sütünde koruyucu antikorlar mevcuttur, bunlar hayati önem taşır. Ayrıca bebeği koruyan natürel proteinler de anne sütünde mevcutur. Tüm bunlar, inek sütünde veya hazır mamalarda bulunamazlar.
Tüm bunlar sanki mama veya inek sütü ile bebeği beslemenin tehlikeli olduğu anlaşılıyor?
Tehlikeli fazla bir yorum olur. Anne emzirebilecek durumdaysa, bu açıdan desteklenmeli ve sütün bebeğe faydalarını bilmelidir. Ama yine de anne emzirmek istemiyorsa, hazır mamalar anne sütü kadar mükemmel olmasalar da, yine de sütün yerini tutabilecek niteliktedirler.

FİZİKSEL ENDİŞELER
Küçük göğüslü olan bazı kadınlar, ilk kez anne olduklarında, sütlerinin yeterli olmayacağım düşünürler. Bunun bir etkisi var mıdır?
Göğsün büyüklüğü süt üretimini etkileyen en son etkenlerden biridir. Göğüs yapısındaki yağ oram büyüklüğünü belirlerken, bunun sütle ilgisi olmaz. Sütün üretimini gerçekleştiren salgı bezleridir. Süt ayrıca emme işlemine bağlı olarak da ürer. Ufak göğüslü bir anne bu konuda endişelenmemelidir.
Diğer bir genel kaygı da, emzirmenin, göğüs şeklini değiştirebileceği ve artık eskisi kadar diri olamayacağına dairdir. Bu doğru mudur?
Eskiden göğüs bir seks organı olarak algılanırdı. Tabi bu açıdan düşünüldüğünde durum değişir. Ama zaten hamilelikle beraber göğüste yeterince boyut ve şekil olarak değişiklikler meydana gelir. Emzirmenin bunda artı bir etkisi yoktur. Eğer hamilelik değiştirmemişse, emzirme de değiştirmez.
Kozmetiğin de bu konuda yapabileceği pek birşey olmadığını bilmeniz gerekir.
Hamilelik süresince göğüslerde meydana gelen değişiklikler, hormonlann yarattığı etkinin direkt sonuçlandır. Cilde dıştan bir müdahale durumu değiştirmez.

BESLEME TEKNİKLERİ
Emzirme teknikleri, anne açısından ne kadar kolaydır?
Bu kişiden kişiye göre değişir. Dünyanın her yerinde ilk olarak emziren annelere hemşireler bu konuda yardımcı olurlar. İlk olarak bebeğin, göğsü iyice kavradığından ve göğüs ucunun tamamen bebeğin ağzında olduğundan emin olunmalıdır.
Emzirme başarıyla gerçekleştiyse, kadın hangi göğsüyle emzireceğine nasıl vermelidir?
Standart olan her iki göğüsle de emzirmektir. Bir göğsün tamamen boşaldığından emin olununca, diğerine geçilmelidir. İlk dolan süt protein ve su açısmdan zenginken, daha sonra dolan yağ açısından zengindir. Bu yüzden bir göğüs tamamen boşalana kadar emzirmek önemlidir.
Bazı kadınlar, tüm iyi niyetlerine rağmen, göğüs ucu rahatsı-zbğmdan emzirmeye devam edemezlar. Buna bir çare var mıdır?
bu, önemli bir konudur. Ama gerekli yardımla durumun çaresine bakılabilir. Meme ucuna takılan bir alet bu konuda yardımcı olabilir.
Emzirme ile ilgili kurumlar bu konuda her türlü yardımı ve desteği verirler. Çoğu ülkede bu tip servisler mevcuttur. Bu sayede bu tip problemler çok az yaşanır.
Gelişmiş ülkelerde, orta sınıf kadınların, alt sınıf kadınlara göre daha çok emzirdikleri görülür. Bunun nedeni nedir?
Bu doğrudur, tamamen insanların bilgilendirilmesiyle ilgili bir problemdir. İyi eğitim almamış kişiler bu konuda yeterince bilgiye sahip olmadıklarından, yanlış yapabilirler. Bu sosyo ekonomik bir problem olduğundan, düzelmesi uzun sürecektir.
Bazı yerlerde toplum içinde emzirmek doğru bulunmaz.
Evet, bu kültürel anlayışla ilgilidir. Ama artık çoğu işyeri ve mağazalarda bile bunun için aynlmış bölümler vardır. Her ne kadar bazı insanlar bunu garipsese de, zamanla ahşılacaktır, çok doğal bir olaydır.
Bir kadın ne kadar süre emzirir?
Bu konuyla ilgili kesin e katı kurallar olamamahdır. 10 haftadan itibaren bebeğin beslenme düzenine, meyve suyu tarzı likit beslenme eklenmelidir. Katı yiyeceler, 14-16 haftadan önce verilmemelidir. İlk üç ay bebeğin beslenmesi açısından, anne sütü yeterlidir.
Bazı anneler, bebeği 6. ayda, diğerlei ise 12. ayda sütten keserler. Hatta bazıları 18-24 aya kadar emzirirler. Herkes kendi isteğine göre hareket etmelidir.
12 aylık bir bebek tam yağlı bebek sütü ile beslenmeye hazırdır.

Yazının Kaynağı: Dr. joe Kabyemela - Dr. Leanne Bricker ( Hamilelik ve Doğum Hakkında Tüm Soru ve Cevaplar)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Geri: Bebek Beslenmesi, Anne Sütü, Ay ay bebek beslenmesi   Perş. Ocak 08, 2009 11:19 pm

Emzirme ve İlaç Kullanımı

Emziren bir anne ilaç kullanmak durumunda kalırsa, emzirdiği göz önünde tutulmalıdır. Birçok çeşit ilaç annenin kandolaşımına geçer ve böylece bebek bunu emer.
Üç önemli soru sorulu bu durumda: İlaç sütün tadını değiştirir mi? Bebeğin bu ilaca ihtiyacı var mıdır? İlacın bebeğe ne gibi bir etkisi olur?
Emzirmeyle bağdaşmayan ilaçlar mevcuttur. Çünkü bunların bebeğe zarar verebilme ihtimali vardır. Bazıları ise, sütün tadını değiştirir, bu durumda da bebek emmeyi reddedebilir. Süte etkisi olmayan bir sürü ilaç da vardır. Etkisi bilinmeyen ilaçlar için, ilaç süresince emzirmeyi durdurmak önerilir.
Her anne ilacı içmeden önce ilaç hakkında bilgiyi okumalıdır. Ama bir bilgi atlama olasılığı göz önünde tutularak doktora danışılması gerekir.

BEBEK ÜZERİNDEKİ ETKİLER
Kişi, emzirirken reçeteli veya reçetesiz bir ilaç alacaksa endişelenmeli midir?
Evet. Çoğu ilaç süte etki eder. Bu ilaçşarın bazıları bebek için tamamen zararsız olabilir. Emziren bir kadın, ilaç almadan önce iyice prospektüsü okumalı ve emzirirken uygun olup olmadığına bakmalıdır.
Yetişkinlere zarar vermeyen ilaçlar, neden birden bebek için tehlikeli olur?
Bebeğin bağışıklık sisteminin yeterince gelişmemiş olmasından ve kimyasallarla başedemediğinden.Bu, masum bir ilacın bebeğin sisteminde ciddi zararlar verebileceği anlamına gelir.

ANTİBİYOTİKLER
Antibiyotikler hakkında ne söylenebilir?
Bu çok geniş bir ialç grubudur. Bazıları hiç zarar vermezken, bazıları çok zarar verir, bazıları da tehlike yaratabilir.
* Penisilin : Bu antibiyotik grubu emzirirken zararsızdır. Penisilin çok az derecede süte geçer.Yüksek derecede geçse bile bbeğe zararı olmaz.
* Metronidazole : Güvenilir olarak nitelendirilir. Ama ilacın sütü acılaştırdığı söylenir.
* Tetracyclines: Anne sütüne her ne kadar az geçse de, bu ilacın, kemiklerde birikip, ileride kemik gelişimini etkilediği savunulur. Ayrıca diş rengini de etkiler. Kullanılması uygun değildir.
* Gentamicin: Bu antibiyotikler, ancak ciddi bir enfeksiyon durumunda, hastanede kullanılır. Damar yoluyla verilir. Sadece az bir miktar süte geçer , ayrıca sindirimi çok az olur. Bu nedenlerle, emzirirken güvenilir olarak sayılır. Bazen, bebekte aşın ishale neden olur.
* Chloramphenicol: Her ne kadar süte çok az geçse de, bebeğin ilikkemiğini bastırma potansiyeli vardır. Emzirilirken alınması tavsiye edilmez.
* Ciprofloxacin : Kesinlikle zehirli olarak nitelendirilen bir antibiyotiktir. Emzirirken alınmamalıdır. Eğer muhakkak kullanılması gerekiyorsa, o zaman emzirme ilaç kullanıldığı sürece durdurulmalıdır. Hatta son alınan dozdan sonra emzirmeden önce 48 saat beklenmelidir ki; annenin vücudundan tamamen ialç atılabilsin.
* Anti-TB ilacı: Anne eğer tüberküloz tedavisi görüyorsa, isoniazid, Rifampicin ve Ethambutol kullanılmasında bebek açısından bir sakınca yoktur.
* Sulphonamides: Bebek prematüre değilse ve sarılık geçirmiyorsa, kullanımında bir sakınca yoktur.
Acyclovir, jenital herpes için kullanılan bir preparasyondur.
Güvenli midir?
Her ne kadar sütte acyclovire rastlansa da, bebek açısından bir sakıncası yoktur.

SITMA İLAÇLARI
Sıtma olan Tropikal ülkelerde yaşarken veya buralara geziye giderken, Cholorquine kullanmak güvenli midir?
Evet, güvenlidir.
Peki ya mefloquine için ne söylenebilir?
Bebeğe etkisi açısmdan bir bilgi yoktur. Ama yetişkinlere karşı olan yan etkilerinden yola çıkarak, emzirirken kullanılmaması tavsiye edilir.

ANTİASİT VE ÜLSER İLAÇLARI
Antiasitler ülser veya hatta mide yanması için kullanılırlar. Bunlar güvenli midirler?
Çoğu güvenlidir. Ama yine de her ilacın bilgisi okunmalıdır.
Zantac gibi ilaçlar hakkında ne söylenebilir?
Ülser için en çok kullanılan ilaçtır. Emzirirken güvenle kullanılabilirler.
Omeprazole hakkında ne söylenebilir?
Bu ülser veya mide yanması için kullanılan bir ilaçtır. Güvenlidir.

BULANTI GİDERİCİ İLAÇLAR
Bulantı ve kusma durumunda Metoclopromide çok kullandır. Güvenli midir?
Metoclopromide süte en çok geçen ialçlardan biridir. Bebeği uyutması hariç, başka bir yan etki görülmemiştir. Çok kısa süreli kullanıldığından bir sakıncası yoktur. Emzirmeyi durdurmak gerekmez.
Kusma ve bulantı için kullanılan diğer ilaçlar için ne söylenebilir? Mesela Prochlorperazine veya cyclizine?
Bunların etkileri hakkında tam bir bilgi olmadığından , kullanılmamaları daha uygundur.

MÜSHİL
Emzirirken bazen müshil kullanılması gerekebilir. Bunlar hakkında ne söylenebilir?
İki ana grup vardır: Süte karışanlar, karışmayanlar. Karışmayanlar, bebeğe ulaşamayacağmdan, rahatça kullanılabilirler. Ama, diğerlerini kullanmak sakıncalıdır.

AĞRIKESİCİLER
Sıkça ağrıkesiciye ihtiyaç duyulur. Hangileri güvenilir, hangileri
değildir?
Parasetamol en çok kullanılan ağrıkesicidir. Sütte çok az rastlanmıştır ve bebeğe hiçbir zararı yoktur.
Aspirin iyi bir ilaçtır ama emzirirken kullanılması doğru olmaz. Bebeğe ulaşıp, beyin ve karaciğere zarar verebilme potansiyeli vardır.
Diclofenac için ne söylenebilir?
Emzirirken kullanılabilir.
İndomethacin için ne söylenebilir?
Çok yaygın kullanılan ağnkesicilerden biridir, güvenlidir. Ama, kullanıldığında yine de bebek herhangi bir yan etki olasılığına karşı kontrol edilmelidir.
Morphine veya pethidine gibi çok kuvvetli ağrıkesicilere ihtiyaç duyulduğunu varsayarsak?
Bu genelde çok kısa bir süre için, 24 saat veya daha kısa, olacaktır. Normal bir doz ve kullanım için morphine'in kullanılmasına sakınca yoktur.
Pethidine kullanılacaksa, bebek yakından incelenmeli, çünkü uykulu olabilir.
Codeine için ne söylenebilir?
Her ne kadar sütte görülse de, bunun miktarı azdır. Codeine, emzirirken kullanılabilir, ama yine de bazı bebeklerde uzun süreli
uyuşukluk etkisi yarattığından, bazı ebeveynler bundan rahatsız olabilir ve başka bir alternatif düşünülebilir.

PIHTILAŞMAYI ÖNLEYİCİ İLAÇLAR
Tromboz durumunda kullanılan ilaçlar için neler söylenebilir?
Heparin enjekte edilir. Süte geçmez ve kullanımı tamamen güvenlidir. Heparin bazlı yeni ilaçların ne etkisi olacağı bilinmediğinden, emzirirken kullanılmaması gerekir. Warfarin, ağız yoluyla alınır. Süte geçer ama güvenle kullanılabilir.

ANTİDEPRESANLAR
Depresyon için kullanılan ilaçlar hakkında ne söylenebilir?
En eski sayılan antidepresan; imipramine, uzun süreli kullanılsa da, bir yan etkisi görülmemiştir. Çok az miktarda sütte rastlanılır, bebekte uyku hali yaratabilir.
Prozac daha popüler ve daha etkili bir antidepresandır. Ama ilacın yan etkisi hakkında yeterli bilgi yoktur. Kullanmamak daha doğrudur ama illa kullanılması geekiyorsa, önlem alınmalıdır.
Diazepam, temazepam gibi sakinleştiiciler hakkında ne söyleyebiliriz?
Endişe için kullanılan bu ilaçlar, sadece çok gereken durumlarda kullanılmalı ve bebek gözetim altında tutulmalıdır. Eğer uzun süreli bir kullanımsa bu, o zaman emzirmeyi durdurmak daha doğru olur. Eğer Temazepam aşın kullanılıyorsa, bu durumda emzirme hiç uygun olmaz.

ANTİ PSİKOTİK
Doğum sonrası psikoz yaşayan ve haloperidol gibi anti psikotik kullananlar için ne söylenebilir?
Anti psikotikler sütte çok az miktarda görülür. Emzirme ile ilgili önlem alınmalıdır.
SİTOTOKSİK
Eğer kişi kansere karşı ilaç kullanıyorsa?
Bu durumda, emzirilmemelidir.
ORGAN NAKLİ
Organ nakli ancak uzun süreli ilaçlar kullanıldıktan sonra yapılabilir. Bu tip bir durum için ne tavsiye edilebilir?
Çok az sayıda kadın, organ naklinden sonra hamile kalır, özellikle böbrek nakli. Cyclosporin gibi ilaçlar kullanan kadınların emzirmemeleri gerekir.

HİPERTANSİYON
Yeni doğuran bir kadın hipertansiyon için ilaç kullanıyorsa ne olur?
Doğum sonrası tansiyon yüksekliği için birçok tedavi yolu vardır. Hamilelikte kullanımı uygun olmayan birçok ilaç emzirirken, rahatça kullanılabilirler. Bunlar; Nifedipine, Hydralazine, Captropil ve Methyl-dopa'dır.
Diüretikler için ne söylenebilir?
Frusemide, emzirmede güvenle kullanılabilir. Thiazide diüretikler ise, süt salgılamasını bastırdığından, kullanılmamalıdırlar.

ASTIM İLAÇLARI
Astım ilaçları için ne söylenebilir?
Sıkça kullanılan, Salbutamol ve Terbutaline güvenilirdirler.
Theophylline ve Aminophylline genelde uygun olsalar da, çok az çocukta sinirlilik durumu yarataileceklerinden, kullanılmamalan daha iyi olur.

KALP İLAÇLARI
Digoxin için ne söylenebilir?
Kalp rahatsızlığı olan bazı kişiler uzun süreli digoxin kullanırlar, bu güvenlidir.
Aynı uygulama amiodarone için geçerli midir?
Hayır. iodine içerdiğinden, emzirme süresince kullanımı uygun olmaz.

EPİLEPSİ İLAÇLARI
Epilepsi uzun tedavi gerektiren bir rahatsızlıktır. Abnan ilaçlar için ne söylenebilir?
En çok kullanılan epileptik ilaçlar; Phenytoin, Carbamazepineve Sodium volprate'dir. Bunlar güvenle kullanılabilirler.
Phenytoin nadiren bebekte uyku hali yaratır. eğer bu durum görülürse, emzirmeye kısa bi süre için ara verilmeli ve sonra devam edilmelidir.
Ethosuximide, bebekte hiper eksitabiliteye neden olduğundan kullanılmamalıdır.

KAŞINTI
Cilt kaşıntısı genelde antihistamin preparatlarıyla tedavi edilir. Bunlar güvenli midir?
Ağız yoluyla alınan antihistaminler, çocukta kısa süreli sinirlilik yaratabilse de, genel olarak kullanımı güvenlidir.

ÖKSÜRÜK
Öksürük preparatları emzirirken kullanılabilirler mi?
İodine içerenleri kullanmaktan kaçınılmalıdır. İodine hipotiroidizm, hatta guatra neden olur.

MİGREN
Migren, genelde ergotamine içeren ilaçlar alınarak tedavi edilir. Bunları emzirirken kullanmak uygun mudur?
Hayır. Emzirirken kullanılmamalıdır. kullanılırsa, çocukta kusma ve diyareye neden olabilir. Daha da kötüsü çocukta, çırpınmaya da neden olabilir.

GEBELİK ÖNLEYİCİ İLAÇLAR
Gebelik önleyici ilaç kullanılabilir mi?
östrojen ve Projesteron içeren karışım ilaçlar kullanılmamalıdır. Bu, bebeğe yan etkisi olduğundan değil, süt salgılamasını durduracağındandır.
Sadece projesteron içeren ilaçlar kullanılabilir.

Yazının Kaynağı: Dr. joe Kabyemela - Dr. Leanne Bricker ( Hamilelik ve Doğum Hakkında Tüm Soru ve Cevaplar)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Geri: Bebek Beslenmesi, Anne Sütü, Ay ay bebek beslenmesi   Perş. Ocak 08, 2009 11:21 pm

Memeden Kesme
Memeden KesmeİLK MAMANIN SEÇİMİ

Ek besinlere uygun zamanda ve uygun yiyeceklerle aşamalı olarak başlarken dikkat edilecek çok önemli bir nokta da bu besinlere iştahı kabartacak şeker ve koku verici maddelerin katılmamasıdır. Bu tür katkılar bebeğin ağız tadının belli bir yönde gelişmesine ve gereksinimler doğrultusunda değil, yalnızca hoşa giden tatları almak için yemeye koşullanmasına yol açar. Un ise lipit ve protein içermediğinden eksiksiz bir beslenme sağlayamaz. Bu yüzden ek besinlerin daha ilk günlerden başlayarak karbonhidrat, yağ ve protein içeriği açısmdan dengeli olmasına dikkat edilmelidir. Et iyi bir protein kaynağı olduğu gibi bebeğin demir almasını da sağlar. C vitamini alması için meyve vermek uygundur, ama genellikle bebeğe ilk verilen meyve olan elma çok az C vitamini içerdiğinden lisuyu eklenerek verilebilir. Bunların dışında uyulması gereken genel ilkeler şunlardır: Bebeğin yeterli miktarda süt içmesi koşuluyla geri kalan yağ gereksinimi sıvı yağlarla da karşılanabilir. Homojenleştirilmiş sütlerin kullanılması zorunlu değildir. Vitaminli yağları kullanmanın ise reklamlar dışında bir dayanağı yoktur. Bunlar hem pahalıdır, hem de ne kadar D vitamini içerdiğinin saptanması olanaksızdır. Dolayısıyla bebeğin besinlerine eklenmesi gereken D vitamini miktarı böyle sağlanamaz.
HAZIR MAMALAR

Günümüzde anne babalar ve çocuk hekimleri piyasada özellikle memeden kesme dönemi için üretilmiş pek çok hazır mamayla karşüaşmaktadırlar. Bunların yeterli ve güvenli olup olmadığı konusunda da meşru bir kuşku duyabilirler. Bu sanayi ürünlerinin besin değeri açısmdan yeterli ve güvenli olduğunu gönül rahatlığıyla söylemek için çeşitli nedenler vardır:

• Kullanılacak hammaddeler dikkatle seçilmekte ve bunlara mikrop bulaşmış olup olmadığı titizlikle denetlenmektedir.
• Bunlar dengeli beslenme sağlama ve uygun biçimde hazırlanma açısmdan güvenilirdir.
• Mikrobiyolojik denetimlerle genel sağlık koşullarına uygun olmalan sağlanmaktadır.
• Üretim kalitesi ve madde analizi açısmdan son derece titiz denetimler yapılmaktadır. Kısacası bebeğini bu ürünlerle beslemek isteyenler açısmdan hiçbir sorun yoktur. Piyasadaki hazır mamalarla doğal besinler arasında seçim yapmak kişinin yaşam felsefesine kalmıştır.

UYGULAMA
Araştırmalar bebeğe verilen ilk ek besinler içinde tahılların en büyük orana ulaştığım göstermektedir. Tahıllan sırasıyla meyve ve sebzeler ile et izlemektedir. Bu besinler teker teker incelendiğinde beslenmedeki değerleri şöyle özetlenebilir: Tahıllardaki bitkisel proteinler- Memeden kesme sonrasında tahıllar, ilk öğünlerin temel bölümünü ve bitkisel proteinlerin ana kaynağım oluşturur; süt-teki proteinlerin artık bebek için yetersiz kaldığı bu dönemde protein eksikliğini giderir. Ama bu sütün tümüyle beslenmeden çıkarılması anlamına gelmez; tahılların tamamlayıcı olarak süte eklenmesi anlamına gelir. Bitkisel proteinlerin besin değeri, biyolojik değeri yüksek hayvansal proteinlerden düşüktür, ama insan vücudunda bileşimlenen ve bileşimlenmeyen (dolayısıyla besinlerle alınması gereken) aminoasitler açısından son derece dengeli bir içerikleri vardır. Bununla birlikte tahıllar yumurta, et ve süt gibi besinlerin azaltılmasına yol açacak kadar çok verilmemelidir. Un, irmik, şehriye, tane gibi çeşitli biçimlerde verilebilen tahıllar bitkisel proteinlerin dışında karbonhidrat, kalsiyum, demir ve Bj vitamini de sağlar. Tahıllardaki glütenin temel bileşenlerinden olan gliadin grubu bitkisel proteinler ise kalıtsal yakınlığı olan bebeklerin bağırsak mukozasında yıkıma yol açabilir. "Çölyak hastalığı" adı verilen bu durumdan kaçınmak için bebek en az 5-6 aylık olmadan beslenmeye glüten katılmamalıdır.

Tahılla yapılan ürünler:
Bisküviler- Temelde tahıl unundan yapılan bisküviler, protein ve şeker bakımından zengindir. Tahıllarda yavaş kullanılan bileşik şekerler bulunduğundan bisküvilere sakaroz, laktoz, früktoz gibi basit şekerler eklenir. Bebek bisküvilerine ayrıca vitamin ve mineraller de katılır. Sütçocuğunda bisküvi, oyalansın diye verilen basit bir yiyecek gibi değil, beslenmeyi ve enerji gereksinimini bütünleyici bir ürün olarak görülmelidir. Beslenme öğeleri arasında bir denge sağladığı ölçüde yararlı olan bisküvi, aşırı miktarda yendiğinde kalori fazlasına yol açar. Glütensiz bisküviler de Çölyak hastalığı tehlikesinden kaçınmayı sağlamakla birlikte aşırı kalori ve karbonhidrat alma tehlikesi açısından öbürlerinden farksızdır.

Muhallebiler- Tahıl unuyla yapılan muhallebilerin 2/3'ü bitkisel proteinlerden, 1/3'ü ise süt ya da süttozundan oluşur. Muhallebi önemli ölçüde yağ ve dolayısıyla enerji sağlar; hayvansal protein içeriği fazla olduğundan biyolojik değeri bisküviden yüksektir. Tatlı olduğu için de sütten yeni kesilen bebeğin kolay kabul edebildiği bir yiyecektir. Muhallebi özellikle iştahsız ve yeterince kilo almayan bebeklere önerilir.Meyve ve sebzeler- Bunlar genellikle beslenmenin bütünleyici öğeleri olarak kabul edilir. Meyve ve sebzeler vitamin, mineral, demir, bakır, çinko ve lif sağlamaları nedeniyle önemlidir. İçlerinde bir miktar protein ve şeker bulunması, buna karşılık hemen hiç lipit bulunmaması bebeğin beslenmesi açısından fazla önemli sayılmaz. Meyve suları - Mekanik işlemlerle sulu meyvelerden elde edilir. Vücutta mayalanabilir, ama mayalanmış değildir. Rengi, kokusu ve tadı elde edildiği meyveden gelir. Meyve sularının bileşimi meyvenin cinsine, yetiştiği yere ve toplandığı tarihe, olgunluk derecesine göre değişir. Bebeklere en çok elma, armut, şeftali ve kayısı suyu verilir. Bunlar özellikle 5-6. aylarda bebeğe potasyum, monosakarit (glikoz ve früktoz) ve vitamin sağlamaları nedeniyle büyük önem taşır. Meyve suları da "içecek" olarak delil beslenmeyi "tamamlayıcı" olarak kabul edilmelidir; kural olarak her meyve suyunun 100 ml'sinde en az 60 mg C vitamini bulunması gerekir. Memeden kesme döneminde bebeğe hazır mama verme konusunda olduğu gibi, sanayi ürünü meyve suları verme konusunda da farklı görüşler vardır. Ama aşağıdaki nedenlerle, sanayi ürünü meyve sularının evde hazırlananlardan üstün olduğu ortaya konmuştur:
• Bunların 100 ml'sinde kesinlikle 60 mg'den fazla C vitamini vardır. Taze (evde hazırlanan) meyve sularının vitamin içeriği ise meyvenin olgunluğuna göre değişir.
• Selüloz içermedikleri için ishalli bebeklere de verilebilirler.
• Vakumla ambalajlandıkları için mide bağırsak borusunda gaz oluşumuna yol açmaz, oksijenle birleşmeye daha dirençlidir ve ağzı açık olarak da saklanabilirler.
• Mikroplara karşı daha güvenilirdirler.
Tek olumsuz özellikleri fiyatlarıdır

Piyasadaki meyve sulan ile öbür meyve ürünleri arasında bazı farklar vardır: meyve suyu = meyve suyu + şeker meyve suyu ve püresi = meyve suyu + püre + şeker nektar = püre + şeker + su (yüzde 50'den çok) homojenleştirilmiş ürünler = püre + şeker + su (yüzde 50'den az)

Et- Etlerin başlıca özellikleri şunlardır:
• Biyolojik değeri yüksek hayvansal proteinler içerirler.
• Biyolojik açıdan çok yararlı demir içerikleri yüksektir.
• Bir miktar da yağ içerirler (özellikle dana ve tavuk eti). Verilen süt miktarı azalmaya başladığında bu yağlar bebek için gereklidir.
Et özellikle protein ve demir içeriği açısından bebeğin kesinlikle gereksinim duyduğu bir üründür. Ama kolaylıkla sindirilebilmesi ve liflerinin sindirim enzimlerince etkilenebilmesi için bebeğe uygun biçimde verilmesi gerekir. Bebeğe verilecek etin lifleri kıyma makinesinde, blenderde ya da homojenleştirme işlemiyle parçalanmalıdır. Parçalama sindirimi kolaylaştırır, ama gene de seçilen hazırlama yöntemine göre farklı sonuçlar alınır. Önceden haşlanarak blenderde çekilen et daha uzun sürede sindirilir. Ayrıca hava yutmayı kolaylaştırması da sindirimi yavaşlatır. Böylece bebekte erkenden tokluk duygusu uyanır ve midedeki besinler ağza gelmeyebaşlar. Haşlama etteki protein, yağ ve minerallerin de suya geçerek yitirilmesine yol açar. Homojenleştirme işleminde et, kapalı bir devrede havası alınarak çok minik parçacıklara ayrılır. Haşlamada ortaya çıkan yağ, protein ve mineral kaybı da engellenir. Böylelikle et kolay sindirilebilir hale gelir. Ayrıca homojenleştirilmiş ürünlerde yalnızca et yoktur. Protein içeriğinin yanı sıra bu ürünlere nişasta ve zeytinyağı da katıldığından besleyici özellikleri fazladır. Toz halindeki ürünler tümüyle susuz olarak yapılan homojenleştirmeyle elde edilir. Bu ürünlerde tuz, koruyucu ve renklendirici maddeler bulunmaz.
Temel bir besin:
Beyazpeynir - Çok miktarda protein, ayrıca yağ, sodyum ve kalsiyum içerdiğinden beyazpeynir memeden kesme döneminde bebekler için son derece değerli bir süt ürünüdür. Beyazpeynir sütçocuğu için "tamamlayıcı" değil, temel bir besin olarak kabul edilir. Beslenmede protein, yağ ve tuz dengesizliğinin önlenmesini sağlar.

Ne tür süt verilmelidir? - Gerek anne sütü, gerek anne sütüne çok yakın bileşimdeki demir, D vitamini ve flüorla zenginleştirilmiş sütler, 4-6 aya değin bebeğin gereksinimlerini karşılar. Bundan sonra bebeğin metabolizması yeterince olgunlaştığından, birçok çocuk hekimi artık özel sütler gerekmediği, bunun yerine duruma göre alınacak bazı önlemlerle inek sütü kullanılabileceği görüşündedir.
• Süt birkaç dakika kaynatılır.
• 3/4-4/5 oranında suyla seyreltilir.
• Un ya da nişasta ile (5gr/100 mi) zenginleştirilir.
• Bebeğe çorba verilmiyorsa mısırözü yağı (0,5gr/100 ml) eklenir. Burada da inek sütü ile geçiş sütü arasındaki seçim bütünüyle anne babaya kalmıştır.

Vazgeçilmez olan demir ve yağlar- Sütçocuğunun günlük demir gereksinimi 10 mg'dir. Ama ne süt, ne de öteki maddeler bu ölçüde demir içerir. Dolayısıyla beslenmeye dışarıdan demir eklenmesi gerekir.
Besinlerin demir içeriği tahıllarda olduğu gibi ürünün yetiştirilme biçimine
ve ette olduğu gibi hayvanın beslenme koşullarına göre değişir. Ama burada asıl önemli olan biyolojik yararlılık, yani vücudun alman demiri kullanmasıdır. Vücut etteki demiri sebze ya da tahıllardaki demirden çok daha iyi emer. Bebeğin beslenmesinde vazgeçilmez bir madde de yağdır. Yağlar hem enerji ve vitamin (A ve D vitamini) kaynağıdır, hem de tokluk duygusu vererek aşırı protein ve şeker alınmasını önler. Beslenmede yağ, özellikle de linoleik asit eksikliği şu olumsuz sonuçlara yol açar:
• Büyümenin durması
• Deri bozuklukları
• Enfeksiyonlara karşı zayıflık
Bu yüzden bebeğin çorbalarına zeytinyağı ya da yüksek oranda lipit içeren peynir katılmalıdır.

Yazının Kaynağı: Medicana
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Geri: Bebek Beslenmesi, Anne Sütü, Ay ay bebek beslenmesi   Perş. Ocak 08, 2009 11:23 pm

Bebeği Memeden Kesmenin İlk Günleri

Memeden kesme hem anne, hem de bebek açısından birçok sorun yaratır. Anne günlük düzenini değiştirmek ve ister istemez emzirmenin bebekle arasında sağladığı yakınlıktan vazgeçmek zorunda kalır. Bebekse değişik yiyeceklerle beslenmeye uyum sağlamak zorundadır. Unutulmamalıdır ki, beslenme bebeğin bütün dünyasını doldurur; hatta bebeğin yemek için yaşadığı söylenebilir. Bu yüzden besinlerin yapısı ve tatlanndaki değişikliklerle ilgili güçlüklerin üstesinden gelebilmesi için ona yardım edilmelidir. Başlıca güçlükler kaşık kullanmaya alışma, beslenme dışında fiziksel yakınlık ve sıcaklık da veren ana memesinden uzaklaşma ve çeşitli besin uyumsuzluklarıdır. Gerçekten de bebek her yeni besini aynı kolaylıkla kabul edemez. Besin uyumsuzlukları son derece yaygındır.

Bebeğin memeden kesilmesiyle ilgili birkaç öneri
Beslenme gereçleri.
Plastikten yapılmış, kenarları keskin olmayan kaşık ve tabak kullanılmalıdır. Bunlar yıkandıktan sonra mikroplan öldürücü bir eriyiğin içinde saklanmalıdır.
Yiyeceklerin hazırlanması.
Evde hazırlanan mamalar ile meyve ve sebze püreleri en iyileridir. Bunlar ailenin öteki üyelerinin yediği yiyeceklerden hazırlanabilir. Aynca birkaç porsiyon hazırlanarak ayrı kaplarda buzlukta saklanabilir ve gerektiğinde çözülerek bebeğe verilebilir.
Bebek yemeği reddederse.
Bunun nedeni yeni bir tat ya da sütten farklı yapıda bir yemek, yemeğin sıcak olması, bebeğin susaması ya da yalnızca dikkati çekmek istemesi olabilir. Bebeğe farklı biçimlerde hazırlanmış çeşitli yiyecekler verilerek farklı tatlara alışması sağlanmalıdır.
Bebeğin içecek gereksinimi.
Beslenmeden çıkartılan sütün yerini doldurmak için bebeğe günde en az 100-150 mi su ve meyve suyu verilmesi gerekir. Verilen meyve sulan taze olmalıdır.

Et suları ve sebze çorbaları
Sebze çorbalan hafif olmalıdır. Küçük dilimler halinde bir iki küçük patates (yaklaşık 100 gr) ve havuçla (yaklaşık 100 gr) hazırlanabilir, îlk günlerden sonra çorbaya ıspanak, marul, pancar ya da tadı keskin olmayan başka yeşil sebzeler katılabilir (lahana, soğan gibi aşın kokulu sebzeler koyulmaz). Mevsiminde küçük küçük kesilmiş domates de eklenebilir. Bunlar 1 İt suda yaklaşık 1 saat yavaş yavaş pişirildikten sonra ezilerek çorba haline getirilir. Sebze çorbalan buzdolabmda bir iki gün saklanabilir. Dördüncü aya doğru sebzeye geçilebilir ve içine bir kaşık et suyu eklenebilir. Pirinç lapası ise 2 kaşık pirinci
yaklaşık 150-200 gr sebze suyunda pişirerek hazırlanır. Lapa kanştınlarak pişirilmelidir. Pirinç, kaynamış sebze suyuna eklenirse daha iyi pişer. Bebeğin sıvı beslenmeden katı besinlere geçerken gösterdiği direnç yalnızca organik+değil, aynı zamanda ruhsal kökenlidir. Gerçekten de bebek kısa bir süre içinde kendine verilen çeşitli besinlerin koku, tat ve yapılarına alışmak zorunda kalır.

İLK GÜÇLÜK: TAT
Bebek aylarca kendisi için kusursuz olan tek bir besinin, sütün tadına alışmıştır. Yaşamının ilk aylarında bu tekdüze beslenme biçiminden hiç de sıkılmışa benzemez. Doğal ya da özel bileşimli olsun süt onun hoşuna gider. Ama
bir gün, anlamadığı bir nedenle, bu tadın yerini bir başkası alır. Mamanın tadı süte benzese de ondan farklıdır ve bu bebeğe önemli, tatsız bir sürpriz gibi gelir. Daha sonra gene ağzında sütünkinden tümüyle farklı bir tat (örneğin, içinde hiç şeker tadı olmayan bir sebze çorbası) duyduğunda, en azından ilk zamanlar kendisine kötü davranıldığını, kandırıldığını düşünür. Çoğu kez oldukça şiddetli tepkiler gösterir. Umutsuzluk nöbetlerine kapılır; başını arkaya atarak mamadan kurtulmaya çalışır; öfkeyle bağırır; mamayı annesinin yüzüne püskürtür; kusmaya çalışır. Bu gösterileri besinlerin kendisi için uygun olmadığını belirtmek için yapar. Sorun çok ciddidir; anne babanın çok becerikli, dengeli ve sakin davranmasını, sınırsız bir sabır göstermesini gerektirir.

KATI BESİN
Bebek sütten kesilinceye değin yalnızca sıvı içmiştir. Hiç katı besin yememiş, yeme açısından işlevsel olan, ama içmeye pek yaramayan bazı organlarını kullanmamıştır. Ağza yan katı, yoğun bir madde alarak bunu mideye yollamak da sıvı emmeye benzemez. Bebek yeme konusunda biraz garip davranır. Dış dünyayla ilgili yeni şeyler öğrenirken,

KAŞIK
Kapaklı ve emmeye uygun bir ibiği olan bardaklar bebekler için çok uygundur. örneğin hareket ederken, oynarken son derece istekli, her an yeni dengeler oluşturmaya yatkındır. Buna karşılık yeme konusunda inatçı ve tembel, tutucu
ve alışkanlıklarına aşırı bağlıdır. Beslenme konusunda yeniliği, değişik şeyler denemeyi ve güçlükleri aşmayı kolay kolay kabul etmez. Yalnız süt emmek ona huzur ve zevk verir; oysa mama yemek çok yorucu, tatsız bir iş gibi gelir. Tek güçlük emme zevkinden yoksun kalmak değildir; kaşık kullanma gereği de yemeyi güçleştirir. Kaşık soğuk, rahatsızlık ve güçlük veren bir araçtır; çoğu bebekte kaşığa karşı açık bir düşmanlık oluşur. Bebeğe mama vermenin başka yolu olmadığından bu güçlüğün aşılması son derece önemlidir. Ama zora başvurarak sorun kesinlikle çözülemez. Anne babanın çok dikkatli, anlayışlı, ama aynı ölçüde kararlı davranması gerekir

UYUM
Bebeğin her zaman yeni besinlere uyum göstermesi beklenemez. Memeden kesilen bebek bileşimi, hazırlanışı, sindirimi, fiziksel ve kimyasal özellikleri açısından birbirinden çok farklı besinler almaya başlar. Çeşitli araştırmaların sonuçlarına göre bu besinleri genellikle kolayca sindirebilir, ama her zaman sorun yaratan bir besin ortaya çıkabilir ve besinleri verip denemeden hangilerine uyum göstereceği bilinemez. Memeden kesme temelde her türlü yiyeceğin, ayrım yapmadan bebeğin beslenmesine katılmasıdır. Bu arada kendi içinde doğal olan durumlarla, gerçek besin uyumsuzluğu kesinlikle ayırt edilmelidir. Örneğin ıspanak, peynir ya da yumurta verildikten sonra dışkının özellikleri, görünümü değişebilir. Ama belli bir yiyeceğin verilmesiyle dışkının özelliklerinin değişmesi zorunlu olarak bu besine uyumsuzluk anlamına gelmez. Dışkının biraz yumuşak olması, renginin değişmesi, biraz selüloz artığı içermesi çok önemli değildir. Yumurta verildikten sonra bebeğin derisinde birkaç kırmızı leke ortaya çıkmasının da pek önemi yoktur; hatta büyük olasılıkla kırmızı lekeler yumurtadan bağımsız olarak ortaya çıkmıştır. Yumurta bebeğin en iyi sindirdiği besinlerden biridir. Kırmızı lekeler sıcaktan, mekanik zedelenmeden ya da sık sık görüldüğü gibi bu iki olgunun bir arada bulunmasından kaynaklanabilir. Buna karşılık herhangi bir besin bebeğe ilk verildiğinde gerçek bir ishal, yineleyen kusma ya da şiddetli sayılabilecek başka belirtiler ortaya çıkarsa, kesinlikle önlem almak gerekir. Burada gerçek bir uyumsuzluk söz konusu olabilir.

UYGULAMAYI DEĞERLENDİRME ÖLÇÜTLERİ
Anne baba bebeğin doğru beslenip beslenmediğini şu ölçütlere başvurarak değerlendirebilir:
• Bebeğin kilo almasına, boyunun uzamasına ve baş çevresinin büyümesine bakılır,
• Bebeğin besinlere uyum gösterdiğinden emin olmak için dışkı sayısı ve özellikleri temel alınır; kusma, besinlerin ağza geri gelmesi ve gaz sancılan olmamalıdır.

Hekim bebekte büyüme bozuklukları olduğunu görürse kan tahlillerine başvurarak beslenme durumunu değerlendirebilir. Bebek memeden kesilirken şu noktalara dikkat edilmelidir:
• Besinlerin miktarı ve niteliği,
• besinlerin sindirilebilirliği,
• bebeğin uyumu,
• bebeğin sinirsel ve ruhsal gelişimini de göz önüne alarak yeni besinlerin yavaş yavaş, aşamalı olarak verilmesi,
• sağlık kurallarına tam anlamıyla uyulması,
• savurganlıktan kaçınılması.

Yazının Kaynağı : Medicana
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Geri: Bebek Beslenmesi, Anne Sütü, Ay ay bebek beslenmesi   Perş. Ocak 08, 2009 11:25 pm

Sıvı İhtiyacı

Susuzluk çocuklar için çok önemli bir belirtidir ve vücudun suya gereksinimi olduğunu gösterir. Su gerçekten de metabolizmanın her süreci için vazgeçilmezdir. Vücudun sıvı dengesinde ortaya çıkabilecek herhangi bir bozukluk çocuğun yaşı ne kadar küçükse, o kadar tehlikeli sonuçlara yol açar.
Vücuttaki sıvı miktarı canlıdan canlıya farklılıklar gösterir. Örneğin, denizanalarının vücut ağırlığının yüzde 99,9'u su iken, bakteri sporlarında suya çok az miktarlarda rastlanır. Yaklaşık 70 kg ağırlığındaki bir yetişkin insanın vücudunda 42 kg su bulunur.

YETİŞKİNLER VE ÇOCUKLAR ARASINDAKİ FARKLILIKLAR
Yaşamının ilk yılındaki bir bebeğin vücudundaki sıvının miktarı ve dağılımı yetişkinlerinkinden farklıdır: Bebeğin vücudunda ağırlığına oranla yetişkinlerinkinden daha fazla sıvı bulunur; ayrıca bu sıvı yetişkinlerdekinden daha farklı bir dağılım gösterir. Vücuttaki su hücre içi ve hücre dışı olmak üzere birbirinden hücre zarıyla ayrılan iki ayrı bölmede toplanmıştır. Bu iki bölmedeki su, gerek işlevleri, gerek bileşenleri açısından önemli farklılıklar gösterir. Hücre için yaşamsal önem taşıyan bütün süreçler hücre içi sıvıda (intraselüler) gerçekleşir. Hücre dışı (ekstraselüler) sıvı ise hücrelerin birbirleriyle ve dış ortamla alışverişlerini sağlayan, hücrelere besinlerini getiren ve onların salgı ve atıklarını alıp götüren sıvıdır. Son derece hassas işleyen sistemler bu iki bölmedeki sıvının miktar ve bileşimini sabit tutar. Hücre dışı sıvı da kendi içinde ikiye ayrılır: Damar içi sıvı ve kılcal damarlarla hücreler arasındaki boşlukta yer alan (interstisyel) sıvı. Damar içi sıvı alyuvarları, akyuvarları ve trombositleri taşıyan plazmadan oluşur. Dölütte sıvı miktarı doğuma doğru azalır. Ama doğumdaki toplam sıvı miktarı gene de yetişkinlerinkinden fazladır. Yeni doğmuş bir bebeğin vücudundaki toplam sıvı miktarı ağırlığınınyüzde 70'i kadardır. Bu dönemde özellikle hücre dışı sıvının miktarı çok yüksektir; hücre dışı sıvı tek başına vücut ağırlığının yüzde 40'ını oluşturur. Bir yaşından sonra çocuk ve yetişkin arasındaki bu fark ortadan kalkar ve vücuttaki sıvının toplam ağırlık içindeki payı yüzde 60'a düşer; bunun yüzde 25'ini hücre dışı, yüzde 35'ini de hücre içi sıvı oluşturur. Buna göre 1 yaşındaki ve 10 kg ağırlığındaki bir çocuğun vücudunda 6 kg sıvı bulunur; bunun 3,5 kg'si hücre içi, 2,5 kg'si hücre dışı sıvıdan oluşur. Buna karşın 4 kg ağırlığındaki bir yenidoğanın vücudunda 2,8 kg su bulunur; bunun 1,2 kg'si hücre içi, 1,6 kg'si hücre dışındadır. Gerek yetişkinlerde, gerek çocuklarda sıvının vücut ağırlığına oranı kişiden kişiye değişiklik gösterir. Sıvı ve damar bakımından yoksul olan yağ dokusu ne kadar fazlaysa yani kişi ne kadar şişmansa sıvı miktarı da o kadar azdır. Bu nedenle yağ dokusu fazla, şişman bir çocuk beslenme bozukluğuna yol açabilecek bir hastalığa direnç gösterebilmesin karşın, kusma ve ishalle seyreden bir midebağırsak iltihabı karşısmda hızla kötüleşebilir. Böyle bir durumda hemen sıvı tedavisi yapılması gerekir. Vücuttaki sıvı bütün metabolizma süreçleri için yaşamsal öneme sahiptir. Aynca, hücreyi çevreleyen ortamı oluşturur ve bu ortamın kimyasal ve fiziksel özelliklerinin sabit kalmasını sağlar.

GÜNLUK SU GEREKSİNİMİ
Organizmadaki çeşitli sistemler vücuttaki su miktarını dengede tutar. Bu sistemlere örnek olarak susama duygusu;çıkarılan idrar ve ter miktarının azalması ya da çoğalması; böbreklerden süzülen sıvı miktarım düzenleyen hormonlar ve beyindeki susama merkezini etkileyen hormonlar sayılabilir. Kuramsal olarak bu sistemler düzgün işledikçe alınan ve atılan sıvı miktarının dengede olması gerekir. Ama bu kurama uymayan ayrıksı örnekler de vardır. İşte bu ayrıksı örneklerden biri de çocuktur. Büyüme aşamasındaki her organizma yeni dokuların oluşabilmesi için bir miktar sıvıyı bünyesinde toplar; vücut ağırlığı her 100 gr arttığında bunun 75 gr'si sudur. Bu nedenle hızla büyüyen bir çocuğun vücudundaki sıvı miktarının dengede tutulabilmesi için alman sıvı miktarı, atılandan çok daha fazla olmalıdır. Bir sütçocuğunun günlük sıvı gereksinimi kg başına 100-150 mi olarak hesaplanmıştır. Bu miktar, yıllar geçtikçe azalır; ve yetişkinlerde kg başına 40-50 ml'ye düşer.

NE YAPMAK GEREKİR?
Aile hekimlerinin yanı sıra çocuk hekimlerine de bebeklerin ve küçük çocukların ne tür sıvılar almaları gerektiği konusunda sık sık sorular sorulrnaktadır. Ama bu sorunun kesin bir yanıtı yoktur. Çünkü bu sıvıların türü ve miktarı çocuğun yaşma, organizmanın belirli anatomik ve fizyolojik farklılıklarına ve kişisel tat alma duyusuna göre değişir. Farklı yaşlara göre içecek seçimlerini inceleyecek olursak, yaşamın ilk aylarında büyük önem taşıyan sütün bu önemini zamanla yitirmeye başladığını görürüz. Bebekler yaşamlarının bu ilk aylarında teinsiz çay, papatya ya da başka otlardan hazırlanmış ve biraz tatlandınlmış çaylar içebilirler. Bu tip içecekler sıvı dengesi az çok sağlanmış, yalnızca meme emen bir bebeğe bile verilebilir. Zaten 4-6 aydan sonra ek gıdalara başlanır ve taze meyve sulan, meyve püreleri beslenmeye girer. Üç-dört yaşlarındaki çocuklar alkolsüz içecekler, özellikle de turunçgiller grubuna giren meyvelerin sulannı içmeye başlarlar; yaşın artmasıyla birlikte bunların tüketimi de artar. Bazen aileler, çocuğa dehidroksikarbon eklenmiş içeceklerin (kolalı, gazozlu içecekler) verilmesinin zararlı olup olmadığını sorarlar. Bu sorunun yanıtı"eğer çocuk çok küçükse evet" olacaktır. Çünkü bu içeceklerde bulunan gaz mideyi genişletir, mide mukozasını tahriş eder ve gaz ağrılarının başlamasına neden olabilir. Buna karşın daha büyük çocuklarda ve ergenlik çağındakilerde bu tür içeceklerin görünür bir zaran yoktur. Gene de bu tür içecekler yerine çocuğun sıvı gereksinimini su, meyve vb doğal yollarla gidermesi çok daha iyidir. Ayrıca kolalı, gazozlu içeceklerin sıcaklıklarına dikkat etmek gerekir. Bunlar çok soğuk içilirse, terlemeyi artırmalarının yanı sıra, mide ve bağırsak mukozasını etkileyerek mide-bağırsak rahatsızlıklanna yol açarlar. Ayrıca çok soğuk içecekler terliyken alındıklannda damarlarda büzüşmelere yol açarak organizma için oldukça tehlikeli sonuçlar doğurur.

SIVI DENGESİNDEKİ DEĞİŞİKLİKLER
Çocuklarda özellikle de sütçocuklanndaki sıvı dengesi o kadar değişkendir ki, normal bir durumdayken kolaylıkla hiperhidratasyon (vücutta aşırı sıvı birikmesi) ya da hipohidratasyon (vücudun susuz kalması) gelişebilir. Vücutta aşın sıvı birikmesi hücrelerin adeta "boğulmasına" neden olur; aşın susuzluk durumunda ise metabolizma dengesi bozulur ve atık maddeleri ortamdan uzaklaştıracak yeterli sıvı olmadığından hücre kendi atık maddelerinden dolayı zarar görür. Aşın miktarda sıvı alımının sonucu hiperhidratasyondur. Bunun belirtileri dokularda aşın sıvı birikmesi sonucu ortaya çıkan ödem, ishal, bol işeme, aşın tükürük salgılanması, kusma, baş ağrısı, iştahsızlık ve ender olarak ortaya çıkan havalelerdir. Sayılan son dört belirtinin nedeni beyinomurilik sıvısındaki basıncın artmasıdır. Sıvı tutulumunu açıklayabilecek herhangi bir patolojik durum yoksa, sıvı alımını sınırlamak yeterli olacaktır. Zamanla fazla suyun hepsi vücuttan atılır ve belirtiler kaybolur. Küçük çocuklarda daha çok hipohidratasyon görülür. Vücudun susuz kalmasının sık rastlanan nedenleri yetersiz su ve tuz alımı, ağır su ve tuz kaybına yol açan ishal ve kusma ile susamanın giderilememesidir. Bu son durum yaz aylannda ve özellikle yenidoğanlarla ve sütçocuklannda görülür; çünkü yenidoğanın sıvı gereksinimi annesi tarafından tam olarak kestirilemez. Sütçocuğunda ise yaz aylannda ter ve solunum yoluyla tahmin edilemeyecek düzeylerde sıvı kaybedilir. Susuzluk hissi, organizmanın sıvı gereksinimi olduğunu haber veren ilk uyandır; yani çocuk susadığını belirttiğinde ona hemen su vermek gerektiği unutulmamalıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Geri: Bebek Beslenmesi, Anne Sütü, Ay ay bebek beslenmesi   Perş. Ocak 08, 2009 11:26 pm

Bebek, yememek için direniyorsa...

bebekHer anne bir gün, ağzını açmayan, başını sağa-sola çevirerek kaşıktan, biberondan kaçan bir bebekle karşı karşıya gelir. Bu durumlarda ne yapacağınızı biliyorsanız, telâşlanmanıza hiç gerek kalmayabilir.

Bütün anneler, çocuklarının mamalarını büyük bir iştahla yemeleri için ellerinden gelen her şeyi yapmaya hazırdır. Yavrularının gülerek biberona sarıldıklarını, mamalarını hiç bir zorluk çıkarmadan yutuverdiklerini görmek, annenin yönünden hiç kuşkusuz en büyük mutluluk kaynaklarından biridir. Ama her anne, ne yazık ki günün birinde çocuğunun mamalara, yiyeceklere karşı isyan bayrağını çekiverdiğini görür: Mama bebeğin ağzına zorla tıkıştırılmakta, küçük afacan da aynı şiddetle kaşığı gerisin geriye itmektedir. Böylece beslenme, evin baş sorunu haline gelmiştir. Bu durumlarda nasıl davranmanız konusunda şunları önereceğiz:

MEYVE İSTEMİYORSA...
Önce meyve türünü değiştirin ya da meyve püresinin içine bir miktar süt karıştırarak, bunu biberondan bebeğinize içirmeye çalışın. Biberonu da reddediyor-sa, bu kez meyveli sütü kaşıkla içirmeyi deneyin. Afacan hâlâ inat ediyorsa, bir hafta süreyle meyveyi listeden çıkararak, sebzeye ağırlık verin .Yedi gün sonra, yine meyveye başlayabilirsiniz.

SEBZEYLE ARASI AÇIKSA...
Yavrunuz, belki de hep aynı sebzeleri yemekten bıkmıştır. Meyve konusunda uyguladığınız "çeşit değiştirme" formülünden burada da yararlanabilirsiniz. Sebze suyunu sütle karıştırarak vermeyi de deneyebilirsiniz. Olmuyorsa, tek çareniz yine bir süre sebzeye ara vermektir. Ancak bu süre boyunca, sebze yerine bol süt ya da meyve suyu içinde ezilmiş bisküvit vermeyi ihmal etmeyin. Ayrıca sebze ezmesinde yapılacak bir takım ufak-tefek değişiklikler (örneğin bir kaşık şeker, ya da kaymak ilâvesi), bazı bebeklerin iştahını yeniden açmaya da yarayabilir.

ETİN TADINA ALISAMIYORSA...
Sebze ezmesi vermeye devam edin, ancak et suyu yerine, bebeğinize haftada üç kez bir yumurta sarısı yedirin. Çocuğunuzun etin tadına alışabilmesi için, sebze ezmesine karıştırdığınız et suyunugiderek çoğaltın.

NORMAL BESLENDİĞİ HALDE ÇOK ŞİŞMANLIYORSA...
Kalorisi az olan besinlere yönelmeniz gerekebilir. Çocuğunuzun doktoruna başvurarak, bir "beslenme planı" hazırlayın. Yemek listesinde kek, çikolata, pasta gibi sözcükler yer almamalıdır. Bunların yerine yemek aralarında çocuğunuza yoğurt, meyve, ya da az şekerli, açık "paşa çayı" verin. Ayrıca çocuğunuz küçük bir havuç parçasını da kemirmekten zevk alacaktır.

AZ YİYOR VE ÇOK ZAYIFSA...
Yine doktoruna başvuracaksınız, ancak bu kez yavrunuz için bol kalorili bir yemek listesi hazırlanacaktır. Süt miktarıyle birlikte, şeker de artacaktır. Bir yaşını aştıktan sonra, bebekler her gün bir rafadan yumurta yemelidir. Zayıf bebekleri biraz tombullaştırmak için akşamları ince birdilim ekmeğe (mümkünse mısır ekmeğine) bol tereyağı ve reçel sürerek yedirin. Bira mayası ve saf meyve suları da çocuğunuz için ideal içeceklerdir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Bebek Yemekleri   C.tesi Ocak 10, 2009 9:41 pm

Bebek Yemekleri
Süt

2 yaşına kadar anne sütü emen çocuk, kemik gelişimi için gerekli olan kalsiyum ve fosforu en ideal oranda annesinin sütünden almış olur. Anne sütü yeterli olan bir çocuğa ilave inek sütü içirmeye gerek yoktur. Anne sütü almayan çocuklar ise 2 yaşına kadar gündüz yemek aralarında almamak şartıyla, içebildikleri kadar inek sütü içmelidirler. 2 yaşından sonra ise 1 bardak inek sütü yeterlidir. Sütü sevmeyen çocukları yoğurt, peynir, muhallebi gibi yiyecekleri yediği taktirde, süt içmesi için zorlamaya gerek yoktur.
inek sütü verirken hijyenik süt olmasına dikkat edilmelidir. Pastörize edilmiş şişe sütleri, sterilize edilmiş uzun ömürlü karton sütler temiz ve hijyenik sütlerdir. Süt, yeni doğana verilecekse sulandırılarak verilmelidir.
Yoğurt

4 ve 6. aylarda bebeğinize vereceğiniz ilk ek gıdalar arasında yer alabilir. Yoğurt bazı bebeklerde gaz yapabilir. Fakat sizin çocuğunuzda gaz yapmayabilir de. Bunun için denemeniz gerekir. Eğer bebeğiniz çok rahatsız olmuşsa ara verip birkaç gün sonra tekrar deneyin. Bir yaşına kadar bebeklerde inek sütü tavsiye edilmediği için, yoğurda ne kadar erken başlarsanız o kadar iyi olur. Bebeğinize vereceğiniz yoğurdun evde yapılmış olmasına dikkat edin.

Yapılışı: Eli yakmayacak derecedeki ılık süte, bir litre süt için bir yemek kaşığı yoğurt ekleyin ve karıştırın. Isı kaybını önlemek için üzerini güzelce sarmalayın. 5-6 saat içinde süt, yoğurda dönüşür. Bir gün buzdolabında bekletebilirsiniz. Bebeğiniz için her gün taze yoğurt yapmaya özen gösterin. Marketten yoğurt alırsanız, kaymak kısmını ayırıp öyle yedirin.
Muhallebi

4 ve 6. aylardaki ek gıdalar arasında yer alabilecek muhallebinin kıvamının daha akıcı ve az şekerli olmasına dikkat edin. Önceleri su ile yaparken, bebeğinizin yaşı büyüdükçe yavaş yavaş sütün miktarını çoğaltarak yapın (bu konuda doktorunuza da danışabilirsiniz). Kullanacağınız un, pirinç ya da nişasta olmalıdır, Buğday unu daha alerjik özelliklere sahip olduğu için bebek biraz daha büyüyünce verilebilir. Muhallebi günde bir seferden fazla yedirilmemelidir. Yatarken yedireceğiniz muhallebi bebeğinizi uzun süre tok tutacağından gece rahat uyur.

Yapılışı: Bir su bardağı su veya süte bjr tatlı kaşığı pirinç unu koyulur. Pirinç unu bir miktar sütle ezildikten sonra kalan süt de ilave edilir. Karıştırılarak hafif ateşte 10 dakika pişirilir. Bir tatlı kaşığı şeker ilave edilerek karıştırılır ve ateşten alınır. Şeker en son ilave edilmelidir. Süt, şekerle kaynatılırsa, süt proteininde kayıplar olur.
Meyve Suyu ve Püreleri

Elma suyu sindirimi kolay olduğundan bebeğinize vereceğiniz ilk besinler arasında yer alır. Rendeleyip, temiz bir tülbentten sıkarak suyunu çıkartabilirsiniz. Bebeğiniz elma suyuna alıştıktan birkaç hafta sonra, elma püresine geçebilirsiniz. Cam rendede rendeleyeceğiniz elmanın püresini 4-5 aylıkken bebeğinize yedirebilirsiniz.
Şeftali suyu ve püresini de aynı şekilde hazırlayıp bebeğinize 4-5 aylıkken verebilirsiniz. Portakal ve mandalina suyu bazı bebeklerde gaz sancısına sebep olabilir. Bunun için 6. aydan sonra tekrar denemelisiniz.

Muz püresi oluşturmak için, kabuklarını soyup muzu çatalla ezin. Biraz sulandırmak için anne sütü veya inek sütü kullanabilirsiniz, ilk deneyeceğiniz ek gıdalar arasında yer alabilir. Muzun olgun olmasına, dışında kara lekeler bulunmasına dikkat edin. Olgun bir armutun da kabuğunu sovup rendeleyerek verebilirsiniz.
Yumurta

6 ve 9. aylar arasında yumurta yedirmeye başlayabilirsiniz.

Yapılışı: Soğuk suya koyulur ve kaynadıktan sonra 3-5 dakika pişmeye bırakılır. Ateşten alındıktan sonra hemen soğuk suya tutulur. Küçük bebeklere iyi pişmiş katı yumurtanın sarısını vermek gerekir. Nohut büyüklüğünde yedirmeye başlanır. Alerji yapmıyorsa, yavaş yavaş artırılarak mamasına katılabilir. Yumurtanın beyazı bebeğe bir yaşından sonra verilmelidir.
Etler

Bebeklere verilecek olan et, kıyma şeklinde verilmelidir. Et veya kemiğin suyu sanıldığı kadar besleyici değildir. Etin kendisini yedirmek gerekir. Bu da küçük bebeklerde ancak kıyma ile mümkün olur.

Yapılışı: Kıyma hafif ateşte ezile ezile suyu çekinceye kadar pişirilir, ancak kavrulmaz. Bu şekilde hazırlanmış kıyma 6. aydan sonra bebeklerin çorbasına katılabilir. İyi kalite protein, B grubu vitaminleri ve demir bakımından zengin olan et, çocukların beslenmesinde önemli bir yer tutar. Bebeklere et yedirmeye başlarken ilk önce tavuk etinden başlanmalıdır. Tavuk etinden yapılmış kıyma da aynı şekilde bebeğe yedirilir. Et yemeye
alışan bebek bir iki ay sonra ciğere de alıştırılmalıdır. Haftada bir gün 1-2 çorba kaşığı karaciğeri (önce tavuk ciğeri ile alıştırılır) haşlayıp rendeleyerek püre yapıp veya çorbalara katarak yedire bilirsiniz. 8. aydan sonra balığı ızgara yaparak veya buğulama yaparak, kılçıklarından ayırıp yedirebilirsiniz. ,
Çorbalar

3-4 aylıkken havuç suyu vererek sebze tatlarına alıştırabilirsiniz. Daha sonra haşlayarak pişirdiğiniz havucun püresini deneyin. Patatesi kabuğu ile haşlayarak biraz süt ilave edip püre şeklinde verebilirsiniz. 4 ve 5. aylarda klasik sebze çorbasına geçebilirsiniz. (Sebze çorbasına ne kadar erken başlarsanız, alışması o kadar kolay olur. İlk günler hazırlayacağınız çorba tadımlık olmalıdır.)
Sebze çorbası için ilk zamanlar (tek tek pişirilerek denenir ve çeşit sayısı artırılır) havuç, patates, kabak, domates, maydanoz tercih edilmelidir. Sebze çorbasına ocaktan indirmeden 5 dakika önce bir çay kaşığı irmik ilave edilir. 2-3 haftalık alıştırmanın sonunda bir çay kaşığı bitkisel yağ ilave edilir.
Sebzeleri kullanırken:
♦️ Kullanacağınız zaman doğrayın.
♦️ Suda bekletmeyip hemen yıkayın. Kaynar suda ağzı kapalı ve kısa sürede pişirin. Sebze ne-kadar çabuk pişerse vitamin kaybı o kadar az olur.
♦️ Sebzeler az suda pişirilir. Pişme suyu asla atılmaz. Sebze pişerken besin maddelerinin önemli bir kısmı suya geçer.
♦️ Patates ve pancar kabukları ile pişirilir. Kabuğun altındaki vitaminli kısmı da atılmamış olur.
♦️ Sebzelerin hava ile teması sonucunda C vitamini azalacağından fazla bekletilmemelidir. Soğuk yerde beklenirse kayıp daha az olur.
♦️ Et ve sebzeleri aynı tahtada doğramayın. Ette mevcut olan bakteriler, sebzelere de geçer.
♦️ Lahana, patlıcan, pırasa, kereviz, karnabahar, pancar, ıspanak gibi sebzeler bebeğe 8. aydan sonra verilmelidir.

Yazının kaynağı : Sevda Salihoğlu Dursun ( Bebek Bakımı ve Sağlığı ) Daha fazla bilgi için Lütfen kitaba Başvurunuz...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Bebeğiniz İçin Yemek Tarifleri   C.tesi Ocak 10, 2009 9:42 pm

Bebeğiniz İçin Yemek Tarifleri

Bebek YemekleriSebze Çorbası
Malzemesi:
2-3 yaprak ıspanak 1 küçük patates 1/4 kabak 1/4 havuç
1 çay kaşığı sıvı yağ 1 su bardağı su Yapılışı: Sebzeler yıkanır, kabuklu sebzeler soyulur ve doğranır. Küçük bir tencerede kaynamakta olan suya salınır. Su sebzelerin üzerini örtecek kadar olmalıdır. Yeşil yapraklı sebzeler en son atılır. Ateş kısılır, sebzeler yumuşayıncaya kadar pişer. Bir çay kaşığı sıvı yağ eklenir. Ezilerek bebeğe verilir.

Not: Patates yerine bir tatlı kaşığı pirinç veya kırmızı mercimek de ekleyebilirsiniz. Ayrı bir yerde pişirdiğiniz kıymayı da sebze çorbasına ilave edebilirsiniz.

Pirinçi mercimek çorbası
Malzemesi
1/2 yemek kaşığı kırmızı mercimek
1/2 yemek kaşığı pirinç
1 su bardağından biraz fazla su
1 çay kaşığı sıvı yağ Mercimek ve pirinç ayıklanır yıkanır ve kaynamakta olan suya atılır. Yumuşayıncaya kadar pişirilir. Yağ eklenir. Pirinç yerine bulgur koyarak da deneyebilirsiniz.

Yayla Çorbası
Malzemesi:
3/4 su bardağı yoğurt
1/2 su bardağı su
1 yemek kaşığı pirinç
1 çay kaşığı sıvı yağ
1 çay kaşığı un
Pirinç ayıklanır, yıkanır ve su ile haşlanır. Ilımaya bırakılır. Yoğurt ve ezilmiş un ilave edilir. Karıştırılarak pişirilir, yağ eklenir.

Tarhana Çorbası
Malzemesi:
1 su bardağı su
1/2 yemek kaşığı tarhana
1 tatlı kaşığı yağ
Tarhana soğuk su ile ezilir ve karıştırılarak pişirilir, yağ ilave edilir. Tarhana acısız olmalıdır.

Nohut ve Kurufasülye Ezmesi
Malzemesi:
2 yemek kaşığı nohut veya fasulye
1 çay kaşığı yağ
1 su bardağı su
Nohut fasulye ayıklanır, yıkanır ve 8-10 saat ıslatılır. Islatma suyu dökülür. Yumuşayan nohut ve fasulyelerin, gaz yapmaması için kabukları soyulur. Üzerine 1-2 parmak geçecek kadar su koyarak yumuşayıncaya kadar pişirilir. Pişen nohut veya fasulye, haşlama suyu içinde çatalla ezilir. Ayrı bir yerde kıyma pişirerek de nohut veya fasulye ezmesinin içine katabilirsiniz, (kabuklarından ayırma işlemini, piştikten sonra süzgeçten geçirerek de yapabilirsiniz.)
Not: 6-9 aylar arasında baklagilleri önce sebze çorbasına katarak, daha sonra uygun şekilde pişirerek bebeğinize yedirebilirsiniz.

Yazının kaynağı : Sevda Salihoğlu Dursun ( Bebek Bakımı ve Sağlığı )
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Bebek Beslenmesi İçin öneriler   C.tesi Ocak 10, 2009 9:43 pm

Bebek Beslenmesi İçin öneriler

bebekNelerden Sakınmalı?
1) Tuzlu, yağ açısından zengin, baharatlı yiyecekler 4 yaşına kadar uygun değildir.
2) 1 yaşına kadar bal vermeyin. 1 yaşından sonra alerji riskine bağlı olarak doktorunuza danışıp verebilirsiniz.
3) Bisküvi, kek, krema, pasta ve kızartmalardan kaçının. Çocukların çok sevdiği bu tür yiyecekleri hiç kısıtlayamıyorsanız, az miktarda vermeye çalışın.

Bir yaşından sonra artık aile sofrasında yerini alabilecek olan bebeğinizi, tek başına yedirmek için zorlamayın. Aile ile sevilerek ve oynayarak yemek yemek sosyal ve kişilik gelişimlerine katkıda bulunduğu gibi, didişerek yemek yemeyi de ortadan kaldırır. Bu aylarda kendi kendini besleme arzusu olan bebeğinize bu fırsatı tanıyın. Bunu becermesi biraz zaman alacaktır, fakat,, iştahsızlığı ortadan kalkacaktır.
Beslenme uzmanları, annenin sütü devam ettiği müddetçe, 2 yaşına kadar bebeğini emzirmesini tavsiye etmektedirler. Bu tavsiye, çocuğun hem fizik, hem de ruh sağlığı açısından oldukça önem arz eder.

DAHA BÜYÜK ÇOCUĞUN BESLENMESİ
Doğumdan beri gayet iştahlı olan bebeğinizde bir yaşını geçince iştah azalması görebilirsiniz. Bu dönemde bebeğiniz, kendisi yemek için çaba harcar. Yiyecekleri yemekten çok döker. Bu durumdan anne ve babalar tedirgin olurlar. Oysa tedirgin olunacak hiçbir şey yoktur. Çocuğunuz 1 yaşına kadar daha fazla yemek yemeye ihtiyacı vardı. Çünkü büyümesi çok hızlı oluyordu. (1 yaşına kadar 6-7 kilo alırlar, fakat 1 yaşından sonra senede ancak 2-2,5 kilo alırlar) 15 aylıktan sonra ise az yemeye başlarlar. Çünkü ilk yılda olan büyüme hızları artık yavaşlamıştır.

Bu dönemde anne ile bebek arasında yeme sorunları yaşanabilir. Bu sorunları ileriki yaşlara uzayabilecek olan iştahsızlık problemine dönüştürmemek için çok dikkatli olmalısınız. Çocuğunuzun çok fazla yemek yemesine değil, yeterli ve dengeli beslenmesine dikkat etmelisiniz. Hafta boyunca çocuğunuza çeşitli tarzlarda yiyecek sunmuşsanız, gerekli besin maddelerinden yeterince aldığına emin olabilirsiniz. Bunu gramla ölçüp yeterli beslenip beslenmediğinden emin olmanız gerekmez.

Okul öncesi çağdaki çocuklara üç ana öğünün yanı sıra, sabah ve ikindi kahvaltıları dediğimiz iki ara öğün de verilmelidir. Bu ara öğünler normal bir öğün niteliğinde değil, bir elma, birkaç bisküvi gibi ana öğünleri etkilemeyecek türden yiyecekler olmalıdır.

SAĞLIKLI BESLENME ALIŞKANLIĞINI KAZANDIRMAK İÇİN ÖNERİLER
1) Katı besinlere vaktinde geçmek lazım, fakat bebeğiniz yeni tatlara alışırken isteksiz görünebilir. Biberondan kaşığa geçerken zorluk çıkarabilir. Besinleri ağzında tutabilir veya tükürebilir. Böyle durumlarda annenin sabırlı olması gerekir. Hiçbir şekilde bağırıp çağırarak, zorlama yoluna gitmemelidir.
2) Yemeklerden önce fazla sıvı almasını engelleyin. Çünkü midesinde yemeklere yer kalmaz.
3) Önce sevdiği yiyecekleri sunun, yeni tattıracağınız yiyecekleri de aralarda yavaş yavaş artırarak verin. Çocuğunuza bol çeşit yiyecek sunarsanız, ona seçme şansı tanımış olursunuz. Çocuklann damak tadı tahminlerinizden çok daha fazla gelişmiştir. Çocuğunuzun yiyecek seçimine saygı duyun.
4) Sevmediği bir yiyeceği yemesi için zorlamayın. Belki değişik şekillerde sunarak ilgisini çekebilirsiniz. Örneğin, süt içmeyi sevmiyorsa muhallebi, sütlaç, yoğurt veya peynir şeklinde yemeyi tercih edebilir.
5) Çocuğunuzu yemek yemediğinde cezalandırmayın. Yemek yediğinde ise ödüllendirmeyin. Çocuk yemeğini yediğinde annesinin mutlu olduğunu hissederse, bunu bir koz olarak kullanır.
6) Yemek saatlerini eğlenceye dönüştürmeyin. Çeşitli palyaçoluklarla çocuğunuzu güldürüp o arada ağzına bir şeyler tıkmaya çalışırsanız, eğlence dışında yemeği reddedecektir. Karnı acıktığında değil, eğlence olduğunda yemek yenmesi gerektiğini düşünecektir.
7) 7-8 aylıktan sonra onun eline de bir kaşık verin. Kendi kendini beslemede bu kadar istekli bir dönem daha yakalayamazsınız. Üstelik o kendi kendini besleme çabalarındayken, tabağın nasıl bittiğini anlamayacaktır bile.
8) 2 yaşından itibaren mama sandalyesinden çıkıp aile sofrasında yer almalıdır. Yemek masasının kavgalı bjr ortam olmamasına dikkat edin. Samimi bir hava içerisinde, çocukların konuşmalarına izin verilmeli, onların anlattığı bir şeyi dikkatli ve sabırlı dinlemelisiniz.
9) Çocuğunuza yiyebildiği kadar yiyecek koymalısınız. Yemeğini yediğinde ise takdir etmelisiniz. Eğer yemeğini yemeden masadan kalkmak istiyorsa itiraz etmeyin. Bir dahaki öğüne kadar su ve meyve suyundan başka hiçbir şey vermeyin. Bu tutumunuzda kararlı olun. Çocuğunuz bir öğün atlamakla bir şey kaybetmez, fakat iyi bir beslenme alışkanlığı kazanmasına yardımcı olur.
10) Masadan kalkan çocuğunuzun peşinde, elinizde tabakla dolaşmayın.Bu ona, oynarken de yemek yiyebileceğinin mesajını verir. Yemek saatlerinde oyunu bırakması gerekmeyeceğini düşündürtür.
11) Eğer yemek sırasında, yemeği ağzından çıkartmak gibi olumsuz davranışlar sergiliyorsa, görmezlikten gelin. Gösteri yapmak istiyordur, oyuna gelmeyin. Olur olmadık yerde iştahsızlığından bahsetmeyin. İlgiyi devam ettirmek için bunu bir koz olarak kullanabilir.
12) Çocuğunuz taklit yoluyla iyi bir beslenme alışkanlığı kazanabilir. Bunun için sofrada çocuğunuza iyi bir örnek olun. Ailece iyi beslenme alışkanlığı kazanın.
13) Aralarda çok fazla şekerleme ve çikolata yemesine izin vermeyin. Tamamen kaldıramayacağınız bu tür yiyeceklerde kısıtlama yapabilirsiniz. Mesela, yemek aralarında değil de yemekten hemen sonra şekerleme verin. Diğer yiyeceklerinden şekeri azaltın. Ödül olarak hiçbir zaman şekerleme vaad etmeyin. Bu onun gözünde şekerli yiyeceklerin değerini artırır. Şekerli yiyeceklerden sonra dişlerini fırçalamayı alışkanlık haline getirin.
14) Çocuğunuz biraz büyümüşse yemek alışverişi ve pişirme sırasında ondan yardım alabilirsiniz. Hangi sebzeleri hangi tarzda pişirerek yiyeceğine birlikte karar verirseniz, kendi kararlarına uyması daha kolay olacaktır. Çocuğunuzun kararlarına saygı duyun.

Yazının kaynağı : Sevda Salihoğlu Dursun ( Bebek Bakımı ve Sağlığı )
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Ay ay Bebeğinizin Yiyecekleri   C.tesi Ocak 10, 2009 9:44 pm

3 ve 4. aylarda
Elma ve havuç suyu vererek bebeğinizi tatlara alıştırın. Anne sütü almayan bebeklerde ek besinlere daha erken başlanılır.

4 ve 6. aylarda
Pirinç unuyla kaynamış su, anne sütü ya da hazır mama ile karıştırılarak verilir. Havuç, patates ve meyve püreleri, ayına uygun sebzelerle yapılmış sebze çorbası, yoğurt verebilirsiniz.

6 ve 8. aylarda
Yukarıda sayılanlara ek olarak, yumurta sarısı, tuzu alınmış peynir kahvaltıda verebilirsiniz. Çorbalara ilave olarak et, balık ve karaciğer ekleyebilirsiniz. Kabuğu soyulmuş kuru baklagillerde verebilirsiniz. Kendi kendini besleme alışkanlığı kazanması için bu aylarda eline muz, peynir, salatalık gibi besinleri tutuşturabi I irsiniz.

9 ve 12. aylarda
Yavaş yavaş fazla yağlı, tuzlu ve salçalı olmamak şartıyla ev yemeklerine geçebilirsiniz. Büyük taneli yemeklere 1 yaşından sonra da kolay alışamadığından, yemeklerin yanına mutlaka sulu bir çorba hazırlayın. Taneli yemeğin ardından çorba ile öğününü tamamlayabilirsiniz.

Yazının kaynağı : Sevda Salihoğlu Dursun ( Bebek Bakımı ve Sağlığı )
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Yaz Aylarında Bebek Beslenmesi   C.tesi Ocak 10, 2009 9:45 pm

Yaz Aylarında Bebek Beslenmesi

Bebek BeslenmesiİLK ONCE ANNE SUTU
Bebeğiniz 6 aylıktan küçükse ona verebileceğiniz en ideal besin; sütünüzdür. Anne sütü bebeğiniz için en uygun kıvamda ve besin değerlerine sahip olarak istediğiniz an hazırdır. Anne sütü ile beslenen bebeklerde alerjik reaksiyonlar çok az görülmektedir. İçerdiği bazı maddeler nedeniyle bebeği enfeksiyonlardan korur, hastalıklara karşı direncini artırır. Bileşimindeki uygun protein, yağ, karbonhidrat ve mineraller ile enzimler, bebek için gerekli olan besini en iyi şekilde sağlar. Ayrıca anne sütü i-çerdiği proteinle bebeğin beyin gelişimi için çok önemlidir.
Anne sütü hijyeniktir. " El değmeden" her an, her yerde tüketime hazırdır. Diğer besinler gibi, " dışarıda durunca bozulur mu ?" endişesi yaşamadan bebeğinize gönül rahatlığıyla verirsiniz.

BEBEĞİNİZ ALTı AYLIKTAN BÜYÜKSE
Bebeklerin sağlıklı gelişimleri için ilk 4-6 ay anne sütü yeterliyken, bu aylardan sonra büyüyen ve gelişen organizmalan için ek gıdalara ihtiyaç duyarlar. Yaz aylarında bebeğiniz için tercih edeceğiniz besinler fazla yağlı, ağır olmayan, enerji ihtiyaçlarını karşılayacak gıdalar olmalıdır. Bebek beslenmesinde ilk verilen katı gıdaların başında elma, şeftali suyu gibi meyve sulan ve muhallebiler gelir. Bunları yoğurt, sebze çorbaları, muz elma, şeftali, armut, kayısı, üzüm püreleri izler. 6 aydan sonra yumurta şansı, et, balık, karaciğer bebeğe azar azar verilmeye başlanabilir.

Bebeklere katı gıda verirken
dikkat edilecek en temel noktalar bebeğin yeni tatlara uyum göstermesi sırasında ona yardımcı olmaktır. Onun hassas sindirim sistemini zorlamayacak az yağlı, az tuzlu ve baharatsız hazırlanmış sebze çorbalan öğle yemekleri için idealdir. Allerjik reaksiyona karşı azar azar, denetleyerek ve zaman içinde artırarak yumurta, domates, çikolata gibi gıdalan vermek daha uygundur. Özellikle çikolatayı yaz aylannda çok fazla vermemek daha iyidir.

TEMİZLİK VE SAĞLIK KURALLARINA DİKKAT EDİN
Yaz aylarında çocuklarda ve bebeklerde problemlerinin başında ishal ve bağırsak enfeksiyonları geliyor. Bu hastalıkların en büyük nedeni temizlik kurallanna uyulmaması ve besinlerin uygun koşullarda saklanmaması. Bebeğiniz için yemek hazırlamadan önce ellerinizi yıkayın. Hatta bebeğinizle oynarken, uyuturken de ellerinizin temiz olduğundan emin olun. Eğer biberonla besleme yapıyorsanız, biberonun iyice temizlenmiş olduğundan emin olun. Yaz aylannda açıkta bırakılan biberon mamalan çabuk bozulur ve biberonun içinde kalan az bir miktar veya iyi yıkanmayan biberonda kalan kalıntı, bebeğiniz için risk oluşturabilir. Yine bebeğinizin mamalannı buzdolabında kısa süreli saklayın. Kaşık mama veriyorsanız da aynı uygulamalar söz konusu. Kullandığınız meyvelerin, sebzelerin, taze ve yıkanmış olması gerekir. Gıdayı hazırladıktan sonra hemen çocuğunuza bekletmeden verin.

DAHA ÇOK SIVI VERİN
Yaz aylarında çocukların sıvı tüketiminin % 50 artırılması gerektiğini belirten uzmanlar su, meyve suyu, meyve, sulu ev yemekleri, yoğurt, ayran gibi besinlerin ağırlıklı tüketilmesi gerektiğini belirtiyorlar. Yetişkinlere göre vücutlarında daha çok su bulunduran bebeklerin katı gıdalara başlamaları ile birlikte su ihtiyaçları artar. 3. ay dan itibaren ter bezlerinin daha aktif

BEBEĞİM İÇİN NE YAPABİLİRİM?
Meyve püreleri; elma, armut, muz, karpuz, kayısı, üzüm, şeftali gibi bir çok yaz meyvesini çcuğunuza ister sıkarak, ister pare kıvamında, isterse ısırıp, çiğneyebileceği şekilde verebilirsiniz. İyi yıkanmış, kalın kabukları soyulmuş, çekirdekleri çıkarılmış olmasına, çürük ezik olmamasına dikkat edin.

Mercimek çorbası; kırmızı veya sarı mercimekten 2-3 kaşık a-yıklayıp yıkayın. Az miktarda su ilave ederek pişirin. Köpüğü varsa üzerinden alın. Ayrı birkapta 1/2 tatlı kaşığı yağda kavurduğunuz unu mercimeğe ekleyin. Ayrıca içine ince rendelenmiş havuç ya da pirinç koyabilirsiniz.

Sebze çorbası; 1 ortaboyu patates, 1 küçük kabak, 1 orta boy havuç, 4-5 adet taze fasulye iyice yıkanıp temizlendikten sonra küçük parçalar halinde kesilir. Biraz tuz ve yağ ile birlikte pirinçte eklenerek pişilir. Dilerseniz bir orta boy domates de Sindiriminin kolay olması ve bebeğin ihtiyaç duyduğu kalsiyum ve mineralleri sağlaması nedeniyle süt kadar önemlidir.

Yaz aylarında yoğurdu taze meyvelerle karıştırarak tatlandırıp, bebeğinize verebilirsiniz. Çilek, muz, kayısı, şeftali gibi meyveleri ezerek yada küçük parçalar halinde yoğurdun içine katarak kullanabilirsiniz. Ancak sıcak havada süt ürünlerinin daha çabuk bozulduğunu aklınızdan çıkarmayın. Öğünü bebeğinizin tüketebileceği kadar hazırlayın, mutlaka saklamanız gerekiyorsa kapalı bir kapta ve buzdolabında bir kaç saat için muhafaza edin.

Muhallebi: Hazır bebek mamalarının yanı sıra bebeğinize pirinç unundan muhallebi yapabilirsiniz ancak bebeğiniz bir yaşından küçükse inek sütü kullanmayın.

Yazının Kaynağı: Anne Bebek Dergisi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Memeden Keserken   C.tesi Ocak 10, 2009 9:47 pm

uzmanlar, bebek beslenmesinde anne sütünün önemini sıkça vurgular. "Bebek Dostu" hastaneler, emzirme konusunda annelere doğumdan hemen sonra yardımcı ve destek olurlar. Çünkü anne sütü bebeğin bağışıklık sistemini güçlendiren, hassas olan sindirim sitemini zorlamayan en yararlı ve doğal besindir. Bebek en az 6 ay boyunca emzirilmelidir. İşte bu yüzden 6 ay ve üzerinde emziren anneler, bebekleri için endoğrusunu ve en iyisini yapmanın haklı gururunu yaşarlar.

Güven, ilk günlerde şekillenir
Bebeğin güven duygusu yaşamın ilk günlerinde şekillenmeye başlar. Yenidoğan döneminde anne-bebek ilişkisi çok önemli. Annenin anneliğe hazır oluşu, bebeği ile kurduğu ilişkinin niteliğini etkilemektedir. Annenin bebeği ile kurduğu ilişki ne kadar sağlıklı gerçekleşirse anne-bebek arasındaki bağlanma da o derecede sağlıklı oluyor.

Bebekte temel güven duygusunun ilk belirtisi olarak beslenme, uyku v.b işlevlerde ihtiyaçların karşılanması ve rahatlığa kavuşması önemlidir. "Doğumdan sonraki ilk haftalarda bebek, anneyi ayrı bir kişi olarak değil, kendisinin ayrı bir uzantısı olarak algılar. Emme dürtüsüyle doğan bebek-anne arasında ki bağın oluşumunda emme süreci önemli rol üstlenir. Bebeğe dokunma, kucakta taşıma, göz temasında bulunma bebeği duygusal olarak desteklemekte, anne-bebek arasındaki bağı güçlendirmektedir. Emzirme süreci ile bebeğin kendilik duygusu gelişir. Emme anne-bebek arasındaki sevgi alışverişidir. Anne ve bebeğin birbirine yakınlaştınr. Bir süre sonra bu sürece anne ve babanın sosyal iletişimi de eklenir.

Emme süreci huzurlu bir ortamda, çevresel uyarılardan uzak bir ortamda gerçekleşirse bebek, annenin kucağında kendisine güvende hisseder ve rahatlar. Bebeğin belleğine anne imgesi, anne memesi ile yerleşir. İlk 2-8 ayda etkileyici duygular oluşmaya başlar. Bu etkileyici duyguların oluşmasında anne-ço-cuk ilişkisinde doyuma ulaşılması gereklidir. Sağlıklı anne-bebek ilişkisi kurulabilmiş ise bebeklerin büyük çoğunluğu emmeyi kendiliğinden bırakmakta, emmeden vazgeçmektedirler

1 yaşında bağımsız olma çabası içindedir
12. ayda çocuğun ilgisi çevreye çok fazla yönlenmiş, yürümeyle birlikte bağımsız olma ve anneden ayrılma denemeleri yapmaya başlamıştır. Temel güven duygusunun oluşması için annenin çocuğun bu çabalarını desteklemesi önemlidir. Bireyselleşmenin gerçekleşmesi annenin tutumuna bağlıdır. Anne ya çocuğu destekler, ya çocuğa yapışır ya da çocuk hazır olmadan yeni denemeler yapması için onu yönlendirir.

Memeden ayırma eğer 12-13 ayda gerçekleşebilirse, çocuk kendi sınırlarını çizmeye başlar ve dış dünyayı keşif için denemeler yapar. Etrafındaki nesneler onun için değerlidir. Nesneyi ağzında tutma, ağzına alma davranışlarına sıkça rastlanır. Memeden ayırma 14. aya kadar gerçekleşmelidir. Anne bebeği memeden ayırmaya önce kendi hazır olmalıdır. Kararlı olup annenin bebeğine sınır koyması önemlidir. Eğer anne çocuğun kendine olan bağımlılığının devam etmesini istiyorsa, anne bebeği memeden ayırmaya hazır değilse, çocuk da anneyi emmeye devam edecektir.

Özellikle çalışan annelerin bebekleri, sık aralıklarla uyanıp, anneyi emmeyi isterse, bu çocuğun anneyi anneye olan özleminin ve sevgi alışverişine ihtiyacının bir gösteraesidir.

Doğumdan sonraki ilk haftalarda bebek, anneyi ayrı bir kişi olarak değil, kendisinin ayı bir uzantısı olarak algılar. Emme dürtüsüyle doğan bebek-anne arasındaki bağın oluşumunda emme süreci önemli rol üstlenir. Bebeğe dokunma, kucakta taşıma, göz temasında bulunma bebeği duygusal olarak desteklemekte, anne-bebek arasındaki bağı güçlendirmektedir

EMMEYİ BIRAKMAZSA

Meme emmek çocuğunuzun dişlerini etkiler
Biberon ağzı denilen problem daha çok biberondan beslenen çocuklarda görülmesine rağmen, meme emen çocuklarda da görülebiliyor. Çürük riskine ağızda biriken süt neden oluyor. Bir yaşında çocuğunuz meme emerken yani ağzında süt varken uyuya kaldığında, gece boyunca dişlerin çürümesine neden oluyor. Bundan dolayı, geceleri süt içen çocuğun süt kalıntılarıyla uykuya dalmasına izin vermemek, mümkünse dişlerini bir bez yardımıyla temizlemek gerekir.

Çocuğunuzun İştahı etkilenebilir
Yeni yürümeye başlayan çocuğunuz daha çok enerjiye ihtiyaç duyar. Memeden veya biberondan kopmamış ve öğünlerini bu yolla karşılamaya çalışan bebeğinizin iştahı kesilebileceği gibi katı besinlere olan ilgisi de azalabilir..

Muhtemel sağlık faktörleri vardır;
Çocuğun yatarken memeyle veya biberonla beslenmesi, kulak enfeksiyonlarının oluşma riskini artırabilir. Ancak uzmanlar, bir yaşından sonra emzirmeye devam etmenin alerji oluşma riskini azaltabildiğini vurguluyorlar.

Çocuk kendini rahatlatacak diğer becerileri geliştirmekte zorlanır
Çocuklar kendilerini kötü hissettikleri zaman ( yaralandığı zaman, canı acıdığında, yorulduğunda, istediği bir şey olmadığı, istediğini elde edemediğinde ) kendilerini rahatlatacak şeyler ararlar. Bu rahatlatıcı becerileri zamanla da geliştiriler. Oysa kendini kötü hissettiği her zaman annesinin memesine dönebilen bir yaşındaki bir çocuk, annesi yanında olmadığı zaman ne yapması gerektiğini öğrenemez. Annesini devamlı yanında ister.

Memeden nasıl ayırmalı?

Anne olmak her dönem sevgi ve sabır gerektiriyor. Ama çocuğunuzun önemli dönemlerinde ona olan ilginizin ve anlayışınızın ikiye üçe katlanması gerekir. Memeden ayırma da böyle bir dönem. Bebeğinizin gelişimi için memeyi bırakması gerektiğini biliyorsunuz ama çocuğunuz bunun nedenini anlayamayacak kadar küçük. O ana kadar her zaman ulaşabildiği memenin şimdi neden kendisine yasaklandığını anlamıyor, kızıyor, hırçınlaşıyor, ağlıyor, inatla size saldırıyor. Uzmanlar bu gibi anlarda çocukla inatlaşmamak gerektiğini, ona uymanızı ama memeden kesmeyi planlı ve aşamalı olarak uygulamak gerektiğini belirtiyorlar.

Birinci aşama; Çocuğunuzun memeyi bırakabilecek dönemde olduğundan emin olun. Katı gıdaları rahatlıkla yiyebilmeli, bardaktan sıvı içe-bilmeli, kendini rahatsız edecek değişikliklerin içinde olmamalı ( yeni bir kardeş, tuvalet eğitimi, yeni bir bakıcı gibi. ) Ayrıca çocuğunuz yaşına uygun aktivitelerle, oyunlarla, yeni arkadaş ve insanlarla rahat iletişim içinde olmalı.

İkinci aşama; Memeyi birdenbire kesmeyin.
Aşama aşama keserseniz siz ve çocuğunuz daha sakin bir bırakma dönemi yaşarsınız. Çocuğunuz uyandığında ve aç olduğunda ona katı gıda verin. Aç olmadığı halde memeyi ısrarla istiyorsa ona uyun. O istemedikçe emzirmeye kalkmayın. Katı gıdalara geçişle birlikte sizin süt üretiminizle azalacağından memenizin şişmesi, sizi rahatsız etmesi de en aza inecektir.

Üçüncü aşama; Özellikle yatmadan önce emmek isteyebilir. Annenin göğsünde rüya alemine dalmak onlar için çok rahatlatıcı olabilir. Ama bu memeden kesmeyi zorlaştıran bir durumdur. Bu gibi anlarda yatmadan hemen önce meme vermemeye çalışın. Çocuğunuzu babası, anneannesi ya da başka bir sevdiği biri yatırsın. Başka aktivitelerle, müzikle, kalabalık ortamla çocuğunuzun aklından meme fikrini uzaklaştırmaya çalışın. Gün içerisinde de emme zamanlarını, oyun oynayarak, parka giderek, başka çocuklarla bir arada olmasını sağlayarak değerlendirin.

Reddedilme duygusu Yaşatmayın
12. aya doğru kademeli olarak emme süresinin azaltılmaya başlanması gerekmektedir. Özellikle yürüme döneminde kaygı yaşayan çocuk kaygıyla başetmek için anneyi her huzursuz olduğunda ve kaygı yaşadığında emmektedir ya da uyku öncesi rahatlamanın yolu yine anneyi emmek olmaktadır. Memeden ayırma sürecinde anne çocukla olan etkileşimini sürdürmeli, özellikle tensel dokunsal sevgi alışverişi, duygusal doyum devam etmelidir. Aksi takdirde çocuk reddedil-mişlik duygusu yaşayacaktır.

Eğer memeden ayırma 15. aya kadar gerçekleşmemişse, memeden ayırma 15 ay - 2 yaş arasında daha zor hale gelecektir. Bebeklerin ilgileri çevreden, dış dünyadan anneye yönelerek, 15. aya kadar yaşadığı keşfetme döneminden sonra güvenliği annede aramaya başlayacaktır. Bu dönemde çocuk anneden ayrılmaya daha da direneceği için, memeden ayırma güçleşecektir. 15 ay - 2 yaş arasında bebekler herşeyi tek başlarına yapmak isterler. Yapa-maymca anneden yardım isterler ve annenin kendisinden ayrı bir varlık olduğunu kavramaya başlarlar.

Çeşitli psikolojik sorunlar oluşabilir
2 yaştan sonraki dönemde hala çocuk anneyi emiyorsa, sosyal ilişki kurmada güçlük, içe dönüllük sosyalleşmeme, özgüven geliştire-meme gibi davranış problemi ortaya çıkacaktır.
Çocuğun özgüven geliştirme süreci sağlıklı olarak tamamlana-mayacaktır.

Memeden Ayrılma Döneminde
-Annenin buna hazır oluşu, bebeğine destek olması önemli ( Anne - bebek ilişkisinin sağlıklı kurulmasıyla mümkün)
• Bebeği ile tensel - dokunsal iletişimi sürdürmesi
• 12. aya doğru emme süresinin azaltılması
• Annenin bu süreçte kararlı olup, bebeğine güven vermesi
• Özellikle uykudan önce emme yerine onu rahatlatacak alternatifler sunmasıs ( Annenin bebekle birlikte olması, biberonla desteklemek)
• Bu süreçte annenin bebekle güç savaşından kaçınması önemlidir.

Yazının Kaynağı: Anne Bebek Dergisi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: İshal ve beslenme   C.tesi Ocak 10, 2009 9:49 pm

Yaz başlayınca annelerin ve doktorların korkulu rüyası olan ishal vakalarında belirgin bir artış ortaya çıkıyor. Ne yazık ki, ishalin gelişmekte olan ülkelerde süt çocukluğu ve erken çocukluk dönemlerinin en önemli sağlık sorunlarından biri olduğunu biliyoruz. Araştırmalar, özellikle 5 yaşın altındaki çocuklarda hastalık ve ölüm nedenlerinin başında geldiğini ortaya çıkarıyor. Özellikle küçük bebeklerde daha sık rastlanıyor. İshal sorunu yaşayanların büyük çoğunluğu 6-24 aylık bebeklerdir. Çünkü bu dönem çocuğun ek gıdalara başladığı ve çevre ile ilk karşılaştığı ve çevre koşullarından etkilendiği bir süreç demek.
Gelişmekte olan ülkelerde çevre koşullarının yetersiz, annelerin eğitimsiz olması, çocuğun mikrop bulaşmış gıdalarla beslenmesine ve tekrarlayan ishallere sebep oluyor. Virüs ya da bakteriler ishale neden oluyor Çocukluk çağındaki ishallerin yandan çoğu virüslere, %20-%30'u bakterilere bağlı. Bulaşma şekli ise dışkı ya da ağız temasıyla oluyor. Yani kaynak; mikroplu yiyecekler yenilmesi, mikroplu suyun içilmesi veya mikroplu ellerle temastır. Su kaynaklannın yetersiz veya dışkı ile bulaşmış olması, tuvaletlerin ve kişisel hijyenin yetersiz olması, yiyecek hazırlanması ve depolanmasın-daki hatalar, ek gıdalara başlamada yapılan yanlışlıklar mikropların bulaşma riskini arttırmaktadır.

İshal sorunu yaşayan çocuklarda gıda kayıpları karşılanması son derece önemlidir. Çünkü her ishal atağı, kilo kaybına neden olur ve çocuğun normal büyümesini engeller. Sık ishal atakları geçiren çocukta giderek beslenme ve gelişme bozukluğu gelişir. Buna bağlı olarak ortaya çıkan komplikasyonlar ise sorunu daha da büyütür.

Ateş, kusma, sık ve sulu dışkı...
En belirgin bulgular; ateş, kusma, sık ve sulu dışkı yapma, bazı vakalarda karın ağnsı ve su kaybıdır. Ateş yok ve kusma belirginse daha çok besin zehirlenmesi ve vi-ral ishaller düşünülür. Kolera da pirinç suyu şeklinde dışkı, dizanteri de ise kanlı ve sümüklü dışkılama tipiktir. Genellikle dışkının mikroskobik incelenmesi ve rota virüsü aranması tanı için yeterli olur. Dışkı kültürüne nadiren gerek duyulur. Hastada ileri derecede su kaybı belirtileri varsa kan elektrolitleri ölçülür.
İshalde hasta durumunun kötüleşmesinde ve kaybedilmesinde en büyük etken, vücudun su kaybetmesi ve elektrolit dengesinin bozulması olduğunu söylebiliriz. Bunun için ishalli çocuğun susuz kalıp kalmadığının anne ve doktor tarafından takip edilmesi çok önemlidir. Su kaybının ilk belirtisi ağız mukozasının, özellikle dilin kurumasıdır. Dehidratasyon (su kaybı) küçük bebeklerde bıngıldağın çökük olması ile kendini gösterir. Daha sonra çocuğun göz küreleri çöker ve sonra karın derisi tutulup kaldırıldığında eski yerine dönmez, elastikiyetini kaybetmiştir, buna çadır belirtisi denir ve ileri derecede su kaybının belirtisidir.

Su kaybı olmayan çocuklar verilen sıvı miktarı arttırılarak ve beslenmelerine devam edilerek evde tedavi edilebilirler. Aşağıda ishalli bir çocuk için örnek diyet listesi verilmiştir.

İshal diyeti
SU: Her ishalli dışkıdan sonra, 2 yaşın altındakilere 1/2 -1 çay bardağı, 2 yaşından büyüklere 1/2 - 1 su bardağı veya istediği kadar
ANNE SÜTÜ: Emzirme sıklaştırılır. Anne sütü almıyorsa herzamanki mamasına devam edilir. Mama, su yerine, haşlanmış pirinç suyu ile hazırlanabilir. Gerekirse özel ishal diyet mamaları verilebilir.
Az şekerli, açık olarak verilir
AYRAN-ELMA-HAVUÇ-ŞEFTALİ SUYU: Evde sıkılmış olmalıdır. Bebek katı gıdalar alabiliyorsa püre halinde de verilebilir.
YOĞURT - PATATES PÜRESİ: Haşlanmış patates
YAĞSIZ PİLAV-MAKARNA:Yağsız haşlama veya ızgara et, tavuk, balık, ızgara köfte, yoğurtlu çorba
MUZ-SÜT: (Sulandırılarak veya yağsız süt) Peynir, ekmek, haşlanmış yumurta.

Öğünler az, fakat sık verilmelidir. Bulantısı olan çocukta özellikle su, çay, ayran, pirinç suyu, elma-şeftali suyu gibi sıvı gıdalar, yudum yudum başlanmalı, katı gıdalara yavaş bir tempo ile geçilmelidir. İshal geçtikten sonra bir kaç hafta süreyle ek öğün verilerek çocuğun kaybettiği büyümeyi yeniden kazanması sağlanmalıdır.

Çocuğun durumu düzelmiyor veya aşağıdaki belirtiler görülüyorsa hemen doktora gitmek gereklidir. Bunlar; çok fazla dışkılama, tekrarlayan kusmalar, belirgin susama, yemek yiyememe, su içememe, ateş, dışkıda kan görülmesidir.

Temizliğe dikkat edilmeli
İshalden korunmada en önemli ve etkin yöntem "el yıkamadır" yemek yemeden önce tuvaletten sonra en az 10 sn. süreyle sabunla el yıkamak ishale yakalanma ihtimalini önemli ölçüde azaltır.
Anne sütünün yaygınlaştırılması, ek gıdalara zamanında ve uygun temiz gıdalarla geçilmesi, temiz içme ve kullanma suyu kullanılması, açıkta satılan gıdaların tüketilmemesi gibi önlemlerle ishal vakaları azaltılacaktır.

Yazının Kaynağı: Anne Bebek Dergisi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Anne Sütü mü? Mama mı ?   C.tesi Ocak 10, 2009 9:51 pm

Her anne emziremiyor ya da bebeği emmeye alışmış anneler mamaya geçmekte zorlanıyor. Bebeğini emzirememiş, sadece anne sütüyle beslemiş ve de bebeğine hem mama hem de anne sütü vermiş üç anne hikayelerini bizimle paylaştı.

Nilüfer Beyir, sütü çoğalıp süt kanallarını tıkadığı için bebeğini emziremedi.
Bundan 2 yıl önce kızım Ilgın'ı dünyaya getirdim. Bebeğimi emzirebilmeyi umuyordum Doğumdan sonraki ilk günler her şey yolundaydı. Az da olsa sütüm vardı. Ancak daha sonra her şey kabusa dönüştü. Sütüm birden çoğaldı ve bebeğim hepsini ememediği için kalan süt içeride beze yaparak süt kanallarımı tıkadı.
Sütü makinelerle çekmeye çalıştık, ancak iki göğsümden toplam 30 cc süt çıkıyordu. Bu kadar süt bebeğim için yetersizdi ve mecburen mamaya geçtik. Bu arada ateşim yükselmeye başladı ve doktorum antibiyotik vermek zorunda kalınca bir süre sonra da sütten kesildim. Bebeğim için en iyisinin anne sütü olduğunu biliyordum ve bundan mahrum kalmıştı. Bu zor dönemi psikolojik desteklerle atlatabildim.

Kendimi yetersiz hissediyordum
Kızım Ilgın şimdi 2 yaşında şirin bir çocuk. O sıkıntılı günler de geride kaldı. Ilgın'ın anne sütünü emememesinden kaynaklanan herhangi bir sağlık sorunu yok. Ancak bütün bu olanlar ilk zamanlar bende büyük bir psikolojik çöküntü yaratmıştı. Çünkü bebeğimin beni sevemeyeceğini düşünüyordum. Ilgın'la aramızda yeterli bir bağ kurulamaz sanıyordum. Oysa ki anne ve çocuk arasındaki sevgi bağı bir ömür boyu sürüyor. Onu emziremediğime hala üzülüyorum ama artık biliyorum ki; ister anne sütüyle ister mamayla olsun, bir bebeğin en büyük besini aslında sevgidir. Ona belki sütümü veremedim, ama onu ne kadar sevdiğimi biliyor.

Anne sütünün en bilinen yararları:
• Anneyle bebek arasında kuvvetli bir duygusal bağın oluşmasını sağlar.
• Doğal ve en temiz besindir. Pratik ve ekonomiktir.
• Gerekli maddeleri yeterli miktarda içerir, ı Hastalıklara karşı korur.
Anne sütü içen bebekler daha sağlıklı gelişir ve hastalıklara karşı dirençleri daha fazladır. Annenin sağlığı için gerekir. Bebek için doğal bir sakinleştirici.

Tuğba Yeşil'in oğlu deren 13 aylık. Bugüne kadar sadece anne sütüyle beslendi. Annesi ona hala en ideal besini verebildiği için son dere mutlu.
Biricik oğlum Deren şu anda 13. ayını doldurmuş durumda ve doğduğundan beri sadece anne sütüyle besleniyor. Doktorumuz ilk 6 ay anne sütünün yeterli olacağını söyledi ve biz de öyle yaptık. Tabii ki anne sütüyle beslendiği için kilo alımı ve sağlık durumu son derece İyi. Gayet mutlu bir bebek. Fakat ne yazık ki şu anda katı gıdalara geçişte çok büyük zorluklar yaşıyoruz.

Kansızlık sorunumuz var
9. aya kadar anne sütüyle beslenmesi yeterliydi. Çünkü daha sonraki aylarda sadece organlarını daha güçlü kılıyor ve ileriki yaşlarda yaşayabileceği bazı sağlık sorunlarını engelliyor. Ancak sadece anne sütü yeterli olmuyor. Bunun yanı sıra uzun süre emziren anne ve bebeği arasında güçlü bir bağ kuruluyor ve bebek de kendine daha güvenli büyüyor. Bu gerçeği kendi oğlumda çok güzel gözlemliyorum. Ancak şu anda anne sütüyle beslendiği İçin ek gıdaları reddediyor ve maalesef bu yüzden kansızlık sorunu yaşıyoruz. Umarım en kısa sürede ek gıdaya geçişimiz gerçekleşir ve bu sorun da ortadan kalkar. Her şeye rağmen bebeğimi emzirdiğim için çok mutluyum ve o da bunun keyfini çıkarıyor. Bu durumun ileriki yaşlarında onun hayatını son derece olumlu etkileyeceğini biliyorum.

"Anne sütünü mamayla destekliyorum"
Betül Emiroğlu bebeğine 1 yaşına kadar süt verebilen şanslı annelerden. Ancak 7. aydan sonra anne sütünü ek besinle destekledi.
ebeğim doğduğunda anne sütü vermek konusunda ısrarcıydım. Bebeğim önce emmeyi reddetti, ancak yardımlarla 10 gün içerisinde emmeyi öğrendi. Bence anneler bebeklerini emzirmek üzerine ısrarcı olmalı. Ev halkının size destek olması çok önemli, çünkü hem fiziksel hem de psikolojik açıdan bakılmaya İhtiyacı olan bir diğer kişi de aslında anne. Anne sütü verdiğiniz zaman içiniz son derece rahat oluyor, çünkü bebeğinize en iyi besini verdiğinizi biliyorsunuz. Bebeğin tüm sütü bitirememesi halinde kalan sütü
sağarak hem kendimi fiziksel olarak rahatlatıyor hem de fazla sütü dondurucuda da saklayarak evde olmadığım durumlar için süt biriktirebiliyordum. işe döndüğümde Demir 4,5 aylıktı. Sütümün kesilmemesi için sağma işlemini devam ettirdim. Sağılan sütün biberonla verilmesi ilk zamanlarda Demir'i çok etkilemedi, ancak 8. ayına geldiğinde benden süt almayı reddetti. Ben sağmaya devam ettim. Sonuçta anne sütü almaya devam edecekti.
Amacım 1 yaşına kadar süt vermeye devam etmekti ve bunu başardım. Anne sütü bağışıklık sistemini geliştirdiği gibi, zeka gelişiminde de önemli rol oynuyor. Bebeğim şu anda 13 aylık ve ciddi bir rahatsızlık geçirmemesini ben ağırlıklı olarak anne sütü tüketmesine bağlıyorum. Anne sütünün katkı maddesi içermemesi ve sindirimi kolay bir besin olması diğer tercih sebeplerimdi.
Elbette annelere de faydaları var. Hamilelik sırasında aldığım kiloların hızla verilmesini yine süt üretimine bağlıyorum. Yaklaşık 18 kg almıştım, bebeğim 10 aylık oluncaya kadar tamamını vermiştim. Ek bes ne 7. ay itibariyle geçtik. Demir artık büyümüş ve doyması için süt
yetersiz olmaya başlamıştı. Sırasıyla meyve sularına, sebze çorbalarına ve hazır mamalara başladık.
Bir yaşına kadar gün içerisinde ek besin verirken akşamları ve sabahları anne sütüyle beslemeye devam ettik. Şimdiyse her besini yiyebilir durumda. Anne sütüne devam ettiğim ve ek besine de olması gereken zaman içerisinde geçtiğimiz için en doğrusunu yaptığımıza inanıyorum.

Yazının Kaynağı: Pembe ve Mavi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Bebekler İçin Yemekler   C.tesi Ocak 10, 2009 9:52 pm

Bebeğim nasıl beslenmeli, hangi gıdalar faydalı?

Zanussi Mutfak Sanatları Atölyesi Eğitmeni ve Yemek Yazarı Aslı Kender, minikler için lezzetli tarifler ve yararlı bilgiler veriyor.

Kayısının faydaları
Genelde tazesini tercih ettiğimiz kayısının pek çok yararı var. Bunlardan birkaçı; sindirime ve kansızlığa iyi gelmesi, hazmı kolaylaştırması. Bunların dışında gözleri de güçlendirir ve cildi güzelleştirir.

Bebe boeuf stroganoff

Gıda değerleri
Demir, B vitaminleri, protein, kalsiyum

Hazırlama süresi
20 dakika 1 porsiyon

Malzemeler
çok ince doğranmış 50 gram bonfile ince doğranmış 1 taze soğan 1 çorba kaşığı sızma zeytinyağ 1 tatlı kaşığı ince doğranmış dereotu 1 tatlı kaşığı yoğurt

Yapılışı
• Bir tavaya zeytinyağı ve taze soğanı alın.
• 10 saniye kadar orta ateşte kavurup bir çorba kaşığı su ekleyin. Kapağını kapatın ve orta ateşte eti iyice pişirin.
• Ateşten alıp dereotunu ekleyin ve bir tabağa yerleştirin.
• 5 dakika soğumaya bırakın ve yoğurdu ekleyip karıştırın.
• Bebeğinizin diş gelişimine ve çiğneme kapasitesine göre ister robottan hafifçe geçirin, ister olduğu gibi servis yapın.

Yoğurtlu zeytinyağlı kabak

Gıda değerleri
Kalsiyum, potasyum, magnezyum, beta karaten, C vitamini

Hazırlama süresi
20 dakika 1 porsiyon

Malzemeler
1 kabak, kazınmış ama kabuğunun çoğu yerinde kalacak şekilde 1 İnce doğranmış taze soğan, 1 tatlı kaşığı ince doğranmış dereotu 1 çorba kaşığı sızma zeytinyağı
1 çay kaşığı limon suyu 1 tatlı kaşığı yoğurt

Yapılışı
• Kabakları küp olarak doğrayın. Ufak bir tencerenin içine zeytinyağını, taze soğanı ve kabakları alın. 1 çorba kaşığı su ekleyin ve üzerini kapattıktan sonra 10 dakika veya kabaklar
yumuşayıncaya kadar pişirin.
• Çok fazla su varsa, ateşin altını açın ve 1 dakika kadar kapaksız olarak pişirin.
• Bir tabağa alın, çok ince doğranmış dereotunu ekleyin ve çatalla ezin.
• Ilıdığında yoğurtla karıştırın ve bebeğinize yedirin.

Kuru kayısılı beyaz peynir

Genelde kahvaltıda veriliyor
Gıda değerleri
Beta karaten, demir, potasyum, kalsiyum

Hazırlama süresi
5 dakika 1 porsiyon

Malzemeler
1 kuru kayısı
(Geceden yarım çay bardağı
suda bekletilmiş)
Kibrit kutusu büyüklüğünde tuzsuz beyaz peynir
1 tatlı kaşığı yoğurt

Yapılışı
• Kayısıyı neredeyse püre olacak şekilde doğrayın.
• Beyaz peyniri çatalla ezin.
• Yoğurt, kayısı ve peyniri beraber karıştırın ve bebeğinize kahvaltıda yedirin.

Yazının Kaynağı: Pembe Mavi Dergisi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Bebekler için demir, yemek tarifleri   C.tesi Ocak 10, 2009 9:54 pm

Zanussi Mutfak Sanatları Atölyesi Eğitmeni ve Yemek Yazarı Aslı Kender, minikler için lezzetli tarifler ve yararlı bilgiler veriyor.

Bu ay sizlere demirin faydalarından bahsetmek istiyorum. Demir sadece bebekler için değil, her yaş grubu için önem taşıyor. Demir kanımızda hemoglobin üretiyor, hemoglobinse kanımızda bulunan tüm hücrelere gerekli olan oksijeni taşıyor. Dolayısıyla, demir eksikliği olması, hücrelerimizin yeterince oksijen alamaması demek oluyor. Aynı zamanda, beynimizin iyi çalışmasında önemli bir rol oynuyor. Demir hem kırmızı et, hem de sebzelerden alabildiğimiz bir mineral. Fakat, sebzelerde bulunan demirle etten alınan demir birbirinden farklı olduğu için iki çeşit de bizim için önemli.
Bununla beraber, bir gıdanın içinde bulunan demir miktarı yüksek olması, yiyen kişinin o miktarın hepsini alabilmesini garantilemiyor. Vücudun demir emme kapasitesini etkileyen birçok faktör var, ama fazla teknik konulara girmeden, 1 - 2 basit unsurlara dikkat etmek yeterli, ilk olarak, vücudun daha fazla demir alabilmesi için, demir içeren gıdaların yanında muhakkak C vitamini içeren gıdaların bulunması da gerekiyor. En fazla C vitamini içeren sebzelerin başında renkli tatlı biberler, Brüksel lahanası, brokoli, patates, enginar, domates, karnıbahar ve kuru kayısı geliyor. En fazla demir içeren gıdaların başındaysa enginar, mercimek, kuru fasulye, nohut, balkabağı, ıspanak, ve tabii ki kırmızı et ve tavuğun but tarafı da yer alıyor. Dolaysıyla her öğünde bu iki gruptan birer malzemeyle bebeğinizin yemeğini hazırlamaya dikkat etmenin faydası var.

Önemli bir not
Amerika'da yapılan bazı araştırmalar; eskiden bilinenin aksine, anne sütüyle beslenen bebeklerin kanında daha fazla hemoglobin bulunduğunu gösteriyor. Doktorunuz farklı bir şey önermiyorsa, mama seçerken içinde demir olan bir mama seçmeye dikkat edin. inek sütü zaten bir yaşına kadar verilmiyor. Ama 1 yaşından sonra da, doktorunuz farklı bir şey önermediyse, günde 700 ml inek sütünden fazlası vücutta demir kaybına yol açıyor. Bebeklik döneminde demir eksikliğine özellikle dikkat edilmesi gerekiyor, çünkü demir beyin gelişimi ve algılama kapasitesi üzerinde birebir etkisi olan bir mineral.

Protein deposu yumurta
Besin maddeleri içinde en kaliteli protein yumurtada bulunur. Bunun dışında A, D, E ve B grubu vitaminleri başta olmak üzere, diğer vitaminleri de önemli oranda içerir. Ayrıca yumurtada, demir ve çinko gibi sağlığımız için çok önemli olan mineraller de mevcut.

Tavşan Yumurta:
Malzemeler
4 katı yumurta
8 diş karanfil
2 havuç, tuz
Birkaç taze biberiye dalı
6 - 7 kıvırcık salata yaprağı
1 dilim kaşar peyniri 1 tatlı kaşığı zeytinyağı 1 tatlı kaşığı limon suyu

Yapılışı
• Servis tabağına salata yapraklarını döşeyin. Havuçları temizleyip rendeleyin ve salata yapraklarının üzerine ilave edin. Zeytinyağı, limon suyu ve tuzu bir kapta karıştırıp salatanın üzerine gezdirerek dökün. Yumurtaları katı kıvamda haşlayıp kabuklarını soyun.
• Yumurtaları dik durmaları için alt kısımlarını hafifçe keserek düzeltip tavşanın vücudunu oluşturun. Karanfillerle gözlerini, biberiyeyle bıyıklarını ve kaşar peynirle kulaklarını hazırlayın.
• Yumurtaları havucun üzerine yerleştirip servis yapın.

Tavuklu yelkeni

8 porsiyon

Malzemeler
8 dilim tavuk biftek 8 dilim çedar peyniri (veya taze kaşarpeyniri) Yarım sarı dolmalık biber Yarım kırmızı dolmalık biber
3 çorba kaşığı sıvıyağ Yarım su bardağı mısır unu
2 yumurta Tuz

Yapılışı
• Peynir dilimlerini çaprazlamasına ortadan ikiye keserek iki üçgen elde edin. Biberleri eşit büyüklükte üçgen şeklinde kesin. Bayraklı yelkenleri hazırlamak için, peynir dilimlerinin geniş kenarının iki ucunu kürdanla sabitleyip yarısına sarı kalanlara da kırmızı biberleri tutturun. Yumurtaları bir kapta tuzla hafif çırpın. Tavuk etlerini önce yumurtaya sonra mısır ununa bulayın. • Yağı tavada kızdırıp tavukları kızartın. Kağıt havlu üzerine alıp fazla yağını çektirin ve servis tabağına alın. Üzerlerine hazırladığınız bayraklı yelkenlileri batırıp servis yapın.

Komik kanepeler
4 porsiyon

Malzemeler
Tuzlu kanepe için:
4 dilim tost ekmeği
4 tatlı kaşığı krem beyaz
peynir, 10 gr tereyağ
2 dilim salam, 1 domates
1 tatlı sivribiber
Dilimlenmiş zeytin

Tatlı kanepe için:
4 dilim tost ekmeği
4 tatlı kaşığı kayısı
marmeladı, 10 gr tereyağ
1 golden elma, 2 kivi
Birkaç siyah üzüm

Yapılışı
• Tuzlu kanepe için, ekmeği yuvarlak kesin. Üzerlerine tereyağ ve peynir sürün. Domatesi dilimleyip kaş ve dudakları oluşturun. Salamları kesip gözleri hazırlayın. Biberleri kesin ve burnu hazırlayın.
• Tatlı kanepe için, ekmeği yuvarlak kesin. Üzerlerine tereyağ ve marmelat sürün. Elmayla ağzını, kivilerle gözleri hazırlayın, iri üzümü burun, küçük üzümlerlyse göz olarak kullanın.

Yazınn kaynağı: Pembe ve Mavi Dergisi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Anne Sütünün Faydaları   C.tesi Ocak 10, 2009 9:55 pm

Her aile bebeğine dünyanın en iyi şeyini vermek ister. Anne sütü ise bebeğinize hayata başlarken verebileceğiniz en güzel hediyedir. Oysa son yıllarda yapılan onca reklamda ve piyasaya sürülen binlerce üründen sonra bazı annelerin bebekleri için en iyi besinin hazır mamalar olduğu düşüncesine kapıldığını üzülerek gözlemlemekteyim. Ama unutulmaması gereken şey anne sütünün yerini hiçbirşeyin alamayacağıdır. En az altı ay süreyle bebekler emzirilmelidir. Altı aydan sonra yavaş yavaş ek besinlere geçilebilir. Anne sütü, bebeğin ihtiyaç duyduğu herşeyi içerir. Allah tarafından bedava üretilip sunulan bu gıda bebeğin yaşamındaki ilk aylara en uygun besindir. Yeni doğan bebeklerde sindirim sistemi tam olarak gelişmediği için diğer besinler bebeklerde sindirim problemlerine yol açabilmektedir.

Anne sütü içerdiği bağışıklık maddeleri sayesinde bebeği dış dünyadan gelen birçok hastalıklara karşı korur. Anneden geçen bu bağışıklık maddeleri bebekte adeta aşı görevi yapar. Anne sütü alan bebeklerin ani bebek ölümlerinden daha az etkilendikleride yapılan araştırma sonuçlarındandır. Ayrıca anne sütünün içeriği dolayısıyla bebeklerin zeka seviyelerinde de belirgin bir gelişme göze çarpmaktadır. Bebeğin çene yapısının düzgün gelişmesi içinde emme işlemi pozitif yönde etki yapar. Böylece dişlerin doğru çıkıp büyümesi sağlandığı gibi dişlerin geç çürüdüğüde saptanmıştır.

Psiskolojik yönden ele alındığında emme saatleri anne ve bebeğin bedenen kontakt kurdukları bir fırsattır. Böylece anne ve bebek birbirine daha sıkı bağlanır. Bedensel temas bebeğe güven duygusu verir. Yani emzirmek bebeğin ruhsal sağlığı açısındanda son derece önemlidir.

Anne sütü yeteri kadar yağ, protein, karbonitrat ve diğer vitaminleri içerir. Mesela sinir dokusunun oluşmasında önemli rol oynayan kolesterol de anne sütünün içinde yeteri kadar vardır. Anne sütüne göre dört kat daha fazla linoleik asit içeren hazır mamalar demir emilimini azalttıkları için bebekler kansız kalabilir, oysa annede kansızlık olsa bile anne sütü içinde bebek altı aylık olana kadar yeteri kadar demir vardır. Mesela erken doğan bebekler için de anne sütü vazgeçinilmez bir besindir. Bu bebeklerin anne sütü sayesinde dünyaya daha çabuk uyum sağladıklarıda bilinmektedir. Doğumdan sonraki ilk bir saat emzirmeye başlamak için en uygun zamandır. Çünkü yeni doğan bebeklerde bu süre içinde emme refleksi en üst düzeydedir. Ayrıca anne sütü istenildiği her an, istenildiği kadar, tertemiz, ilk kaynaktan ve uygun ısıda üretilmektedir. Böylelikle hazır mamalardan daha pratiktir ve hazırlık gerektirmez.

Bebeğiniz doyuyor mu?

Bebekler doğumdan sonra kilolarının yüzde onuna kadarını kaybederler, fakat ilk ondört gün içinde doğum kilolarına erişmiş olmaları gerekir. Eğer bebeğiniz öndört güne kadar doğum kilosuna erişmişse ve düzenli olarak haftada yüz ila üçyüz gram arası kilo alıyorsa vede günde beş altı bez değiştirecek kadar altını ıslatıyorsa sütünüz yeterli demektir. Doğumda hemen sonra yedi ila onuncu günler, dört ila altıncı hafta arası ve onikinci haftalarda bebeklerde büyüme zamanı dediğimiz devreler olur. Bebekler bu dönemlerde sürekli emmek isteyebilir ve huysuz olabilirler. Işte bu dönemde sabırlı olmalı ve bunun geçici bir dönem olduğunu düşünmelisiniz. Kısa bir süre sonra vücudunuz buna uyum sağlıyacak ve yeteri kadar süt üretecektir. Bir rahatsızlık olmadığı müddetce en azında dört aya kadar anne sütü bebeğe yalnız başına yeterlidir. Mesela stres yada üzüntü anne sütünün üretilmesini azaltabilen etkenlerdir. Sütü az olan annelerin sütünün çoğalması için içebileceği çaylarda mevcuttur. Emziren anneler günlük yaklaşık üç litre sıvı almalıdırlar. Ayrıca emzirmeyle ilgili problemlerinizde mutlaka önce ebenize danışıp gerçekten gerekliyse mamaya geçmelisiniz. Bebeği emzirirken her iki göğüstende emzirilmesi süt üretimini arttırır.

Peki kaç saat arayla emzirmelisiniz?

Her bebekte emme ve uyku saatleri farklı farklıdır. Ortalama dört saat aralıkla bebek emzirilmelidir. Bir saat geç yada bir saat erkende emzirilebilinir. Fakat bu aralık iki saatden daha az olmamalıdır. Aksi takdirde sindirilen ve sindirilmemiş süt karışacağı için gaz problemlerine sıkca rastlanır. Çünkü sindirme işlemi ortalama birbuçuk saatde tamamlanır.

Emziren annelerin yememesi gereken şeyler:

Brokoli, karnıbahar, soğan, sarımsak, kuru baklagiller, inek sütü, aşırı asitli içeceklerin bebekte gaz yapma ihtimali yüksek olduğundan ilk iki aylık dönemde bu tür yiyeceklerden kaçınılması gerekir. C vitamini içeren meyveler portakal, mandalina, kivi, limon gibi yeyecekler bebeklerde popo yarasına sebep olur. Özellikle ilk iki ay uzak durulmalı daha sonrada alıştırılarak yenilmelidir. Akşam saatlerinde içilen çay ve kahve geceleri bebeklerde uykusuzluğa neden olabilir.

Yazının Kaynağı: home.arcor.de
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Küçük Çocuklarda Beslenme   C.tesi Ocak 10, 2009 9:56 pm

Aynen yetişkinler gibi, küçük çocukların da, protein, yağ, karbohidrat, vitaminler ve mineraller gibi gıdalar yanında, enerji için de yiyeceklere gereksinimleri vardır. Bu, vücutlarının düzgün bir şekilde çalışması ve kendi kendini tamir edebilmesi için gereklidir. Burada, küçük çocuğunuz için sağlıklı yiyecekler seçebilmenize yardımcı olmak üzere bazı pratik tavsiyeler bulunmaktadır.

Küçük çocuğunuzun neler yemesi gerekir?
Çocuklar bu yaşlarda çok hızlı büyürler ve genellikle çok aktiftirler. Bu yüzden bol miktarda kalori ve gıdaya gereksinimleri vardır. Sağlıklı ve çeşitli bir diyet sayesinde küçük çocuğunuzun gereksinimi olan bütün gıdalar sağlanabilir.
Her gün aşaıdaki türden yiyecekler vermeyi unutmayın:
• süt ve süt ürünleri – bunlar kalori, protein, vitaminler ve mineraller sağlar
• et, balık ve bunlara alternatif olarak örneğin yumurta, fasulye, bezelye ve mercimek – bunlar protein, vitaminler ve mineraller gibi gıdalar açısından zengindir
• ekmek, pirinç, makarna, kahvaltı yemekleri ve patates, bu nişastalı yiyecekler kalori, vitaminler, mineraller ve lif sağlar
• meyve ve sebzeler – bunlar C vitamini ve diğer koruyucu vitaminler ve mineraller yanında lif de sağlarlar.

Küçük çocuğunuz sizin yediğiniz yiyecekleri yiyebilir mi?
Küçük çocuklar yetişkinlerin yediği yiyecekleri yiyebilirler. Ancak iki yaşına gelmeden önce bir oturuşta fazla miktarda yiyecek yiyemezler. Bu yüzden iki yaşına kadar çocuğunuza kalori ve gıdalar içeren (ki bunlara bazen ‘gıda yüklü yiyecekler’ adı verilir), aşağıdakilere benzer yemekler ve hafif yiyecekler vermeniz önemlidir:
• tam yağlı süt ve süt ürünleri
• et
• yumurta
Çocuğunuza aynı zamanda meyve ve sebzeler ve nişastalı yiyecekler de vermeyi unutmayın.

Kendiniz lif miktarı yüksek yiyecekler yiyorsanız, küçük çocukların midelerinin, elenmemiş undan yapılma makarna ve kahverengi pirinç gibi yiyecekleri kaldırmayacağını unutmayın. Ayrıca çok fazla lif bazen özümleyebilecekleri kalsiyum ve demir gibi minerallerin miktarını düşürebilir. Küçük çocuklar beş yaşına geldiklerinde, ailenin yediği, bol miktarda nişastalı yiyecekler ve bol miktarda meyve ve sebze de içeren, daha büyük parçalı olan yiyeceklerden yemelidirler. Ancak tereyağında, sürülen katı yağlarda, peynirde, yağlı ette ve et ürünlerinde, bisküvilerde, hamur işlerinde ve pastalarda bulunan doymuş yağdan çok fazla bulunmamasına dikkat edin.

Yarı yağlı ve yağsız süt
Çocuğunuz iki yaşına geldiğinde, iyi bir şekilde yiyor ve çeşitli yiyeceklerden bol miktarda kalori ve gıdalar alıyorsa, kendisine yarı yağlı süt vermeye başlayabilirsiniz. Beş yaşına gelinceye kadar çocuğunuza, esas içecek olarak tümüyle yağsız süt vermek uygun değildir. Çünkü bu tür sütte yeterince kalori ve vitaminler bulunmaz.

Ne tür yiyeceklerden kaçınmalıdır?
Aşağıdaki yiyeceklerden kaçınmaya dikkat edin:
• Küçük çocuğunuza çiğ yumurta veya çiğ ya da kısmen pişmiş yumurta içeren yiyecekler vermeyin. Bunlarda bir tür gıda zehirlenmesine yol açan salmonella riski bulunur. Çocuğunuza yumurta verirseniz, hem beyazının hem de sarısının iyice katılaşıncaya kadar pişmiş olmasına dikkat edin.
• Boğulma tehlikesi olduğu için beş yaşından küçük çocuklara bütün kuruyemişler vermeyin. Bunları daima ezmek veya pul haline getirmek iyi fikirdir.
• Köpekbalığı, kılıç balığı ve marlin etinden de kaçının. Bu tür balıklarda, çocukların gelişmekte olan sinir sistemlerini etkileyebilen, oldukça yüksek oranda metil civası bulunduğu görülmüştür.
• Çocuğunuzun yiyeceklerine tuz, şeker veya bal katmaya hiç gerek yoktur.

Tatlı içecekler
Küçük çocuğunuza gazlı içecekler veya ‘meşrubat’ denen türden içecekler vermemeye çalışın. Bu tür içecekler diş çürümesine yol açarlar. Ayrıca çocuğunuzun midesini dolduracakları için, yeterince yiyecek yemezler ve gereksinimleri olan gıdaları alamazlar.
Çocuğunuza ‘meşrubat’ denen türden içecekler veya şekerli içecekler verirseniz:
• bol miktarda suyla karıştırmaya dikkat edin
• bu tür içecekleri yemek yedikleri zamanlarda verin
• yemekler arasında su veya süt vermek daha iyidir.

Yazının Kaynağı: food.gov.uk
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: bebek, emzirme ve katı yiyecekler   C.tesi Ocak 10, 2009 9:58 pm

Soru : Bu iki bölümlü bir soru. İlk önce, emzirmenin yanı sıra katı yiyeceklere ne zaman başlanmasını önerirsiniz?
İkinci olarak, düzenli olarak katı yiyeceklere başladıktan sonra daha ne kadar emzirmeye devam etmeliyim?

Cevap: Bu konuda çok farklı tavsiyeler alabilirsiniz ve bunlar da anababaların kafalarını karıştırmaktadır. Eğer biraz eskilerden bir doktorunuz varsa, katı yiyeceklere büyük bir olasılıkla bebeğiniz altı veya sekiz haftalıkken başlayacaktır. Son yıllarda tıp çevrelerinde katı yiyeceklere çok erken başlandığı görüşü yaygınlaşmaya başlamıştır, çünkü gittikçe daha çok çocuğun yiyecek allerjisi olduğunu görüyoruz. Açıkçası benim görüşüm, bebeğin beslenme programına katı yiyecekleri eklemeden önce dört, hatta altı aylık olmasını beklemenizin akıllıca olacağıdır. Ailenizde yiyecek allerjileri görülmüşse, uzun bir süre beklemek çok önemlidir.

Katı yiyecekleri nasıl ekleyeceğiniz konusu da çok önemlidir. Ana-babalara cazip gelen karışımlardan çok, basit yiyeceklerle başlamak gerekir. Bebekler için, su ya da anne sütü ile yumuşatılmış pirinç gevreğini öneririm. 3-6 gün sonra, küçük bir miktar pirinç gevreğinin üzerine, basit ve kolay sindirilebilen bir yiyecek olan muzdan bir miktar koyabilirsiniz. Hemen bütün bebekler onu rahatça hazmeder ve tadını severler. Daha sonra, havuç ya da kabak gibi sarı ya da turuncu bir sebze eklemenizi öneririm. Daha sonra da basit bir et, örneğin tavuk eti, ekleyerek listenin en başına geri dönebilirsiniz. Önce farklı bir gevrek, sonra meyva, sonra sebze ekleyip, çocuğunuz sizin onayladığınız (ve belki de onun da onayladığı) çeşitlilikte yiyecekler yer hale gelene kadar buna devam edebilirsiniz.

Diğer önemli bir konu da bebeğin memeden kesilmesidir. Bazı anneler bebeklerini emzirmeye bir buçuk-iki sene ya da bebek istediği sürece devam etmeyi tercih ederler. Diğerleri 9 aylıkken ya da bebek dişleriyle ısırmaya başlayınca kesmek gerektiğini düşünürler. Bunun özel bir konu olduğunu ve bebeğin ne zaman sütten kesileceğinin belirlemeye kimsenin hakkı olmadığını düşünüyorum. Benim konrolümdeki çocukların hepsi (benim kendi üç çocuğum da dahil olmak üzere) 7-9'uncu aylar civarında emmeyi bıraktılar. Açık söylemeliyim, biraz hayal kırıklığına uğradım! Emzirmekten çok zevk alıyordum, ama onlar daha fazla almadılar. O aylardan sonra çocuklarımı emziremediğim halde, biberonlarını her zaman kendim verdim ve bu anlar onları kucağıma alıp okşadığım, sarıldığım ve salladığım anlardı.

Bebeğinizin bedenini gözleyin. Çocuğun annesinden (veya biberondan) emmekten ve bundan aldığı tatminden vazgeçmeye ne zaman hazırsa, o zaman bırakmasına izin verin. Çocuğun kendi bedeni ve sistemi doğru zamanı bilir. Bazı çocuklar annelerinden emmeyi bıraktıktan sonra hemen bardağa ya da ağızlıklı bardaklara geçerler. Eğer cok uzun süre beklerseniz, çocuk için emme refleksinden vazgeçmesi cok zor olabilir ve emmek bir alışkanlık haline gelebilir!

Yazının Kaynağı: Anababaların En Çok Sorduğu Soruların Cevapları / Dr. Grace Ketterman
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Bebek Beslenmesi, Anne Sütü, Ay ay bebek beslenmesi
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Ana Karakter Alımı İçin

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
CHaTLaQS :: DiGeR KoNuLaR :: FaYDaLi BiLGiLeR :: FaYDaLi BiLGiLeR :: BeBeKLeR HaKKiNDa-
Buraya geçin: