TüM CHaTLaQSLaR BuRDa SeN NeRDeSiN??
 
AnasayfaGaleriSSSKayıt OlGiriş yap
MiSaFiR
widgeo.net
Web Counter
En son konular
» www.radyocare.djop.de
tarafından _troyaa_ C.tesi Tem. 04, 2015 10:27 pm

» www.radyocare.djop.de
tarafından _troyaa_ Çarş. Tem. 01, 2015 11:45 pm

» www.radyocare.djop.de
tarafından uğurradyo C.tesi Ara. 07, 2013 2:07 pm

» yayindayim
tarafından uğurradyo C.tesi Ara. 07, 2013 2:05 pm

» Üsküdarda sabah oldu ,hadi kahvaltiya....
tarafından uğurradyo C.tesi Ara. 07, 2013 2:01 pm

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 217 kişi Cuma Tem. 28, 2017 11:59 pm tarihinde online oldu.
En iyi yollayıcılar
_troyaa_ (5389)
 
DeLiYaR (3274)
 
BaRoNeS (2252)
 
ANGeLiNa (1988)
 
ALTIN_DAMLA (743)
 
GuLGuZeLi (637)
 
ruzgar (543)
 
hope (509)
 
GüL-PeRiSi (444)
 
CaT_GiRL (250)
 
Flatcast.fr
ONLiNe RaDYo

Sosyal yer imi
Sosyal yer imi delicious  Sosyal yer imi reddit  Sosyal yer imi stumbleupon  Sosyal yer imi slashdot  Sosyal yer imi yahoo  Sosyal yer imi google  Sosyal yer imi blogmarks  Sosyal yer imi live      

Flatcast.fr CHaTLaQS

Sosyal bookmarking sitesinde CHaTLaQS adresi saklayın ve paylaşın
RaDYoCaRe

Paylaş | 
 

 Bebek Sağlığı, Bebek Hastalıkları, Aşı, Bebek Temizliği

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Bebek Sağlığı, Bebek Hastalıkları, Aşı, Bebek Temizliği   C.tesi Ocak 10, 2009 10:10 pm

Bebeklerde Öksürük
Bir hastalık belirtisi olabileceği gibi, boğazda veya solunum yollarındaki tahriş edici bir maddeye karşı tepki de olabilir. Öksürük akciğer enfeksiyonlarındaki veya solunum yollarındaki balgamın sökülmesini sağlar. Kuru gıcıklı öksürük, pek ciddi bir sorun olmamakla birlikte, nedeni her zaman bilinemez. Soğuk algınlığı sırasında burun akıntısının geriye giderek solunum borusunu tahriş etmesinden dolayı olabilir. Vücudun ana soluk borusuna yabancı bir cisim kaçmışsa bunun atılmasına yönelik bir çaba olarak da kuru öksürük görülebilir. Çocuğun çevresinde sigara içiliyorsa, sigara dumanı, çocuğun solunum yollarını tahriş ederek kuru öksürüğe sebep olabilir. Kulak enfeksiyonları da kuru öksürüğe yol açabilir.

Siz nasıl yardımcı olabilirsiniz?
♦️ Eğer öksürük balgamlı bir öksürükse, kesinlikle öksürük şurubu kullanmayın. Bu durumda öksürüğün kesilmesi değil, öksürükle birlikte balgamın sökülüp atılması önemlidir. Öksürürken çocuğunuzu yüzükoyun olarak dizinize yatırın, sırtına hafif hafif vurarak balgamın çıkmasına yardımcı olun.
♦️ Durup dururken bir kuru öksürük başlamışsa, boğazına yabancı bir cismin kaçıp kaçmadığına bakın. Eğer kaçmışsa çıkarmaya çalışın veya bir sağlık kuruluşuna götürün.
♦️ Geceleri öksüren çocuğunuzun yastığının altına destek koyarak dik yatmasını sağlayın. Sümüğün boğazından aşağılara kayarak tahrişe yol açmasını da engellemiş olursunuz. Yüzükoyun veya yan yatırmak da tahrişi önler.
♦️ Öksüren çocuğunuzun odasını sürekli nemli tutun. Yanında bir çaydanlık su kaynasın veya bir camı hafif aralık bırakarak odanın havasının kurumasını önleyin. Odayı fazla ısıtmayın.
♦️ Çocuğunuzun yanında kesinlikle sigara içmeyin. Çocuğunuzun girmediği, evin herhangi bir odasında dahi sigara içmeyin. Sigara dumanı hava zerrecikleriyle çocuğunuzun yanına taşınır ve onu rahatsız eder.
♦️ Yatmadan önce çocuğunuzun boğazını yumuşatmak için ılık bir şeyler verin. Süt salgı oluşumunu artırdığı için 6 aylıktan büyük çocuklara süt vermeyin. 18 aylıktan büyük çocuklar için birkaç damla ılık su içinde eritilmiş bala limon suyu katarak hazırlayacağınız içeceği verebilirsiniz.
♦️ Çocuğunuzun öksürüğü 3-4 gündür devam eder, çocuk öksürük yüzünden uyuyamazsa, öksüren çocuğunuz 6 aylıktan küçükse, boğazına kaçan cismi çıkartamamışsanız, çocuğunuz boğulurcasına öksürüyorsa, hızlı, sesli ya da zorlukla soluyorsa hemen bir doktora götürün.

Yazının kaynağı : Sevda Salihoğlu Dursun ( Bebek Bakımı ve Sağlığı )
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Bebeklerde Kabızlık   C.tesi Ocak 10, 2009 10:11 pm

Sert ve zor dışkılamaya kabızlık denir. Çocuklarda bağırsak hareketleri çok değişkendir; kimi çocuk kakasını günde 2 kez yaparken, kimi çocuk da 2-3 günde bir yapabilir. Hep aynı düzende kaka yapan bir çocuk 2-3 günde bir de yapsa kabız demek değildir. Dışkının kıvamı sert değilse de, birkaç günde bir yapılması kabızlık değildir.
Çocuk sert kaka yaparken zorlanır. Makatta tahriş olur. Bu tahriş veya çatlak dışkılama esnasında acıya yol açar. Çocuk bu nedenle dışkılamak istemez. Bu da kabızlığı artırır. Bu şekilde bir kısır döngü oluşur.
Bebekler oturmayı ya da emeklemeyi öğrenirken ve yürümeye başlamadan önce hafif kabızlık çekebilirler. Çocuğun tuvalet eğitiminde baskıcı olmak da çocuğun kaka yapmayı reddetmesine yol açar. Bunun sonucunda da kabızlık oluşabilir.

Siz nasıl yardımcı olabilirsiniz?
♦️ Çocuğunuz kısa süreli kabız olmuşsa telaş etmeyin. Kesinlikle müshil ilacı vermeyin. Biberonuna şeker katmayın. Özellikle sıcak havalarda bol bol su ve meyve suyu içirin.
♦️ Kabız olan çocuğunuzu uzun süre oturakta bekletmeyin. Oturakta çocuğa acele ettirmeyin. Oturağa oturmadan önce, makat çevresine biraz nemlendirici sürerseniz, kaka yapmasını kolaylaştırırsınız. Oturma banyoları da çocuğunuzun dışkı yapmasını kolaylaştırır.
♦️ Çocuğunuza bol bol lifli gıdalar yedirin. Lifli besinler, bağırsak hareketlerini artırarak kabızlığı giderir. Lifli besinler; taze meyve ve sebzeler, özellikle erik, kayısı, incir, üzüm, karpuz, gibi meyveler yedirin. Yeşil yapraklı sebzeler ve az haşlanmış karnıabahar, kereviz ve pırasa verebilirsiniz.
♦️ Kabız olan çocuğa bazı besinleri yasaklamak gerekir. Bunların arasında süt en önemlisidir. Kabızlığı olan bir çocuk süt içmemelidir. Ancak sabahları aç karnına ballı süt veya içine kuru inciri sekize bölerek kaynattığınız sütü vermenizde fayda vardır. Şeker, çiklet, gofret gibi kimyasalları bol olan gıdalardan da sakınmalısınız. Saf çikolata yiyebilir. Bebe bisküvisi yerine sade bisküviyi tercih edin.
♦️ Her gün iki çorba kaşığı keten tohumunu 12 saat suda beklettikten sonra, beklettiğiniz suyla kaynatıp çorbalarına katabilirsiniz. Bu yöntem kabızlığın tedavisi için önemli bir uygulamadır.
♦️ Çocuğunuz kaka yaparken ağrı sızıdan söz ediyorsa, çamaşırında kan izleri varsa, karnının alt bölümünde ağrı ve sancı varsa hemen doktora götürün.

Yazının kaynağı : Sevda Salihoğlu Dursun ( Bebek Bakımı ve Sağlığı )
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Bebeklerde Gaz Sancısı   C.tesi Ocak 10, 2009 10:12 pm

Bebeğiniz ağlama sebebi açlık değilse ve ayaklarını daha çok yukarıya doğru çekerek ağlıyorsa buna gaz sancıları sebep olabilir.Bebeklerin çok sık ve düzensiz beslenmeleri gaz sancılarını arttırabilir.ekerli su verilmesi, emziklerin bala veya pekmeze batırılması, çok erken ek besinlere başlanması, meyve ve meyve sularının gereğinden fazla verilmesi, yeterince olgunlaşmamış meyvelerde gaz sancılarını arttırır.Bebeğin kundaklanarak veya sarılarak hareket kabiliyetinin kısıtlanması, altının uzun süre ıslak bırakılması,bebeğe gereğinden fazla su içirilmesi,Uzun süre ağzı açık kalmış şuruplar, açıkta kalan yiyecekler (özellikle süt ve sütlü olanlar) da basit mikrobik kontaminasyonlar sonucu gaz sancısına neden olabilir.

Aşağıdaki makalede bebeklerde gaz sancıları ve bu konuda yapılması gerekenler hakkında bilgiler bulabilirsiniz.
Durmadan ağlıyorsa...

Eğer bebeğiniz bir günde 3 saatten, haftada 3 günden fazla ağlıyorsa ve acısının tıbbi olarak bir açıklaması yoksa yani sağlıklı ise, bunun nedeni gaz problemidir. Bebeklerde açlık ve ağrıya bağlı olmayan ve açıklanamayan ağlama nöbetlerine kolik deniyor. Ağlama nöbetleri 1-2 saat devam eder ve bebekler bu dönemler arasında iyi görünür. Gaz sancısı olan bir bebek, ağlama nöbeti sırasında bütün kuvvetini tüketecek şekilde, durmak bilmeden ve teselli edilemeyecek şekilde ağlar. Çoğu bebeğin ağlama veya susmalarının açık bir nedeni yoktur.
Koliğin nedeni

Peki kolik denen gaz sancıları neden oluyor? Bebeğiniz neden bu kadar ağlıyor? Maalesef, kimse bunun tam olarak neden olduğunu bilmiyor, ancak kolik sağlıklı ve 5 ayın altındaki yenidoğanların yüzde 10-25'inde görülüyor. Kolik, bir hastalık değildir, sadece bebekte sağlıklı olmasına rağmen gaz sancısı nedeniyle teselli edilemeyen bir ağlama şeklinde görülüyor.

Gazlı bebek, rahatsız olduğunu gösteren hareketlerde bulunur. Bunlar: Bacaklarını uzatır ya da kendine doğru çeker. Bunu gazı çıkarmak için yapar. Ağlar ve huzursuzluk duyar. Bebeğinize günün herhangi bir saati rahatsızlık verebilir. Ama daha çok akşam saatleri ile gece yarısı ortaya çıkar. Gaz, sıklıkla uyumasını geciktirir ve gece uyanmalarına neden olur. Gazlı bebekler genelde hassas mizaçlı, ilgi isteyen ve çok daha kolay uyanan karakterdeki bebeklerdir. Bazen anne-babalar bu durumdan kendilerini sorumlu hissedebilirler, ancak bebekte kolik gelişmesi kötü anne-baba olduğunuzu kesinlikle göstermez, bu nedenle kendinizi suçlamayın.

Nedeni ne olursa olsun kolikli bir bebekte çığlık atar şekilde ani başlayan ve teselli edilemeyen bir ağlama şekli görülür. Gaz sancısı sırasında vücudu gerginleşir, sırtını geriye doğru büker, yüzü kızarır, el ve ayakları hafifçe morarabilir.
Ne kadar devam eder?

Genellikle 2-4 hafta arasında kolik belirtileri kendini gösterir. Bebeğin ağlamaları 6-8 hafta arasında şiddetlenir. En iyi tarafı da sonsuza kadar sürmeyecek olmasıdır. Ağlamalar 2. veya 3. ayda azalmaya başlar, kolikli bebeklerin yüzde 90'ı dördüncü aylarında düzelirler.
Bebeğinize nasıl yardım edebilirsiniz?

Öncelikle derin nefesler alın ve rahat olmaya çalışın. Sakin ve nazikçe yapılan hareketler bebeğinizi rahatlatacak en iyi yaklaşımdır. Koliğin muhtemel sebeplerine göre yaklaşım tarzınızı şöyle belirleyebilirsiniz:

1- Bebeğinizin merkezi sinir sistemi tam olarak gelişmemiş olabilir ve dünyadaki gürültülere henüz hazır olmayabilir. Bu durumda bebekler üçüncü haftanın sonunda dış uyaranlara karşı daha uyanık olurlar ve sinir sistemi, istenmeyen bir davranış olan ağlamaya engel olamaz. Uyaran bombardımanı altındaki bebek, akşam saatlerinde iyice gergin ve uyarılmış olur. Bebeğinizi rahat ettirmeniz önemlidir. Ne zaman ağlarsa bebeğinizi kucağınıza alın ve onunla konuşarak veya şarkı söyleyerek onu yatıştırın. İlk 4 ayda bebeğiniz kucağa alışacak diye endişelenmeyin.

2- Sallanan bir koltukta bebeğinize sarılabilir, onu beşiğinde sallayabilir veya sallanan anakucağına koyabilirsiniz. Onu ince bir battaniye ile sararsamz veya kanguru ile önünüze asarak onunula dans ederseniz bebeğiniz daha az ağlayacaktır. Bebeğinizi karnınızın, dizinizin veya sıcak su torbasının üzerine yatırabilirsiniz. Sırtına hafif, ritmik hareketlerle vurarak masaj yapabilirsiniz. Kanguruya, ana kucağına veya pusetine koyarak yürüyüşe çıkabilirsiniz. Temiz hava ve ritmik hareketler bebeğinizin sakinleşmesine ve uykuya dalmasına yardım edecektir. Devamlı bir sese maruz kalacağı araba gezintisi de yapabilirsiniz. Bebeğiniz ile birlikte duş alabilirsiniz.

3- Bebeğinizin mide-bağırsak sistemi henüz tam olgunlaşmamış olabilir. Bebeğinizin özellikle beslendikten sonra gazının veya ağrısının olup olmadığına dikkat edin. Eğer gazı varsa gazının çıkarılmaya ihtiyacı vardır. Emziriyorsanız veya biberonla besliyorsanız ara ara gazını çıkartın. Biberonla besleniyorsa hava yutmadığından emin olun ve emziğinin uygun boyutta olmasına dikkat edin. Biberon büyük ise hızlı beslenmesine, küçük ise hava yutmasına sebep olacaktır. Hava yutmasını azaltan özel biberonlar denevebilirsiniz. Beslenme sonrasında bir süre sessiz ve hareketsiz kalmasına özen gösterin, evirip çevirmekten kaçının. Rezene, papatya gibi çaylar gaz sancısını hafifleten ve bebeği rahatlatan bitki özleridir. Doktorunuza danışarak bu çayları deneyebilirsiniz.

4- Bebeğinizin anne sütü içindeki bazı maddelere reaksiyonu olabilir. Anne sütü alıyorsa doktorunuza danışarak diyetinizi değiştirmeniz faydalı olabilir. Böylece bebeğinizin daha az ağladığını göreceksiniz. Baharatlı yiyecekler, buğday gibi lifli tahıllar, kabuklu yemişler, fasulye, karnabahar, lahana, brüksel lahanası, brokoli, soğan, sarımsak, çilek ve kahveyi diyetinizden çıkarmalısınız. Eğer bebekte ishal, kusma, egzama, hırıltı veya ailede inek sütü alerjisi varsa annenin aldığı inek sütüne bebeğin de alerjisi olabilir. Eğer emziriyorsanız 1 hafta süreyle inek sütü içmeyin ve inek sütü içeren peynir, yoğurt ve dondurma gibi yiyecekler yemeyin. Bu sürede bebeğinizin koliği azalırsa bu besinleri çok az tüketmelisiniz. Eğer hazır mama veriyorsanız ve bebeğinizde alerji belirtileri varsa 1 hafta süreyle hipoallerjik olan mamalardan birini veya soya içeren mamalar vermeyi deneyebilirsiniz. Bu konuda doktorunuza danışmalısınız.

5- Bebeğiniz kaprisli, hassas ve tepkili olabilir. Birkaç hafta erken doğan prematüre bebeklerin sakinleştirilmesi daha zordur. Eğer hiçbir şey işe yaramıyorsa doğal olarak endişelenmeye başlarsınız. Anne-babada endişe, sinirlilik ve kızgınlık olursa bebeği sakinleştirmekte daha çok zorlanabilirler, bebek sizdeki gerginliği hissederek daha huzursuz hale gelebilir ve sakinleşmesi daha zor olabilir. Eğer kendinizi gergin hissetmeye başladıysanız, mola vermeniz önemlidir. Kendi sağlığınıza da dikkat etmelisiniz. Günde en az 1 kez gündüz de uyumaya çalışın.

6- Kolikli bir bebeğin bakımını iki kişinin üstlenmesi daha uygun olur. Eşiniz veya güvendiğiniz bir kişiden bebeğinize bakmasını isteyebilirsiniz. Siz de bu arada sakin bir odada dinlenebilir veya uzun bir banyo yapabilirsiniz. Veya bir süre evden uzaklaşabilirsiniz, temiz hava almak ve zihninizi dinlendirmek size enerji verir. Eğer yardım alabileceğiniz kimse yoksa; bebeğinizle birlikte yürüyüşe çıkabilir ve temiz hava alabilirsiniz, içinde bulunduğunuz durumla ilgili her gün bir arkadaşınızla konuşabilir ve endişelerinizi paylaşabilirsiniz.
Sık yapılan yanlışlar ve yapılması gerekenler

. Eğer emziriyorsanız kesmeyin. Her ağladığında emzirmeyin veya biberon vermeyin. Ağlama nedenlerinden biri de karnının aç olmasıdır, ancak son 1-2 saatte yeterli beslendiyse tekrar beslemeyin.

. Bebeğiniz ağladığı zaman kucağa alınmasına ihtiyacı vardır, ancak ağlamadığı zamanlarda kucağa almayın.

. Bebeğinizi uyuması için sürekli sallıyorsanız, bu durum bebeğiniz için vazgeçilmez bir alışkanlık olacaktır. Bunu önlemek için bebeğinizin uykusu geldiğinde ve ağlamadığı her zaman onu yatağına koyun. Böylece rahat pozisyon almayı ve uyumayı öğrenir. Ağlamıyorsa uyuması için sallamayın ve emzirmeyin. Kolik önlenemez ancak uyku sonınu önlenebilir.

. Gündüz uzun süre uyumasını azaltmaya çalışın. Eğer gündüz 2-3 saatten fazla uyuyorsa nazikçe uyandırın, oyun oynayın veya onu besleyin. Böylece gece uyanık kaldığı saatleri azaltmış olursunuz.

. Bebeğinizi su yatağında ve yumuşak yastıklarda yüz üstü olarak bırakmayın. Çünkü bu şekildeyken bebekler nefes almak için başlarını kaldıramazlar. Bebek bu durumdayken nefes alamama ve beşik ölümü riski mevcuttur.

Makalenin Kaynağı: Bebeğim Dergisi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Bebeklerde Gaz Sancısı   C.tesi Ocak 10, 2009 10:13 pm

Bebeğiniz ağlama sebebi açlık değilse ve ayaklarını daha çok yukarıya doğru çekerek ağlıyorsa buna gaz sancıları sebep olabilir.Bebeklerin çok sık ve düzensiz beslenmeleri gaz sancılarını arttırabilir.ekerli su verilmesi, emziklerin bala veya pekmeze batırılması, çok erken ek besinlere başlanması, meyve ve meyve sularının gereğinden fazla verilmesi, yeterince olgunlaşmamış meyvelerde gaz sancılarını arttırır.Bebeğin kundaklanarak veya sarılarak hareket kabiliyetinin kısıtlanması, altının uzun süre ıslak bırakılması,bebeğe gereğinden fazla su içirilmesi,Uzun süre ağzı açık kalmış şuruplar, açıkta kalan yiyecekler (özellikle süt ve sütlü olanlar) da basit mikrobik kontaminasyonlar sonucu gaz sancısına neden olabilir.

Aşağıdaki makalede bebeklerde gaz sancıları ve bu konuda yapılması gerekenler hakkında bilgiler bulabilirsiniz.
Durmadan ağlıyorsa...

Eğer bebeğiniz bir günde 3 saatten, haftada 3 günden fazla ağlıyorsa ve acısının tıbbi olarak bir açıklaması yoksa yani sağlıklı ise, bunun nedeni gaz problemidir. Bebeklerde açlık ve ağrıya bağlı olmayan ve açıklanamayan ağlama nöbetlerine kolik deniyor. Ağlama nöbetleri 1-2 saat devam eder ve bebekler bu dönemler arasında iyi görünür. Gaz sancısı olan bir bebek, ağlama nöbeti sırasında bütün kuvvetini tüketecek şekilde, durmak bilmeden ve teselli edilemeyecek şekilde ağlar. Çoğu bebeğin ağlama veya susmalarının açık bir nedeni yoktur.
Koliğin nedeni

Peki kolik denen gaz sancıları neden oluyor? Bebeğiniz neden bu kadar ağlıyor? Maalesef, kimse bunun tam olarak neden olduğunu bilmiyor, ancak kolik sağlıklı ve 5 ayın altındaki yenidoğanların yüzde 10-25'inde görülüyor. Kolik, bir hastalık değildir, sadece bebekte sağlıklı olmasına rağmen gaz sancısı nedeniyle teselli edilemeyen bir ağlama şeklinde görülüyor.

Gazlı bebek, rahatsız olduğunu gösteren hareketlerde bulunur. Bunlar: Bacaklarını uzatır ya da kendine doğru çeker. Bunu gazı çıkarmak için yapar. Ağlar ve huzursuzluk duyar. Bebeğinize günün herhangi bir saati rahatsızlık verebilir. Ama daha çok akşam saatleri ile gece yarısı ortaya çıkar. Gaz, sıklıkla uyumasını geciktirir ve gece uyanmalarına neden olur. Gazlı bebekler genelde hassas mizaçlı, ilgi isteyen ve çok daha kolay uyanan karakterdeki bebeklerdir. Bazen anne-babalar bu durumdan kendilerini sorumlu hissedebilirler, ancak bebekte kolik gelişmesi kötü anne-baba olduğunuzu kesinlikle göstermez, bu nedenle kendinizi suçlamayın.

Nedeni ne olursa olsun kolikli bir bebekte çığlık atar şekilde ani başlayan ve teselli edilemeyen bir ağlama şekli görülür. Gaz sancısı sırasında vücudu gerginleşir, sırtını geriye doğru büker, yüzü kızarır, el ve ayakları hafifçe morarabilir.
Ne kadar devam eder?

Genellikle 2-4 hafta arasında kolik belirtileri kendini gösterir. Bebeğin ağlamaları 6-8 hafta arasında şiddetlenir. En iyi tarafı da sonsuza kadar sürmeyecek olmasıdır. Ağlamalar 2. veya 3. ayda azalmaya başlar, kolikli bebeklerin yüzde 90'ı dördüncü aylarında düzelirler.
Bebeğinize nasıl yardım edebilirsiniz?

Öncelikle derin nefesler alın ve rahat olmaya çalışın. Sakin ve nazikçe yapılan hareketler bebeğinizi rahatlatacak en iyi yaklaşımdır. Koliğin muhtemel sebeplerine göre yaklaşım tarzınızı şöyle belirleyebilirsiniz:

1- Bebeğinizin merkezi sinir sistemi tam olarak gelişmemiş olabilir ve dünyadaki gürültülere henüz hazır olmayabilir. Bu durumda bebekler üçüncü haftanın sonunda dış uyaranlara karşı daha uyanık olurlar ve sinir sistemi, istenmeyen bir davranış olan ağlamaya engel olamaz. Uyaran bombardımanı altındaki bebek, akşam saatlerinde iyice gergin ve uyarılmış olur. Bebeğinizi rahat ettirmeniz önemlidir. Ne zaman ağlarsa bebeğinizi kucağınıza alın ve onunla konuşarak veya şarkı söyleyerek onu yatıştırın. İlk 4 ayda bebeğiniz kucağa alışacak diye endişelenmeyin.

2- Sallanan bir koltukta bebeğinize sarılabilir, onu beşiğinde sallayabilir veya sallanan anakucağına koyabilirsiniz. Onu ince bir battaniye ile sararsamz veya kanguru ile önünüze asarak onunula dans ederseniz bebeğiniz daha az ağlayacaktır. Bebeğinizi karnınızın, dizinizin veya sıcak su torbasının üzerine yatırabilirsiniz. Sırtına hafif, ritmik hareketlerle vurarak masaj yapabilirsiniz. Kanguruya, ana kucağına veya pusetine koyarak yürüyüşe çıkabilirsiniz. Temiz hava ve ritmik hareketler bebeğinizin sakinleşmesine ve uykuya dalmasına yardım edecektir. Devamlı bir sese maruz kalacağı araba gezintisi de yapabilirsiniz. Bebeğiniz ile birlikte duş alabilirsiniz.

3- Bebeğinizin mide-bağırsak sistemi henüz tam olgunlaşmamış olabilir. Bebeğinizin özellikle beslendikten sonra gazının veya ağrısının olup olmadığına dikkat edin. Eğer gazı varsa gazının çıkarılmaya ihtiyacı vardır. Emziriyorsanız veya biberonla besliyorsanız ara ara gazını çıkartın. Biberonla besleniyorsa hava yutmadığından emin olun ve emziğinin uygun boyutta olmasına dikkat edin. Biberon büyük ise hızlı beslenmesine, küçük ise hava yutmasına sebep olacaktır. Hava yutmasını azaltan özel biberonlar denevebilirsiniz. Beslenme sonrasında bir süre sessiz ve hareketsiz kalmasına özen gösterin, evirip çevirmekten kaçının. Rezene, papatya gibi çaylar gaz sancısını hafifleten ve bebeği rahatlatan bitki özleridir. Doktorunuza danışarak bu çayları deneyebilirsiniz.

4- Bebeğinizin anne sütü içindeki bazı maddelere reaksiyonu olabilir. Anne sütü alıyorsa doktorunuza danışarak diyetinizi değiştirmeniz faydalı olabilir. Böylece bebeğinizin daha az ağladığını göreceksiniz. Baharatlı yiyecekler, buğday gibi lifli tahıllar, kabuklu yemişler, fasulye, karnabahar, lahana, brüksel lahanası, brokoli, soğan, sarımsak, çilek ve kahveyi diyetinizden çıkarmalısınız. Eğer bebekte ishal, kusma, egzama, hırıltı veya ailede inek sütü alerjisi varsa annenin aldığı inek sütüne bebeğin de alerjisi olabilir. Eğer emziriyorsanız 1 hafta süreyle inek sütü içmeyin ve inek sütü içeren peynir, yoğurt ve dondurma gibi yiyecekler yemeyin. Bu sürede bebeğinizin koliği azalırsa bu besinleri çok az tüketmelisiniz. Eğer hazır mama veriyorsanız ve bebeğinizde alerji belirtileri varsa 1 hafta süreyle hipoallerjik olan mamalardan birini veya soya içeren mamalar vermeyi deneyebilirsiniz. Bu konuda doktorunuza danışmalısınız.

5- Bebeğiniz kaprisli, hassas ve tepkili olabilir. Birkaç hafta erken doğan prematüre bebeklerin sakinleştirilmesi daha zordur. Eğer hiçbir şey işe yaramıyorsa doğal olarak endişelenmeye başlarsınız. Anne-babada endişe, sinirlilik ve kızgınlık olursa bebeği sakinleştirmekte daha çok zorlanabilirler, bebek sizdeki gerginliği hissederek daha huzursuz hale gelebilir ve sakinleşmesi daha zor olabilir. Eğer kendinizi gergin hissetmeye başladıysanız, mola vermeniz önemlidir. Kendi sağlığınıza da dikkat etmelisiniz. Günde en az 1 kez gündüz de uyumaya çalışın.

6- Kolikli bir bebeğin bakımını iki kişinin üstlenmesi daha uygun olur. Eşiniz veya güvendiğiniz bir kişiden bebeğinize bakmasını isteyebilirsiniz. Siz de bu arada sakin bir odada dinlenebilir veya uzun bir banyo yapabilirsiniz. Veya bir süre evden uzaklaşabilirsiniz, temiz hava almak ve zihninizi dinlendirmek size enerji verir. Eğer yardım alabileceğiniz kimse yoksa; bebeğinizle birlikte yürüyüşe çıkabilir ve temiz hava alabilirsiniz, içinde bulunduğunuz durumla ilgili her gün bir arkadaşınızla konuşabilir ve endişelerinizi paylaşabilirsiniz.
Sık yapılan yanlışlar ve yapılması gerekenler

. Eğer emziriyorsanız kesmeyin. Her ağladığında emzirmeyin veya biberon vermeyin. Ağlama nedenlerinden biri de karnının aç olmasıdır, ancak son 1-2 saatte yeterli beslendiyse tekrar beslemeyin.

. Bebeğiniz ağladığı zaman kucağa alınmasına ihtiyacı vardır, ancak ağlamadığı zamanlarda kucağa almayın.

. Bebeğinizi uyuması için sürekli sallıyorsanız, bu durum bebeğiniz için vazgeçilmez bir alışkanlık olacaktır. Bunu önlemek için bebeğinizin uykusu geldiğinde ve ağlamadığı her zaman onu yatağına koyun. Böylece rahat pozisyon almayı ve uyumayı öğrenir. Ağlamıyorsa uyuması için sallamayın ve emzirmeyin. Kolik önlenemez ancak uyku sonınu önlenebilir.

. Gündüz uzun süre uyumasını azaltmaya çalışın. Eğer gündüz 2-3 saatten fazla uyuyorsa nazikçe uyandırın, oyun oynayın veya onu besleyin. Böylece gece uyanık kaldığı saatleri azaltmış olursunuz.

. Bebeğinizi su yatağında ve yumuşak yastıklarda yüz üstü olarak bırakmayın. Çünkü bu şekildeyken bebekler nefes almak için başlarını kaldıramazlar. Bebek bu durumdayken nefes alamama ve beşik ölümü riski mevcuttur.

Makalenin Kaynağı: Bebeğim Dergisi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Karın Ağrısı   C.tesi Ocak 10, 2009 10:15 pm

Bebeklerde karın ağrısı genellikle kabızlık ya da basit bir sindirim bozukluğu gibi önemsiz bir sorundan kaynaklandığından hemen paniğe kapılmaya gerek yoktur.

Karın ağrısı çocukluk döneminde çok sık rastlanan bir belirtidir; zaman zaman anne babanın paniğe kapılmasına neden olur. Bazen karın ağrısının altında oldukça ciddi bir neden yatar; bu durumda zaman geçirmeden bu nedenin belirlenmesi gerekir. Bu yüzden kesinlikle göz ardı edilmemeli ve çocuk hekime götürülmelidir; hekimin de bu yakınmaları ciddiye alıp gerekli incelemeleri yapması gereklidir.

NEDENLERİ
Çocukluk çağında karın ağrısına yol açan etkenler başlıca iki gruba aynlır:
1- Organik kökenliler
2- İşlevsel kökenliler.
Organik kökenli karın ağrısı enfeksiyon hastalıkları, bağırsak düğümlenmesi gibi kann boşluğu içindeki bir yapısal bozukluktan kaynaklanır. İşlevsel kökenli karın ağrısı ise daha ileri yaşlarda (okulöncesi ya da okul çağı) ortaya çıkar; temelinde belirgin bir organik neden yoktur. Yineleyicidir, gelir gider, çocuğu fazla rahatsız etmez. Daha çok sinirli, huysuz çocuklarda görülür ve sıklıkla okulun bu belirtiyi ortaya çıkaran etken olduğu düşünülür.

BELİRTİLERİ
Karın ağrısı daha önce hiç buna benzer bir yakınması olmayan çocuklarda aniden ortaya çıkabilir (akut ağn) ya da yineleyici olabilir ve çocuk belki de yüzlerce kez karın ağrısından yakınır (kronik ağrı).Ağrı enfeksiyona bağlıysa, hemenher zaman kusma ve/ya da ishalle birlikte ortaya çıkar. İdrar ve dışkının görünümünü incelemek ve bunu hekime tanımlamak gerekir. İdrarın rengi çok koyuysa, dışkı kanlı, sümüklü ya da sümükle kanşık kanlıysa alınan bir örneğin hekime gösterilmesinde yarar vardır. Çocuk yakınmasını düzgün ifade edecek kadar büyükse genellikle ağrının göbek çevresinde olduğunu söyler. Karnının başka bölgelerinin de ağrıdığını söylerse bunu hekime bildirmek gerekir. Dışkılamayla kaybolan gelip geçici bir ağrı sıklıkla kabızlığa bağlıdır; kronik kabızlığı olan çocukların karnı dışardan elle muayene edildiğinde büyük dışkı kütleleri hissedilebilir. Kabızlıkta ağrı, bağırsak duvarının gerilmesine ve çocuğun uzun süre bekleyerek katılaşan dışkıyı dışarı çıkarabilmek için verdiği uğraş sonucu oluşan tahrişe bağlıdır. Bu tip çocuklarda beslenme düzenini değiştirmek, onlara bol bol sebze ve meyve yedirmek gerekir; bu basit önlemlerle kabızlık düzeltilebilir. Kabızlığın düzelmesiyle, ağrılar da ortadan kalkar. Karın ağrısı her türde bağırsak iltihabında da hemen her zaman kusma ve ishal ile birlikte görülür. Kabızlıkta olduğu gibi dışkılamadan sonra ağrı azalır. Bu durumda kusma ve ishalin neden olduğu sıvı ve tuz kaybımn karşılanması için belli oranda tuz ve şeker katılmış bol su vermek ve mümkün olduğunca kısa süre içinde hekime başvurmak gerekir. Bağırsak iltihabı düzelince ağrı da kendiliğinden geçer, çocuğa özel bir ilaç verilmesi gerekmez. Bağırsak iltihabı genellikle virüs kökenlidir ve besin alımının durdurulması ve sulu besinlerin verilmesiyle kendiliğinden düzelir; ender olarak Salmonella ya da Campylobacter gibi bakteriler de ishale neden olur. Bunun ayrımı ancak hekimin gerekli incelemeleri yapmasıyla mümkün olur. Hekim bakteri kökenli bağnsak iltihabından kuşkulanırsa dışkı kültürü yapılmalı ve dışkıda iltihaba yol açan özel mikropların üreyip üremediğine bakılmalıdır. Bazı durumlarda kültür için dışkı örneği alındıktan hemen sonra sonucu beklemeden antibiyotik tedavisine başlanabilir.

BAĞIRSAK SOLUCANLARI
Çocukta karın ağrısının bir nedeni de oksiyür (kılkurdu), tenya (şerit) gibi bağırsak solucanlarıdır. Ağrının yanı sıra makatta kaşıntı, geceleri huzursuzluk ve uykusuzluk, kız çocuklannda dış cinsel organ iltihabı ve beyaz akıntı da, daha çok bulunabilir. Bağırsak solucanları ağız yoluyla bulaştığından, daha çok taşları, toprağı ve kirli ellerini ağızlarına sokan üç yaşından küçük çocuklarda görülür. Oksiyürün saptanması oldukça kolaydır; çocuğun dışkısı mikroskopta incelenir ve kurdun yumurtalarının görülmesiyle tanı konur.Tedavi için uygun ilacın bir defada verilmesi gerekir; genellikle ilaç 2-4 hafta sonra bir kez daha verilir. Çocuğun kesin olarak iyileşmesini sağlamak için ilaçla yetinmemek, bazı sağlık kurallarına kesin olarak uymak gerekir:
• Ailenin tüm bireyleri bir doz ilaç kullanmalıdır.
• Her dışkılamadan sonra eller ve tırnaklar yıkanmalıdır.
• Tırnaklar sık sık kesilmeli ve kemirilmemelidir.
• Solucanı taşıyan kişinin çamaşırları, iç çamaşırları, çarşaf ve havluları sık sık değiştirilmeli ve yıkanmalıdır.
• Temizlik gereçleri, dezenfektanlarla derinlemesine temizlenmelidir.

BAĞIRSAK DÜĞÜMLENMESİ
Oldukça ender rastlanır; bağırsakta bir fıtıklaşma oluşarak bağırsağın bir bölümü daha sonraki bağırsak bölümünün içine girer ve genişler. Bu durum çoçocukta aniden ortaya çıkan şiddetli bir ağrıya neden olur ve bağırsağın içindeki maddenin ilerlemesine engel olur. Çocuk dışkılayamaz, zorlukla çıkan dışlanın görünümü kendine özgüdür; kan ve müküsle karışık, jölemsi, kırmızımsıdır. Bağırsak düğümlenmesinde sancı aniden başlar ve kısa sürer; bir süre sonra yeniden kusma ile ortaya çıkar. Çocuğun acil olarak hekime götürülmesi gerekir. Cerrahi tedavi uygulanmalıda.

MECKEL DİVERTİKÜLÜ
Meckel divertikülü de karın ağrısına yol açar. Yinelenen karın ağrıları sıklıkla göbek çevresinde duyulur. Ağrının yanı sıra, kesintili olarak gelen kusma nöbetleri vardır. Bazen belirtiler aniden karın ağrılanyla başlar. Meckel divertikülü, dölütsel yaşamda var olan bir oluşumun, doğumdan sonra da anormal olarak varlığını sürdürmesinden kaynaklanır. Bu yapı bağırsak duvarının dışa doğru bir cep gibi bükülmesi sonucu oluşur ve ağrılar bu cebin içindeki bağırsak dokusundan kaynaklanır. Tam koymak zordur; bazı olgularda ağrı oldukça hafiftir ve kansızlık, kronik ishal ve büyüme bozukluğu ile birlikte ortaya çıkar.

DUZBAGIRSAK SARKMASI
Özellikle kronik ishali olan çocuklarda ve bazen de inatçı kabızlıklarda bağırsağın son bölümündeki mukoza anüsten çıkarak dışarı sarkar ve ağrıya neden olur.
ağlama, öksürme gibi karnın içindeki basıncı artıran hareketler bağırsak sarkmasını kolaylaştırır. Bu durum sık sık yineleniyorsa ya da önemli boyutlara erişmişse, çocuğun hekime gösterilmesi gerekir. Düzbağırsağın sarkan bölümü kolayca yerine sokulabilir; hekim makattan çıkan mukoza parçasını hafifçe iterek yerine yerleştirebilir.

Yazının Kaynağı: Medicana
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Diş Çıkarma   C.tesi Ocak 10, 2009 10:16 pm

Diş çıkaran bebeklerde, ateş, ishal ve genel bir huzursuzluk görüleceği oldukça eski bir inanıştır. Bu görüşü destekleyecek hiçbir tutarlı kanıt yoktur. Üstelik gelişen belirtileri diş çıkarmaya bağlamak tedavide geç kalmaya yol açabilir. Bebeğin ilk dişlerinin çıkmasıyla birlikte bazı genel bozuklukların görüleceği yerleşik bir kanı olmasının ötesinde tıp tarihine de geçmiştir. Beş bin yıllık bir geçmişi olan Sümer uygarlığında diş çıkarma ağrılarının solucan kemirmesine bağlı olduğuna inanılırdı. Tıbbın babası sayılan Hippokrates, diş çıkarma sırasında görülen belirtilerle yakından ilgilenmiş, dişeti kaşınması, çırpınma nöbetleri ve ishal gibi belirtilerin özellikle köpekdişlerinin çıktığı dönemlerde arttığı sonucuna varmıştır. 16. yüzyılda cerrahi bir girişim olarak dişetlerini yarma uygulaması başlamıştır. 20. yüzyılın ilk yarısına değin süren bu uygulamanın amacı dişin güvenli bir biçimde çıkmasını sağlayarak diş çıkarmaya bağlı ölüm tehlikesini azaltmaktı. Diş çıkarmaya bağlı ölüm son derece şaşırtıcı görünse de, geçmiş yüzyıllara ait tıp belgelerinde bu tip ölümlere yer verilmiştir. Hatta 1800'lerin ortalarına değin 4 yaşın altındaki ölümlerin yüzde 10'undan dişlerin çıkması sorumlu tutulmuştur. Ama burada altı çizilmesi gereken nokta, binlerce yıllık bulgulann kesinbilimsel verilere değil, sıradan gözlemlere dayandığıdır. Öte yandan bebeğin gelişiminde önemli bir aşama olarak aile içinde heyecan ve sevinç yaratan ilk dişlerin çıkması, bebek için son derece güç ve rahatsız edici bir olaydır. Çıkmakta olan diş, dişeti üzerinde sızlama, yanma ve kaşıntı kanşımı bir baskı yaratır. Bebeğin çok ağrı duyması ender görülen ve özellikle azıdişlerinde rastlanan bir durumdur. Dişlerin çıkması bebeğin davranışlannı da etkiler. Bu dönemde bebek sonderece duyarlı ve huysuzdur. Uykusuzluk çekebilir, bazen de iştahı azalır. Ama meme ya da biberonu istemiyorsa, iştahsızlıktan değil, şişmiş ve ağrılı olan dişetlerinin emme sırasında rahatsızlık yaratmasındandır. Diş gelişimi 6. ayda başlayıp 24-30. ayda tamamlanan oldukça hızlı bir süreçtir. Hemen hemen her ay bir diş çıkar ve tam boyuna ulaşması birkaç hafta sürer. Halk arasında bebek büyüdükçe ortaya çıkan çeşitli bozuklukların diş çıkarılmasına bağlanması oldukça yaygın bir kanıdır. Bebekte bu dönemde ortaya çıkabilecek bozuklukları diş gelişimine bağlamak kolay, ama aynı zamanda da oldukça tehlikeli bir yaklaşımdır. Ateş, kusma, ishal, çırpınma nöbetleri, öksürük ya da kilo kaybı gibi belirtiler diş çıkarmaya bağlanabilir. Ama olası bir gerçek hastalığı gözden kaçırma tehlikesi de vardır.
Diş çıkarma sırasında bazen vücudun enfeksiyonlara karşı direnci azalır. Böylece ateş, kulak ağrısı, iştahsızlık, kusma, ishal ve kilo kaybı biçiminde ortaya çıkan sindirim sistemi bozuklukları ya da solunum sistemi enfeksiyonlarına bağlı nezle ve öksürük gibi belirtiler ortaya çıkar. Diş çıkarma evresinde daha kolay yakalanılan bu tür hastalıklar diş çıkarmayla doğrudan ilişkili değildir. Yani bunlar "diş çıkarma bozuklukları" değil, gerçek birer hastalıktır ve ortaya çıktıklarında hemen çocuk hekimine başvurulmalıdır.
DİŞ ÇIKARMA VE İSHAL

Dışkılama sayısının artması ve dışkının yumuşaması, diş çıkarma sırasında ateşe oranla daha sık görülür.
• Bir görüşe göre bu durum, vücut direncinin azalmasıyla ortaya çıkan bağırsak enfeksiyonlarına bağlıdır.
• Bir başka görüşe göre ise diş çıkarma sırasında beslenme düzeninde yapılan değişiklik sindirim sisteminin bozulmasına yol açar. Sonuç olarak doğumdan sonra genellikle 5-7. aylarda çıkan dişlerin doğrudan bir sorun yaratması çok ender görülür. Diş çıkarma bir hastalık değil, fizyolojik (doğal) bir süreçtir.Genellikle kesicidişlerin çıkması bebek için önemli bir sorun yaratmaz. Rahatsızlık daha çok yaşamın ilk yılında azıdişlerinin çıkması sırasında görülür.

NE YAPMAK GEREKİR?

Diş çıkarma bebeğin yasanımda son derece önemli bir olaydır. Bu dönemde yakınlık gösteren, sakinleştiren ve yanından ayrılmayan birine gereksinimi daha da artar. Bilemediği, son derece rahatsız edici bir durumla karşılaşmıştır. Ağzında "farklı" bir şey vardır. Dişetleri ağrıyıp kaşınmaktadır. Bu rahatsız edici durum karşısında eline geçirdiği her şeyi ağzına götürüp ısırma isteği duyar. Dişetlerine sık sık masaj yapılması yalnızca fiziksel değil, açık bir ilgilenme davranışı olarak ruhsal rahatlama sağlar. Isırma isteğini karşılamak için bebeğe ağza sokulabilecek oyuncaklar verilmelidir. Doğal olarak bu oyuncaklar
temiz olmalı ve hiçbir keskin köşe taşımamalıdır. Bebeğin ısırma gereksinimini karşılayabilecek, aynı zamanda dişetlerine masaj yapabilecek, temizlenmesi kolay birçok oyuncak satılmaktadır. Bunlar, yüzeyleri pürtüklü plastik halkalardan, soğuk masaj uygulayan oyuncaklara kadar değişir. İkinci gruptakiler özellikle azıdişlerinin çıkması sırasında gereklidir. Bu plastik oyuncakların içindedamıtılmış su bulunur. Bir süre buzdolabında tutulduktan sonra bebeğe verilen içi su dolu halkalar duyarlılığı artmış olan dişetlerindeki sızıyı önemli ölçüde giderebilir. Diş çıkaran bebeğe kemirebileceği sert besinler verilmesi de gerekir. Bebeği elinde ekmek parçasıyla oynamaya bırakmak eskiden beri bilinen iyi bir yöntemdir. Bebek ekmek parçasını dişlemeye çalışır, ısırma gereksinimini karşılar ve bu arada çiğneme kaslarım çalıştırır. Çok geçmeden tükürükle ıslanıp yumuşayan ekmek parçası, dişetleri üzerinde örseleyici olmayan yararlı bir masaj da sağlar. Böylece sıvı gıdalardan katı gıdalara oyun aracılığıyla geçilebilir. Uzun süre yan sıvı mamalarla beslenen bebeklerin katı gıdalara alışması çok güç olabilmektedir. Bunlar dışında diş çıkarma döneminde özel bir tedaviye gerek yoktur. Örneğin, çıkmakta olan dişin üzerindeki mukoza örtüsü kesinlikle yanlmamalıdır. Diş çıkmaya başladıktan sonra dişeti düzeyine geldiğinde, yapılan kesiden dolayı gelişen ve dişe direnç gösterecek olan nedbe dokusuyla karşılaşacaktır. Bazı ender olgularda dişin üzerindeki mukoza örtüsü çok inceldiğinde diş hekimi tarafından çizilebilir. Gene de bu gereksiz bir girişimdir ve çocukta korku ve ağrıya yol açar.
DİŞ ÇIKARMA VE ATEŞ

Diş çıkarma ile ateş arasında doğrudan bir ilişkiyi gösteren somut veri yoktur. İkisinin bir arada bulunması büyük olasılıkla rastlantıdır. Ama ateşin, diş çıkmasıyla birlikte alevlenen bir hastalıktan kaynaklanabileceği de unutulmamalıdır. Kısaca ateş diş çıkarmanın bir sonucu değildir, ama bir enfeksiyonun alevlenmesine bağlı olabilir. Bu da dişin çıkmasını kolaylaştırır. Diş çıkarma ateşin doğrudan nedeni sayılmadığından, bu durumda bebek hekime götürülmeli ve kulak muayenesi ile idrar tahlili de yapılarak bir iltihaplanma olup olmadığı araştırılmalıdır. Solunum sistemi belirtilerinin ön plana çıkması, aktif bir virüs enfeksiyonuna bağlı olabilir.

Yazının Kaynağı: Medicana
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ANGeLiNa
forum kurdu
forum kurdu
avatar

Mesaj Sayısı : 1988
Yaş : 37
cizgi resim :
ReP PuaNi : 0
ReP GüCü : 714
Kayıt tarihi : 17/12/08

MesajKonu: Bebeklerde İdrar Yolları İltihabı   C.tesi Ocak 10, 2009 10:18 pm

Bebeklerde aşırı huzursuzluk, beslenme bozukluğu, kusma, ishal, ateş, uyku bozuklukları, kilo alamama gibi durumlarda idrar yolu iltihabı da düşünülmelidir.
Boşaltım sistemi organlarından herhangi biri, böbrekler, idrar torbası ya da bunlar arasındaki kanallar, bakteriler nedeniyle iltihaplanabilir. Büyükçe çocuklar, sık idrar yapma, idrar yaparken ağrı, yanma gibi şikayetlerde bulunabilirler. İdrarın pembe renkli ya da bulanık olması, idrar kokusunda değişiklik, ateşin yükselmesi, halsizlik, iştah kaybı, karın ağrısı, yatağını ıslatmayan çocuğun tekrar yatağını ıslatması gibi belirtiler görülebilir. Kız çocuklarında idrar yolu enfeksiyonu daha sık görülmektedir.
Erkek çocuklarda 1, kız çocuklarda 2 veya daha fazla idrar yolu iltihabı geçirme halinde, böbrek, idrar kesesi ve idrar yolları incelenmelidir. Darlık, taş, idrar kesesinden geriye kaçış veya yapısal anormallikler olabilir. Bunların erken tespit edilip tedavisi yapılmalı, koruyucu tedbirler alınmalıdır. Aksi halde böbrek yetmezliğine kadar ilerleyen sonuçlar olabilir.

Siz nasıl yardımcı olabilirsiniz?
* Küçük çocuğunuz hasta görünüyorsa, büyük çocuğunuz sık sık idrara çıkıp idrarını yaparken ağrı ve sızıdan yakınıyorsa, idrarını kontrol edin. Bulanık, renkli ve kötü kokulu olup olmadığına bakın.
* Çocuğunuza bol su içirin, böylelikle böbrekler çalışıp iltihabı atabilir.
* Arpa ve mısır püskülü çayı da iyi gelebilir.
* Çocuğunuz idrarını yaparken ağrı ve sızıdan şikayet ediyorsa, idrar yolu iltihabı geliştiğinden şüphe ediyorsanız hemen doktorunuza baş vurun. Doktor idrar tahlili ve kültürü yaparak teşhis koyup, uygun antibiyotik tedavisi verir. İdrar yolu enfeksiyonlarında tedavi süresi biraz uzun tutulmaktadır. Doktorunuzun söylediği süreyi tamamlayın.

Yazının kaynağı : Sevda Salihoğlu Dursun ( Bebek Bakımı ve Sağlığı )
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Bebek Sağlığı, Bebek Hastalıkları, Aşı, Bebek Temizliği
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» DüĞüN HaZıRLıKLaRı
» Kahretsin!!!

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
CHaTLaQS :: DiGeR KoNuLaR :: FaYDaLi BiLGiLeR :: FaYDaLi BiLGiLeR :: BeBeKLeR HaKKiNDa-
Buraya geçin: